Suhuf-u Subhan 2.Bölüm
SUHUF-U SUBHAN
BİRİNCİ KİTAP
İKİNCİ BÖLÜM
İBRAHİM HALİL MUHAMMED EL EMİN
Euzübillahimüneşşeytanırracin Bismillahürrahmanurrahim
Okuyup yazma tahsili yok, yaradılışında marifet ilmi vardır. Rab katından alınan bu ilimle on
dört yaşında manen Çin ve Japon savaşında Kore yarım adasın da, Türk Tugayının yanında
savaşa katılmıştır.
Kıbrıs müdahalesinde yeşil had çizilinceye kadar başını yastığa koymamıştır. İran ve ırak
savaşında sekiz yıl boyunca Allah’ u ta alaya temennilerini münacat etmiş ve Saddam’ın bu
günkü halini o günde görmüştür.
Şimdi yaşam yıllarıma dönerek yazımıza devam edelim. Sekiz yaşımda okuyup
yazamadığımın sebebini ve uğradığım zulmü düşünüyor bir yandan da çoban
arkadaşlarımdan okuma yazma öğrenmeye çalışıyordum. Ne yazık ki okumayı normal hale
getirmeme rağmen hiç yazma ihtiyacı duymadım. Ömrüm de bir defa askerde babama bir
mektup yazdım. Onun da sayfalarını doğru yazamadım ondan sonra elime kalem almadım.
On sekiz yaşının son aylarıydı ve bir gece yatsı namazının üçüncü rekâtının rükû tekbirlerini
alamıyordum. Üç dakika kadar kıyamda kaldım. Sonra kalpten münevver bir tekbir sesi geldi
ve düşüp bayıldım. Yine yayla kümbetinde beni yatağa yatırdılar ve yanımdan çıkıp gittiler.
Evin, üzeri ağaç dallarından örtülmüş muazzam bir tavanı vardı. Üzerimde yorganla örtülü idi
daha önce bahsettiğim gibi gaibin kapıları açılarak dünyada bir bölge gösteriliyordu. Bana bu
bölgenin neresi olduğu sorulduğunda bende bilemediğimi beyan ettim.
Az sonrasın da evin içerisinde güzel bir koku belirdi. Ve ikinci ses şöyle diyordu. ‘’ Seyrini
yaptığın bölge senin pirin Veysel Kararı’nın yaşadığı yer ‘’ dendi ve ses kesildi. Allah’ u ta
alanın izni ile Hakikat ilmi sahibi olmuşuz. İş bu kıssayı daha önceki sayfalarda azda olsa
açıklamıştık. Kitabımızın bu bölümünde Allah’ u Âlemin kendi zatı kelamından
isimlendirdiği ve insanlık adına verilen müjdeleri Rabbimin yardımı ile inşallah yazacağız.
Bizim maddi yaşamımızı idame ettirmek için uğraşımız hayvancılıktır. O da zor bir uğraş
istemektedir. İşte bu hal üzere iken Allah u ta alaya geri iade ettiğim hakikat ilmi altmış beş
yaşında tekrar tecelli oluyordu. Yanımda kalan son evladımın sorumluluğu bizi hayvanları
otlatmada zorunlu tutuyordu ve Allah u ta aladan gelen ilahi haberler bir kitap yazmamı
hissettiriyordu ve bu durum beni sürekli korkutuyordu.
Çünkü Kur’an ve hadis ilmim yoktu ve aradan üç yıl böyle geçmiş yaşımda altmış yedi
olmuştu yazı yazamamanın üzüntüsü de beni bırakmıyordu. Bu hal üzere iken bir ilkindi
namazının edasından sonra Aziz ve Kerim olan Rabbimin müjdesi ulaştı.
Bismillahürrahmannurrahim ‘’KİTABÜL GIYABÜL TERİM. Siz kitabı yazın.
Bildiklerinizin gıyaben her kelimesi okunacaktır.’’
Allah u ta ala emir vermeden evvel yazman icap ettiğini biliyordum, fakat okuryazar
olmadığım için okuma halinin ne ölçüde olacağını düşünüyordum. Çok şükür Rabbime,
TERİM Kelamullahı kitabın son kelimesine kadar okunacağının haberiydi. GIYABÜL
Kelamullahı ise, Kuran ve hadis ilmimin olmayışını işareti idi. Çünkü çocukluğumdan bugüne
kadar bu yüzden hüzün içerisindeydim ve kendimde bir boşluk hissi vardı. GIYABÜL ilahi
kelamı bu boşluğu dolduruyordu.
İşte bu hal üzere Allah’ u âlemin’ in emrini yerine getirmek için sol ayağımı sandalye sağ
dizimi masa yaparak sığır hayvanlarının ardında, Halik‘ u Rahman Âlim’ in Küllü şeyin Kadir
olan Allah’ u alanın insanlık adına verdiği ilahi müjdeleri fırsat verdiği sürece, İnsanlığın
haberi olması için çaba göstereceğiz. İnşa Allah Hür Rahman.
Allah’ u Halik Hür Rahman insanları günahsız yaratmıştır. Ve insan fıtratı gereği yaratanını
arar ve bulmak için ise bir rehbere bir kitaba muhtaçtır. Rabbim bu hakkı insanlığa ilahi
rahmetinden her zaman vermiş ve her kitabın rehberine sonradan gelecek kitabı ve
peygamberleri bildirmiştir. Bu peygamberlerin hiç birisi kendi kitapları üzerinde din telakki
edip yeni gelen kitaba ve peygambere inanmam dememiştir. Onlara inanan Müslümanlar da
onlar için şahit olup bu hak nizamdan haberdardır. İnanmak istemeyen İnsanlar Allah’ın
Peygamberlerine ve kitaplarına her türlü iftiralar ile saldırmışlardır. Kimileri de geçmiş
peygamberlerin bozulmuş inanç akideleri üzerinde ısrar etmişlerdir. Bu inançları yeni gelen
peygamberi duyup görünceye kadar geçerlidir. Ondan sonrası sapıtmaktan başka bir şey
değildir. Allah’ u ta alanın öyle bir kanunu yoktur. Önemli olan hak üzere olandan yana
olmaktır.
Beş Kitap, beş peygamber olsa ne olur? Ne olduğunu gören göz işiten kulak, Koklatan burun,
Konuşan kalp, yazan kalem, His eden duyu, Uçan iman, Dolan ve Boşalan hafıza ve konuşan
dil ve Allah’ın emri ile yazan ve duran kalem. Söyler.
Bu sapıtmadan insanlığın önündeki inanan insanlar hiç inanmayanlardan çok daha
sorumludurlar. Çünkü milyonlarca insan bunlarla birlikte sapıtmış tır. Allah’ u ta alanın
yanında sorumlulukları çok büyüktür. Ve bunlar sahtekârdırlar. Allah’ u (cc) bunların
şerrinden İnşa Allah insanlığı kurtaracaktır.
Gelelim Müslümanların çeşitli hallerine, Allah u ta ala hiçbir yere değil kulunun kalbine
sığmaktadır. Elhamdülillah bende Müslümanım, esas olan kalp temizliğidir, benim kalbim
çok temiz sen benim kalbime bak diyerek bu arzı mübarekte yaşayıp durmaktadırlar. Oysa
kalplerinin ne kadar kararmış ve mühürlenmiş olduklarını bilmezler gözlerini de maddenin
perdesi örtmüş yaşarlar hem kendilerini kandırmışlar ve yazık etmişler hem de saf
Müslümanları yolarından etmişlerdir.
Müslüman insan imanın şartlarına inanan ve bunun yanında mümin olup duası ve ibadetleri
kabul olan olmak üzere iki ye ayrılır. İnsan derece, derece yükselir ve Allah’ın izni ile
evliyanın zirvesine çıkar ve enbiyanın sınırlarını zorlayarak Allah u ta alanın rahmetine nail
olur. Allah’ u Aziz’ u Kerim’in Kur’an’da övdüğü Salih takva sahipleri işte bunlardır. Ve
sualsiz cennete giderler sayıları yok denecek kadar azdır.
Miraçta cennetin Sultanı Muhammed ’ün Resulü Ekrem (sav) Allah’ u ta alanın selamını işte
bu Salih ümmetine göndermiştir. Vesselam ü Aleyna ve ala ibadillahis Salih in. İşte
peygamberleriyle beraber olan kullar bu kullardır ki ne mutlu onun gibi olanlara. Halim ün
Âlim olan, kalemimizle bizi gözetleyen, Rahmet kapılarını bize açan Allah’ u Cemal,
kıyamete kadar hiç eksik olmayacak bu insanlara, tarafımızdan bizimde selamımızı ilet Ya
Rahman Âmin.
Müslümanlar inandık derler, fakat İslam’ın emirlerini yapmazlar veya ara ara yaparak hafife
alırlar günah işlerler. Müslümanım der İslam’ın emirlerini yerine getirirler, fakat nefsani istek
ve arzulardan kendilerini kurtaramazlar günah işlerler. Gene Müslümanım derler, fakat
tövbesi mümkün olmayan günah işlerler. Bu insanlar aynı zamanda İslam’ın emirlerini
yaptıkları ve bildikleri için büyük sorumludurlar.
İstikamet ehli Müslümanlar ise İslam’ın emirlerini yaparlar ve yasakladığı şeylerden kaçarlar.
Günahlardan sakınırlar ve nefislerini korurlar. Buna rağmen yine de bu Müslümanların
içinden FİTNE, FASIK veya MÜNAFIK ta çıkar. Kadir olan Allah u ta ala hıfzı muhafaza
buyursun. Âmin. Fakat izah ettiğimiz mümin ün grubundan iki grup yani bir grup şehitler bir
grup ta Müslüman cennete sualsiz olarak giderler.
İnanmayan insanları ise üç grupta toplamak mümkündür KÂFİR, MÜŞRİK, MÜNAFIK
KÂFİR: Allah’ u ta alayı iyi bildikleri halde emirlerini tanımayanlardır. ( Gerçeği daim örtenlerdir.)
MÜŞRİK: Bile bile inatla Allah’ u ta alaya, Kitaplarına, Peygamberlerine ve Müslümanlara
karşı duranlardır.
MÜNAFIK: İnananlarla inanmayanlar arasında gezen insan şeytanlarıdır. İşte bu üç grup
Allah’ u âlem cehenneme sualsiz girecektir. Allah en doğrusunu bilir. Fasıklar da bunlara çok
yakındır.
Müslüman ve Mümin kardeşlerimin inandığı yevm’ül kıyametten sonra, yeni hayat nizamının
başlamasında, Allah’ u ta alanın hâkimiyetin de kurulan mahkeme-i Kübra yalnız
Müslümanları yargılayacaktır. Cümle peygamberin ümmetleri arasında bir kısmının
bağışlaması mümkün ise, bağışlanıp cennete gönderileceklerdir. Orta ve ağır yükümlüler ise,
üç grup halinde cehenneme gönderilir. Kitabımızın önceki sayfaların da Kendim de Kur’an’ı
Kerim ilmimin olmadığını söylemiştim. Fakat hocalardan işittiğime göre, ‘’ Zerre miktarı
hayır amelin mükâfatı ve Zerre miktarda şer amalin mücazatı sorulurmuş.’’ Umarım Halik’ u
Rahman, tövbe edenleri boş çevirmez. Âmin.
Müslüman aynı zamanda günahın en küçüğünü gözler ve kaçınır büyütmez. Ve büyüğüne de
hiç yaklaşmaz. Acze düşüp günah işlediğinizde, kalbiniz de bir hüzün ve üzüntü
hissederseniz, hemen tövbe ediniz bir daha da öyle bir günah yapmayınız. Çünkü kalbi
sızlamayanın tövbesi kabul olmaz. Allah’ u ta alanın Kitabı Keriminde belirttiği büyük
günahlar cehennemi icap ettirir. Büyük günahların cezasını çeken Müslümanlar mümkün
olduğunca cehennemden çıkarılır.
Yalnız zina eden evli çiftler ebedi cehennemde kalırlar. Diğer zinalardan çocuk getirenlerinde
cehennemden çıkması mümkün gözükmemektedir. İşte bu zina ehli olanlar pisliklerini üç beş
kuşak ileriye taşırlar. Eğer Rabbim seyrettirirse gelinde İnsanlığın bu halini seyredin. Biz
Allah’ u ta Alanın izni ile on yaşından altmış beş yaşına kadar insanlığı geleceğinin düzelmesi
için dualar yaptık. On dört yaşımdan altmış dört yaşına kadar bütün ömrümü gece uyumadan
geçirdim. Miladi İki binin sonunda Allah’ u Aziz’ il Kerim insanlığın kurtuluş müjdesini
bildirince, bir yılımı da sevinç gözyaşları içinde ağlayarak hasta gezdim. Eğer Rabbim yardım
ederse insanlık için verdiği hayırlı müjdeleri İnşa Allah bizde sizlere vereceğiz.
Bismillahürrahmannurrahim
Enbiya’ u vel Mürsel ün
Enbiya’ u vel Nebi yün
Enbiya’ u vel Resulün
Peygamberler doğuşta diğer insanlar gibidirler. Kendilerinin de görevli olduklarını bilmezler.
Yalnız onlarda bir takım haller vardır. İnsanlığa Hayran, çocuğa şefkatli, yaşlıya merhametli
ve saygılı, Anne ve babaya üstün İtaat’ in yanında, insanlara hep hayır dua eder ve kimsenin
maddi ve manevi zarar görmesini istemezler. Elem verici hadiselere üzülürler. İnsanlığa
uygun olmayan edep dışı kötü hadiselerini görüp duydukça, yaradan Allah’ u ta alaya yönelip
korkarak ve utanarak üzüntülerini arz ederler. Yalan söylemez, yemin etmez, uğradığı
haksızlığa tahammül etmeye gayret eder. Ve Allah tan yardım ister hayatın acılı ve zor
günlerinde metanetini muhafaza eder. Ve üzüntüsünü yaratanı ile paylaşır. Bu hal üzere
yaşarlar. Bu devre Allah u ta alanın nezdinde SEYYÜDÜN devresidir. Bu durumda hala
kendisini bilemezler. Allah’ u Âlem’ in kendisini muazzam bir sınavdan geçirir ve o hayal
bile edemez. İşte on sekiz yaşındaki halimi anlayıp bir görev üzere olduğumu bilseydim,
görevi geri iade etmezdim. ''Aradan geçen kırk yedi yılın sınavını hakkıyla verdin’’ haberi
ulaşınca, görevimin tamam olduğunu düşünüyor, Rabbim me dönmek istiyordum hala bir
şeyin farkında değildim. Biz altmış dört yaşına geldik ve ilahi haberlerde on u geçmişti arada
bazı meseleler için meleğim geldiği halde yine de görevimizi tam anlamış değildim. Dört
yılın sonunda
Bismüllahürrahmannurrahim ‘’ Allahümme Salli ala Muhammed. Onun için
yaratılmıştır cennet. Onu nurdan seni kordan yarattık. İkisini birbirine kattık. Onun
için onu cennetime SULTAN eyledik. Seni cehenneme KOMUTAN ettik.’’
Bu ilahi haber üzerine biz de amenna Kudret il Âlemin. Sen Küllü Şey’ in Kadirsin, Adilsin
Hâkimsin, Subhan el Rabbi yel Azimsin. Ya Rab ömrümün kalan gününde insanlık uğruna
senin kapında bekleyeceğim. Ya Rabbim senin insanlık adına verdiğin ilahi müjdeleri yazmak
için üç yıl emrini bekledim yazamadım. İlahi kudretinle hafızamda topladım ve yazmaya
başladım. Ya Âlim’ in Rahman bizden yardımını esirgeme derim. Rahman Nur Rahim. Âmin.
Yaşımda altmış sekiz olmuştu miladi yıl 2004
İlahi hikmetle anlamıştık ki, Nur ve Kor karışımından Kâinatta canlı ve cansız ne varsa,
Yerlerde ve göklerde, Ay, Güneş, Yıldızlar, İnsanlar, Cinler, Hayvanlar, Taş, Toprak vb.
Hepsinin Ruhu bu Nur ve Korun karışımıdır. Cennetin nuru o NUR, cehennemin koru o
KOR, Bu ilahi müjdeden bir gece sonra da;
Bismillahürrahmanurrahim ‘‘Habibim AHMET ve Resul’üm Muhammed. Biz sizi
âlemlere RAHMET olarak yarattık. Biz yarattıklarımızı biliriz sen üzülme, Allah sizinle
beraberdir.’’
İlahi haberi ile gelecek iki görev yüklendi. İnşa Allah çaba bizden yardım rabbimdendir.
Atamız Hz Âdem aleyhi selamdan bu güne hiçbir peygamber ben peygamberim diyemez.
Allah’ u Halik tan emir gelmeyince ve rütbesinin nerede olduğunu da bilemez Allah (cc)
bildirmeyince, İnsanlara da Allah( cc) tan aldığı emirler haricinde başka bir şey söyleyemez.
Kur’an’ı Kerimde ismi geçen Peygamberlerin ( yani ilahi müjdeleri bildiren) hepsi Resuldür.
Onlarda SADIK, SALİH, SEYYİT, MÜRSEL, NEBİ devrelerini yaşamışlar ve en son
Rabbim onlara RESULÜM demiştir. Hepsinin de ayrı ayrı hikmetleri ve mucizeleri vardır.
Hepsi de muazzam sınavlardan geçmiştir. Ömürlerinin son yıllarında Allah u Rab bil Âlemin
onları methi sefa ederek RESULÜM demiştir.
Peygamberimiz miraç hadisesinden sonra RESUL unvanını almıştır. Allah’ u Kerim ümmetini
önümüzde ki dört bin yıllık bu zaman içerisinde Her türlü felaketten korusun. Âmin. Kudreti
sonsuz Allah’ u Rab bil Âlemin. El Hâkim’ in Küllü şey’ in Kadir.
Ey uğruna yetmiş yıllık bir ömür verdiğim insanlık, bu yazdıklarımız roman veya hikâye
değildir. Hepsi gerçektir. Bura da işaret edilen hal ve zamanı sen yaşayacaksın. Kendine çok
dikkat et. Allah’ın kula ihtiyacı yoktur. Sizin Allah’a ihtiyacınız vardır. Siz yaşadığınız
ömrünüzü de kime borçlu olduğunuzu bilmiyorsunuz. Bin dört yüz yıldır duasına sığınıp (
dualar olmasa haliniz ne olacaktı ) ve onu yalanlayıp hak olan kitabına da köhneleşmiş
dediniz. Allah sizi değiştirip yerinize BAŞKA BİR NESİL GETİRİP HAK KİTABINI DÖRT
BİN YIL DAHA OKUTUP HÂKİM KILACAKTIR.
Yazıktır ki son dört yüz yıldır giden küfür erbabı cehennemi kapısına kadar doldurmuştur.
Şimdi değişip giden küfür erbabı istif yapılacaktır. İnşa Allah gidenler bunu hemen görecekler
ve Kalanlar da Allah’ u ta alanın insanlığı nasıl değiştirdiğini burada görecek ve yaşayacaktır.
Şimdi yaşayan bu insanların, gelecekte yaşayacak insanların yaşam nizamına akılları ermez.
Çünkü onların aklı Allah’ u Âlemin in ilim ve kudretine ermedi ve nefsani bir heva ve heves
şeytani gurur ve haset içinde eriyip gittiler.
İlahi olarak ‘’Resulüm Ahmet Habibim Muhammed. Biz sizi Âlemlere Rahmet gönderdik’’
Buyurulmasına rağmen bin dört yüz yılda imtihan edildiniz ve sınavı kaybettiniz. Size
halinizden haber vereyim, Bu arzı mübarekte sözde Müslüman sayısını bir buçuk milyar
olarak hesaplamışsınız. Oysa Allah’ u alanın kaydında ÜÇ YÜZ ELLİ milyon civarıdır. İşte
haliniz budur. Bunun sebebi yine kendileridir.
Çünkü Allah’ın kitabına hakkıyla inanmadılar ve kendi arzuları doğrultusunda ihanet te
ettiler. Kudreti sonsuz, ilminin sınırları bilinmez ve Zatı ile külli Şey in Kadir olan Mevla kim
bilir neyler. Bize vermiş olduğu müjde aynen şöyledir.
Bismillahürrahmannurrahim‘’ Ey Ha mimim. Bütün dualarını kabul ettik. Beşeriyetin
üzerindeki nurumuzu, bir damla kan akmadan tamamlayacağız.‘’ ( Yıl 2000 )
Bu ilahi müjde üzerine bende, Allah’ım artık sana dönebilir miyim diyordum. Çünkü
insanlığın kurtulması için bir ömrüm bitmişti ve Allah u ta aladan da başka bir temennim de
yoktu. Yalnız bilemediğim mesele insanlık üzerinde görevimiz varmış. Ve hadise ilahi
Kudretinden devam etti, İnşa Allah hadiseleri anlatacağız. Bu hadiseler insanlığın kurtuluşu
için Rabbimizin bize verdiği ilahi müjdeler den bu hitapta, BİR DAMLA KAN AKMADAN
Kelimesi bizim Allah’ u ta alaya savaş istemem diye yaptığım duaların karşılığıdır.
İNSANLIĞIN ÜZERİNDEKİ NURUNA gelince, insanlığın kurtulması ve kurtulduktan sonra
yaşayacağı hayatta, Allah’ u ta alanın kitabının hâkimiyetine, peygamberlerine, ana babaya ve
bütün insanlığa bin çeşit dua yapmıştım. İşte bahsedilen bu Nurun hikmetini bir kitaba
sığdırmak mümkün değildir. Yalnız biz mümkün oldukça kısa kısa işaret edeceğiz. Rabbim ne
zaman izin verir ise. İlahi hitabın başında ki, HA MİMİM Kelamı ise İnsanlık adına
getirdiğim HALİFEM demekti.
Bu kitabımızda insanlık adına sevindirici yedi büyük hadise vardır. Bu hadiseleri insanlığın
mevcut işleyiş doğrultusun da aklının kavraması da mümkün değildir. Yalnız biz Allah’ u ta
alanın yaz emrine itaat ederek ve Allah’ u ta alaya sığınarak yazmaya başladık. Bura da
kaleme alınan meseleler ilerde Allah’ u ta alanın izni ile zuhur ettiğinde insanlık o zaman
anlayacaktır. Eğer insanlık Âdem aleyhi selamdan günümüze geçen insanlık gibi olsa yine bir
şey anlamaz. Yalnız İlmi Kudreti sonsuz olan Rabbim lütuf ve ihsan sahibidir. Vadi zuhur
eder insanlıkta görür İnşa Allah’ u Âlemin âmin.
Aziz ve Kerim olan Allah’ u ta alanın vadi ‘’ Habibim Ahmet ve Resulüm Muhammed. Biz
sizi Âlemlere rahmet için yarattık.’’ Buyurdu ve Altı bin altı yüz altmışaltı ayeti Kitap-ı
Kerimi vahiy buyurdu. O ayetlerde insanlığı dayanılmaz bin bir meşakkat le Allah’ın izni ile
tebliğ ettiler. Ve sorumluluğu Müslümana bırakarak bu dünyadan göçtüler.
Ne yazık ki geçmiş peygamberlerin kavmi gibi peygamberimizin ümmeti ve bütün insanlık
küfre ve şerre delalet etmiştir. Soruyorum Müslümanlara sizin kitabınız, Kur’an Hâkim değil
mi? Peygamberimiz Âlemlere rahmet için gönderilmedi mi? Cevap tabi ki EVET olacaktır.
Fakat Tekrar soruyorum kitabımız Kur’an insanlığa Hâkim oldu mu? Muhammet (sav) şanına
layık yere geldi mi? Neden düşünmezsiniz nedir bu inat ve gafletiniz? Düşünsenize doksan bir
insanda bir insan hakkıyla iman etmiş ve cennetin de ancak Âdem (as.) bu güne kadar sekizde
ikisi dolmuş. Size göre kıyamet yaklaşmış öyle mi? Eğer öyle ise boş olan altı cenneti alayı
kim dolduracaktır. Bu sorumuzun cevabını vermeniz mümkün değildir. Sorularımın cevabını
çok yakında, Küllü şey’ in Kadir olan Halik Hür Rahman verecektir. İnşa Allah başta
Müslümanlar olmak üzere bütün insanlığa mübarek olsun âmin Rahmetellil Âlemin.
EUZÜBİLLAHİMÜNESŞEYTANNIRRACİN BİSMİLLAHÜRRAHMANNURRAHİM
Ey Mübarek ve münevver yavrularım, siz hep tahsil yaptınız ve aydın kimse insanlarsınız, Biz
tahsil yapmadık. Yalnız benim gördüğüm bazı insanlar, şeytan için Âdem yaratılmadan evvel
meleklerin hocasıydı diyorlar. Ancak bizde deriz ki, Melekler nurdan yaratılmıştır. Onlar
günah işlemez. Şeytan Cindir. Yalın alevden yaratılmıştır. O alevde Âdemin adına yaratılan
KOR un alevidir. O KOR un son Enbiyası (Tüm insanlığa dua eden son peygamberin varisi
devrin kutbu) Allah’ u ta alanın izni ile biziz. Âdem (a. s.)den bu güne bu Kordan hiç
bahsedilmemiştir. Çünkü Allah’ u ta alanın hikmetini Rabbim bildirmedikçe
peygamberlerinin dahi aklı ermez.
İşte o Kordan cehennem yaratılmıştır. O Korda, Nur karışımı yoktur. Işığı da dünyada
görülen ışıklara benzemez. O, Nuru da Rehberimiz Muhammed (s. a. v.) adına yaratmış ve
cenneti de o Nurdan yaratmıştır. Kâinat diyorlar sorarım onlara kâinatı nasıl bilirsiniz?
Kâinatın sonu yoktur. Âlemleri de siz keşif yapamazsınız siz kendinizi dahi keşfedemediniz.
Gelelim Şeytan ( Nırra cin) a cinlerin hem atasıdır. Hem hocasıdır. Âdem (as ) den binlerce
yıl evvel yaratılmıştır. Ondan evvelde bir mahlûkat yaşarmış onun adı da, CİAN imiş. Bu iki
nesille bu dünya dar gelmiş ve CİAN yok olmuş.
Cinlerin üzerine âdem yaratılınca çok akıllı ve çok âlim ve çok gururlu olan NIRRA cin,
âdeme secde etmemiştir. Çünkü kendisinin âdemin korunun yalın alevinden yaratıldığını
bilememiştir.
Çünkü İlmi sonsuz, Kudreti Subhan, Merhameti Rahman olan Allah, yarattığı mahlûkunu bilir
ve öyle imtihan eder. İşte imtihan kazanılmayınca boynuna bir lanet halkası takılır. Rabbim
bir gün âdem in bir evladını getirir ve onun evvela kendi ava nesiyle başına balyoz vurdurur.
Benim hayatıma son vermek için gelir ve kanalizasyon çukurundan çıkar sürüne sürüne Cinler
âlemin de ki hâkimiyeti son bulur. Eğer iblis şeytan, âdemin korundan yaratıldığını bilseydi
istemese de secde ederdi. Bunun gibi, eğer İnsanlar kendilerini (Manevi Suretlerini)
görebilselerdi herkes birbirinden kaçardı. İşte onların kendilerini görememesi de, yedikleri
nimette, Enbiya’nın ve Evliyanın dua ve temennisi iledir.
Biz yetmiş yaşında bir garibiz insanlığa da garazımız yoktur. Senin ömrün yüz yıl olsa Allah’
u ta alaya bir buçuk saat gelir, Asıl sen o zaman görürsün burada göremediğin simanı, seni
yine senin yüzünden kurtaramadık ama İnşa Allah’ u Rahman evladın kurtulacaktır.
Bismillahirrahmanirrahim ve maersel nake illa Rahmaten lil alemin. Amin. Elhamdulillahi
Rabbil Alemin.
Bismüllahürrahmanurrahim
Allah’ u Rab’ il Âlemin’ in yardımı ile bize yüklemiş olduğu görev, İlahi Kudreti ve
hikmetinden tecelli olan Müjdelerle ve İlham yolu bilgisi ile görev başladı. İlahi hitapları
ilham yolu ile anlayamadığım zaman Meleğim El HAMUR İKRAM gelerek Hikmetin sırrını
anlatıp hadiseyi açıklıyor. Yalnız şeytan ve ava nesi ile yaptığım savaşlar da, şeytanın bazı şer
ve hilelerine aklım yetmedi. Umarım Rabbim onu da bildirir. İnşa Allah.
Görev başlamadan iki sene evvel biri bir yıl biride bir yıl olmak üzere, Beni çok etkileyen iki
Rüya gördüm. Bu rüyaları o zaman için doğru yorumlayamadım. Ancak İlahi görevimizden
dört yıl sonra yorumlayabildim.
Rabbimin insanlık adına verdiği müjdeler ışığında. Bir de ilahi görevimizin başladığı sene
içerisinde görevden bir ay önce, şeytanlar iki saldırı yaptılar ve onları da Allah’ın izni ile
savdık. İş bu şeytanların saldırısı rüya ya da mana âlemin de değil bizzat gerçekleşiyordu.
Gece saat iki ile üç arası namaz kılmaktaydım. Eve cinler kendi âlemlerinin her türlü
imkânlarından yararlanarak havadan saldırıyı gerçekleştirdiler. San ki ev yerinden kaldırılıp
alt üst olacaktı. Rabim birden kalbime ilham etti ve kılım kıpırdamadan namazı tamamladım.
Ve dışarıya çıkıp etrafı dolandım geldim ve yine namaza durdum. Bu kere iblis aynı ava
nesiyle yer altından saldırdı. Selam verip namazı tamamladım. Ve ne olacak Rabbim bunlar
beni çocukluğumdan bu günüme kadar tehdit ediyorlar. Rabbim korkmuyorum yalnız
hikmetine bir türlü aklım ermiyor dedim. Aradan iki ay kadar geçmişti ki, Kâfir cinler ile
savaş başladı. Allah (cc) in izni ile kitabımızın geri sayfaların da kısmen açıklamıştım. İnşa
Allah tamamlarız. Rabbim izin verirse çünkü bu süreçte öyle büyük hadiseler oldu ki bu
hadiseleri aklın kabul etmesi çok zordur. Beş senedir bu durumu Rabbim ara ara bildiriyor
henüz tamamlanmadı.
RÜYALAR VE YORUMLAR
BİRİNCİ RÜYAM
Rüyayı gördüğüm yıl bin dokuz yüz doksan sekiz, mertekli pınar yayla civarı, Gücük Kadir
Dağı, Bu Dağ köyümün güneyin de köyden üç saat uzakta ve köyden iki bin metre
yükseklikte görkemli bir dağdır. Rüyam da bu dağın zirvesinden seyrederken köyün dağa
gelen yol üzerinden bir sürü koyun gelerek dağı ve civarını sardı. O kadar çoktu ki saymak
mümkün değildi. Biz sürüyü gözlemlerken bir ses geldi ve ses hitaben bu sürünün iki çobanı
var ikisi de sürünün yanında yok denildi. Ve biz oturduğumuz yerden bir besmele çekip
kalkıp, sürünün çobanlığını yapmak için sürünün içine girdik. Ve bir bakışımda sürünün
büyük bir hasar geçirdiğini gördüm ve sürüyü inceleyip keşif yaptım. Sağlam bir tek koyun
bulamadım. Ve o anda ikinci bir ses işittim. Bu sürü düşman tarafından bombalandı yine
bombalanacak. Biz hemen üstün bir çobanlık tecrübesi ile sürüyü dağdan toplayıp yaylamın
ahırlarına sakladım. Bu ahırlar üç ahır bir ağıldı üzeri ağaç dallarıyla ve toprakla örtülü idi.
Sürüyü güvene aldıktan sonra gelecek savaş jetlerini beklemeye başladım. Batıdan yedi jet
gelip bulunduğumuz bölgeyi araştırıp gittiler sürüyü bulamadılar.
RÜYAMIN YORUMU
Rüyadaki bu bölge bir Müslüman bölgesi idi ve bu sürü insanlığı temsil ediyor. Ve yara
almamış bir tek Müslüman kalmamış ve Allah’ın İzni ile değil Müslümanlar bütün insanlık
Allah u ta alaya günah işlemekten kurtulacaktır.
İKİNCİ RÜYAM
Yıl bin dokuz yüz doksan dokuz uyku saatim on bir ile bir arası, Arşın yıldızı arza inmiş ve
bütün dünya Nura karışmış. Bu hali seyrederken, arşın yıldızı azar azar semaya çekilmeye
başladı ve ardından da sabah olup güneşin Nuru dünyayı Işıtıyordu.
RÜYAMIN YORUMU
Karanlık geceyi arza inip parlatan yıldız Allah u ta alanın yeryüzüne getireceği tertemiz bir
nesildir. Ardından doğan güneş bir daha kıyamete kadar batmayacak İslam güneşidir.
EY MUBAREK VE MÜNEVVER YAVRULARIM RABBİM MÜMİN VE SALİH
KULUNDAN VAZ GEÇMEZ İNŞA ALLAH HER İKİ ÂLEMDE BİZİMDİR. Üçüncü âlem
cehennem de bizimdir. O imansız kâfirler bizi orada görecekler de Allah’ u ta alanın ilim ve
hikmetini biz orada onlara anlatacağız. Ve onların şefaatcısı da küllü şey in Kadir olan Allah’
u ta alanın emri ile İnşa Allah hür Rahman bizizdir. Rabbimin İlahi müjdesini bildiriyorum.
Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Allahümme salli ala Muhammed. Onun için
yaratılmıştır cennet. O nu nurdan, seni kordan yarattık. İkisini birbirine kattık. Onun
için onu cennetime SULTAN eyledik. Seni cehenneme KOMUTAN ettik.’’
Bismilahürrahmanurrahim Allah’ u ta alanın Subutiyeti Kelamından Aldığım ilahi müjdeler ‘’ Müjdeyi İbrahim’e ve Musa Halimim. Onlar Kur’an-ı bilmezler. Sadaka da vermezler. Günah işlerler. Onlar Heykelleşmiş ADDABLARDIR. Siz onlara aldırmayın.’’
Ve dahi biz o zaman heykelleşmiş ADDABIN manasını bilemedik. O geceki günün sabahı
meleğim gelip bildirdi.
Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Onlar ki kadın ve evlatları dâhil, elleri ile kazandıklarına
taparlar.’’
Bu ilahi kelamın beyanından evvel Kur’an Kursu hocası ve cami imamı ve birkaç hafıza
hitaben siz bu köyde ne yaptınız da Bu insanlar bu hale geldi dedim. Lakin dinlemeyip
tenkide başladılar ve dağların canavarı geldi bize ahkâm kesiyor dediler. Ve zatımıza da kötü
plan düşündüler bunun üzerine ben tekrar dağlara çıktım. Dağa giderken daha köyden
çıkmadan meleğim gelerek,
Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Yanına bir kalem bir defter al. Kalemle öğreten Allah
Kudret ve Subhan dır.’’
Ve bende yanıma kalem defter alıp yola çıktım. Kitabımızın başında adı geçen yaylaya
vardık. O gece kendi köyümle yaylanın yanında ki cahil köyün iman gücünü on, yüz, bin
rakamları üzerinde kalemle araştırdım. Cahil köye Mehmet isminde bir mollaya, on derece bir
iman çıktı. Tarih bir zilhicce bin dört yüz yirmi bir, aynı gece teheccüd namazında tahiyattan
salavat dualarına geçemiyordum. Ne kadar çabaladımsa başaramıyordum. Kırk rekât namaz
kıldım ve yirmi selam verdim geçmek mümkün olmadı. Bu hikmetin sırrını tam üç yıl
anlayamadım. Üç yılsonunda kitabın yaz emri verilince defterleri alıp gecenin birini
bekledim. Ve bu zaman içinde meleğim gelerek bana sordu.
Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Siz kitabı yazacaksınız. Salli Barik dualarına
geçemediğinizin hikmetini bilir misin?’’ dedi. Bende bilmem, Rabbim bilir dedim. Ve
söyledi,
Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Allah u ta ala öyle ferman buyurdu ki ceddin İbrahim
aleyhi selam üzerinde ki Müslüman millet unvanı sizin üzerinize devir olundu. Cümle
melekler ve Enbiya, Evliya Hazırdı ve Manen sizde Levhi mahfuzdaydınız, sancağı şerif
elinizde idi. Mahşer günü mahkeme bitinceye kadar bu sancak sizde kalacak ve ondan
sonra enbiyanın cennetinin kapısına dikilecektir.’ Dedi.
Yıl 2003 Cuma gecesi, 1421 -1- Zilhicce İş bu gece yaylamın yakınında cahil bir köy vardı.
Yine de insanlık bakımından kendi köyümden üstün görüyordum. Fakat bu iki köy üzerinde
kalemle araştırma yaptım. Kalemle öğreten Allah’ın şanı ne yücedir. İlahi kelamı hükmünce
önce cahil köy üzerine bin dedim. Kalem yazmadı. Yüz dedim yine yazmadı. On dedim,
Molla Mehmet yazdı. Bu insan o köyde az bir İslam bilgisi olan bir insandı o gece sabaha
kadar çokça Rabbimin hikmeti üzerinde düşündük. O gün sabah namazında salavat dualarına
Rabbimin izni ile geçtik ve çok sevinerek gelecek günün gecesini bekledim.
İkinci gece namaz kılıp Rabbimin izni ile Kendi köyüm üzerinde kalemle araştırma yaptım.
Ve Bin dedim. Ve Kalem Hacı Nuh isimli bir kardeşin ismini yazdı. Yüz dedim Hafız ali
ismini yazdı. Yalnız bu hikmetin sırrını asla bilemedim. Çünkü biz iki köy arasında araştırma
yapıyoruz fakat kalem üç insan yazıyordu, O gecede büyük bir üzüntü içinde çok düşündük ve
bir yargıya varamadık.
Anlaşıldı ki kalemle beşeriyetin hayat takvimi çizdirilmiş ve dört bin yılı Müslümanlar
üzerine Rabbim vermiştir. Kalemin yazdığı o üç insan da Müslümanları izah etmektedir. Biz
şeytan nıracin ve tayfası ile savaş yaparken elbette ki bizde toplumun ve ailemin kabul
edemeyeceği aklın fetva veremeyeceği değişik haller de hâsıl oldu.
İlham yolu ile gelen emri ilahi ile köyde ki yeni cami minaresinden sabah ezanından kırk beş
dakika önce, ezan okuman gerekiyordu. Fakat bunun hikmetini de henüz anlayamamıştım.
Biz emri ilahiyi yerine getirirken çok büyük zorluklar yaşadım. Köy halkı her türlü engelleme
yollarına başvuruyordu, gerçek iman sahibi cami hocası kapıyı ve mikrofonu hep açık bıraktı.
Sonun da bizi şikâyet üzerine karakola götürdüler.
Karakol komutanı neden bu şekilde ezan okuduğumu sordu. Bende Rabbimin emri olduğu
için dedim. Bu işleme kaç gün daha devam edeceksin dedi. Bende dört sabah daha
okuyacağım dedim. Sana deli diyorlar haberin var mı dedi. Bende on bir milyarın içinde bir
akıllı olursa elbette deli derler dedim. Ve Bize haydi git oku sizi kimse engelleyemez dedi.
Cami hocasının maaşını ahali veriyordu, biz bu Mehmet hocadan elbette memnunduk. Fakat
iblisler bu işten çok huzursuz olmuşlardı. Meğerse o dönemde cinlilerle savaş başlamış,
şeytanlarda bu okunan sabah ezanlarını engellemek için her çareye başvuruyorlardı. İblis o
kadar ileri gitti ki Mehmet hocaya katliam yaptıracağım diyerek tehditler savurdu. Biz
şeytanın söylediklerine kanmayız fakat Mehmet hocadan dolayı içimize yine de bir hüzün
geldi. Tam o gece meleğim ERHAMÜRİKRAM gelerek
Bismillahirrahmanirrahim ’’ Hüzünlenme İmam Mehmet efendiden gelen torunların
kıyamete kadar, kitabım Kur’an’ı hâkimin hizmetinde olacaklar.’’
Müjdesini verdi. Bende namaz kılıp bu yavrularıma dua eyledim. Bu yaşam günlerimiz
gözümüzün ve gönlümüzün yaşı dinmeden devam etmektedir. Dilin söylediği gönlün
konuştuğu ilham yolu ile gelen tevhit ilahilerimizi de kitabımızda yer vereceğiz.
Bismillahürrahmanurrahim
Azametin hikmetinin üstüne
Ne dedikte yapmam dedin dostuna
Gelmişiz dünyaya zulmün üstüne
ÂLEMLERE RAHMET GÖNDEREN RAHMAN
Bu dünya bizimdir cennette bizim
Geçer cehenneme Halik’ım sözüm
Geldim huzuruna tutmuyor yüzüm
ÂLEMLERE RAHMET İÇİN GÖNDEREN RAHMAN
Kitabı elinde sözü tutmuyor
Söyledim söyledim tesir etmiyor
Evlat babasından yana bakmıyor
NASIL RAHMET OLA BUNLARA RAHMAN
Yaratanı bilmez maddeye tapmış
Nankör nefis bunun ocağını yakmış
Şükür bilmez zalim dünyaya dalmış
NASIL RAHMET OLA BUNLARA RAHMAN
Bize deli diyorlar akıl ne yapsın
Küfür cehennemde yüz üstü yatsın
Bu âlemi ehli kula bıraksın
NASIL RAHMET OLA BUNLARA RAHMAN
1421 – 4 -Zilhicce gecesi gece namazı kılıyordum. Selam aralarında dua yapıyorum. Son
selam da sağıma selam verince, Rabbime sosuz şükür olsun semanın kapıları açılıp âlemlerin
seyri yaptırılıyordu. Levhi kalemin seyrinden az bir zaman sonra, diğer âlemler var hızıyla
gözümün önünden geçti. Bu âlemlerin tarifi mümkündür. Yalnız bunu anlayacak o insan
gerçek iman sahibi olmalıdır.
O gece biz bu hal üzere iken dört bin yıl ileride bütün Müslüman anaların listesinde yer alacak
olan Hatice ana bize yardım edip düştüğüm yerden seccademin sağından kaldırmak isterken
halime tahammül edemeyerek üzerime düşüp bayıldı.
Bu anne de bizim gibi tahsil yapmamış yalnız, gerçek iman sahibi bir ana idi, biz halimizi
toparlamak için Allah’ u ta aladan yardım isteyip hemen toparlanıp, ona yardım edip
ayıldığında teselli ettim. Ve dedim ki, sen Asiye, Hacer, Meryem, Âmine ve anam Fatma
hafız seyide i bilmez misin, işte onlarla sen cennete gideceksin dedim. Lakin bizim o baygın
halimizden çok korkmuştu. Beş yıldır hala bir korku içinde. İşte bu hakikatleri insanların
anlaması zor olur amma biz Rabbimizin emri olduğu için yazmak mecburiyetindeyiz. Eğer
Rabbim ömür verir ve müsaade olursa kâinat ve âlemler için İnşa Allah bir beyanda
bulunuruz.

