Hakikat Pınarından 3.Bölüm
HAKİKAT PINARINDAN GÖNÜL DAMLALARI
FİHİ BİSMİLLAH HÜR RAHMAN NUR RAHİM
15/09/2023
RAHMAN : Öteki alemde ( Rahmeti ) hudutsuz olan O
RAHİM : Bu dünyada hudutsuz ( Merhameti ) olan O
İnsan bu geçici dünya hayatında kendini, maddi ve manevi haddini ve Sünnetullah yani tabiat
ile Ayetullah yani kainat kudret kanunlarını tanımalı ve sınırları ile hem içeriden hem
dışarıdan korunmalıdır.
Sınırlar için sorumluluk alanı nizam ve düzen alanı, aynı zamanda kendi hürriyet ve irade
alanı diyebiliriz.
İşte bu alanın dışına çıkıldığı anda konulan kurallar muradı ilahi gereği seni hemen çarpar.
İşte Seri’ ul hesap. Bu demektir.
İyi olanı tefekkür etmek gerekiyor.
Hem mekân bakımından hem maddi ve manevi kanunlar bakımından sınırlar konulabilir.
Haddi aşanlar konulan kanunların hışmına uğrarlar ve hesap çabucak görülmüş olur.
Hudut ise sınırın son noktalarıdır.
Bir nevi konulan kuralların zaptiye memurluğu yapılır hudut karakollarında sınır muhafızları
vardır.
Kimseyi içeri sokmadığı gibi dışarıda çıkarmaz.
Rahmanın rahmeti her şeyi kapsadığı için hudutsuz olan demek.
Yani sen ehil olmasan da rahmetin içindesin o rahmet illa ki seni bulur demek.
Rahim bu dünyada hudutsuz merhameti olan ise tüm mahlûkat canlı cansız maddi manevi her
ne varsa merhametinden kim arzu eder ise ona ulaşabilir. Herkese bu merhametten pay vardır
yeter ki Rabbine hakkı ile dönsün hangi boyutta ve halde olur ise olsun.
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM: Yani Allah:::: Bende ( Rahman Rahim diyerek )
Ondan HU dan dışarı değilim bende onun Rahman Rahim liginin içindeyim.
Deniz dendiği zaman su bile gelmez akla çünkü deniz toplu suyun adıdır.
RAHMAN RAHİM için yanlış anlama ama diyebiliriz ki; Allah’ın zatı mübarekleridir.
Alemlerin Rabbi yaratanı yaşatanı ustası mimarı kim? RAHMAN RAHİM Zatı
mübarekleri……
Rahman Hür dür istediğine istediği kadar rahmetinden verir din mevzubahis değildir.
Rahim Nur dur Ahrette inananlara ayrıca ihsanı büyük olacaktır.
Dünyada tek bir mabet vardır o da insan vücududur. Bu vücut bir mekândır kendini temiz tut.
İnançlarını ispata uğraşma.
İspat varlığından şüphe edilen meçhullerin aranma yoludur bundan uzak dur.
Âlemde akıl ersin veya ermesin manasız hiçbir şey yoktur.
Manasızlığın bile manası vardır.
Kur’an gayba iman edilenlere indirilmiştir.
Temiz bir insanın vicdanını rahatlatan her şey sevaptır içini kemiren şey ise onun için
günahtır.
Bu ferahlamada irade yoktur sevgi ve anlaşılamayan bir mesuliyet bir haz vardır..
Ruh emir âlemindendir.
Ruhu maddeye bağlayarak şekillendirmek, maddileştirmek, insanın ademiyetine
hürmetsizliktir ve bir şeyde ifade etmez.
ALLAH’ ın emrettiği şey farzdır.
FARZ demek O’na yaklaşmak için mecburidir yaklaşma edebidir demektir.
Hiç olmaz ise ret etme, yoktur deme benim namazım kılınmış orucum tutulmuş hiç deme.
Evet kişi farz olanın yapmamakla cezayı bu dünyada çeker fakat iyi düşün yaratanın ve
yaşatanın senin yanında hiç mi kıymeti yok……
Aynı zamanda bu ne demektir.
Ya Rahman Rabbim beni yarattın ve yaşatıyorsun ebet için bu haktır.
Oysa bana bir serbest irade verdin ve beni nefsimle bıraktın beni özgür kıldın buna hürmeten
farzların başım üstüne demektir.
ENNALLEHE RABBE RABBEKÜM
Mealen ‘’ Ben ALLAH Rab’bım. Rab’bınızım.
RAB: Allah’ın kudretlerinin tecelli ettiği ne ise orada Rab’ bım. Bu tecellim görünmez.
Onun mevcudiyetinin Rab’ biyim.
Sizin de Rab binizim ……….
Kâinatta her şey benden tecelli etmiştir.
Fakat ben o Şey değilim.
Bunu idrak ederseniz doğru olduğunu anlarsınız.
İşte buda HAK tır.
Tecelli eden her şeyde RAB şeklinde kudretleri görüyorum ve o HAK tır diyorum ve
ALLAH a secde ediyorum demektir.
HER ŞEY ALLAH TA HAZIR VE NAZIRDIR.
Hülasa Mutlak hakikat ALLAH tır .
Her şey ne varsa ondan ……..
Fakat hiçbir şey o değil.
Kudretini gösterdi RAB oldu
Göründü HAK oldu
Her şeyde ve insanda tecelli eden Allah’ın kudretleri RAB tır.
İşte bunların Allah’ın kudreti olduğunu bilmek ve tasdik etmek HAK tır.
ALLAH : ( Kudret ve güçleri ile hiçbir şey sarf etmeden ) yalnız OL demesi ile YARATTIĞI
ŞEYLERİN kainatın, o güç ve kuvvetleri dolayısı ile onların ( RAB ) dır…….
Şimdi burada yaratım veya yarattık hitabı devreye girse ne deriz yarattık yani bu her şey ne
ise bir yaratım programı üzere akıp gider hiçbir eğrilik bulamazsın her şey haddini bilir ve
ilahi murada göre hareket eder.
Güneşin ziya neşri nasıl ise, Allah’ın kudret ve güçleri de kendisinden neban eder.
Esmalar işte böyledir.
Bundan dolayı da ( RAB ) tır.
Güneş değil kudretleri görülüyor unutma
RAB demek ALLAH demek değildir.
Kudretleri güçleri ile görünmesi ( RAB ) tır.
ALLAH ilah değildir.
İlah demek tecelli eden güzel esmaları ile ( İLAH ) tır.
O yüzden edeceğin duaya dikkat et sende kudret ve güçlerin tecellisini hakkı ile ortaya
çıkar………
O Halde YA ALLAH, YA RAB, YA İLAHİ, YA HAK, YA RABBEL ÂLEMİN lafızları
başka başkadır.
İkra suresi ‘’ Seni yaratan rabbin adıyla oku ‘’ dikkat Allah’ın ismi ile oku denmedi.
Şimdi bu hikmete ne diyelim kendi kendimizden geçip teslim olup bir lakırtı diyelim.
Allah u alem bugün şimdi tecelli eden bilinç frekansı durumuma göre ‘’ Ben seni öyle
yaratım sende benim kudret ve güçlerim var sen görmesen de sende var sen bunu başarmaya
değersin.
Sen O‘nun dışın da değilsin Rahman ve Rahim rahmetinin içindesin.
Haydi oku…………………
İNSAN: Cisim ve şekil itibariyle aynı dişi ve erkek cinsleri olan canlı natık yani konuşan
düşünen anlayan.
BEŞER: İlahi bir humuleyi taşıyan insanın görünmeyen RUH humulesinin ismi
ADEM: Ebul Beşer ilk insan ismidir. İnsan şeklinde ki bedende vücutta nesne de ademiyeti
onun ademiyeti ortaya çıkması için vesiledir.
İşte insanlar kendilerinde bulunan bu nesneye secde eder dururlar dünyanın dört bir yanında
aynı anda namaz kılınsa aslında kalksa Kâbe aradan işte bu secde ona olur.
HAVA âdem değildir tek nefisten güzel endam üzere yaratılmıştır. Onu hakkın kudretleri ile
ortaya çıkaran kadındır.
İLAHİ SIFATLAR: İnsan da gizli hak şeklinde bulunan kudretleri idrak ederek KENDİNİN
OLMADIĞINI TAMAMIYLE ANLAMAKTIR. Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak gerek.
Celvet manası yerini yurdunu benliğini egonu kibrini vb. her şeyini terk etmek. Bütün ilahi
sıfatlar ile halvetten çıkışına ( DİKKAT İLAHİ DENDİ ) Allah’ın varlığında fani oluşuna
denir.
Damla deryaya düştüğü zaman artık kendisi yoktur.
Deniz coşup dalgalansa burada irade denizin olur damlanın değil.
Nedir bu lakırtı dersin, artık o damla deniz olmuş onu kim üzerse Rabbini üzer onun kim
elinden tutarsa çeker denize seni..
İLMEL YAKIN: Göz kapalı iken parmak ateşe yaklaşır. Akıl bu hararettir sıcaklıktır der. İşte
bu anlayışa denir.
AYNEL YAKIN: Gözünü açtığında bakar ateşi görür. Akıl o zaman bunu doğrular bu ateştir
der işte buna denir.
HAKKEL YAKIN: Elini ateşe sokar ve ateş yaratılış muradını yerine getirdiği için eli yanar.
Akıl buna hak tır der.
SIRREL YAKIN: Ateşe elini soktuğu halde ve ateşin yaktığını hak bildiği halde ateş eli
yakmaz ve bunu idrak edip anladığında sırrel yakın olur.
ALLAH ı her mahlûk, nebat ve hayvanlar bilir.
Onun kurduğu nizamdan dışarı çıkamaz.
Bu, O, nu bilmek O’nun sevgisini taşımak demektir.
Zira her şey onu tanımak mekanizması ile halk edilmiştir.
Bu anlama kavram, ne küfür olur nede iman olur buna adsız derler.
Elinde ne sermayen var ise bil ki tek ve büyük olan sermaye ALLAH İLE BİR
OLDUĞUNU unutmamandır.
ALLAH ı görmediğinin sebebi onun dışında olmadığındandır.
MUTLAK HAKİKAT ALLAHTIR.
Her şey maddi olsun manevi olsun ne var ise ondan.
Fakat hiçbir şey O değildir.
Maddi ve manevi herhangi bir işte VAAD ETMEK te Allah ile aranda hicap olmadığından
temasta olduğunu bilir misin?
Kimin ile kime neyi vaat ediyorsun o yüzden ağzından çıkanı kulağın duysun NİYET
RUHU nu zedeleme vadini yerine getir sakın ha sakın unutma yada vaat etme haşa
sende bulunan rahmani kudret ve güçleri yok saymış olursun…..
GÖNLÜNÜZDE Allah sevgisi artarsa bil ki Allah ta seni seviyor.
Sen Allah’ın yanında kadir kıymetim nedir diye arama.
Senin yanında O’nun kadri kıymeti nedir diye bak.
İşte o zaman anlarsın sen kimsin.
TESADÜF YOKTUR….
Her hadise maddi olsun manevi olsun değişmez bir kanuna tabidir.
Her hadise şuurludur.
Gaflette kalma gönül gözü perdelerini aç.
‘’ ve legad keremna beni adem’’ ademe kerem ve keramet verildi.
Ahsen i takvim yaratıldı.
Kitaplar ve peygamberler gönderildiği ve cennetin tahsis edildiği mahlûk.
Ne demiş arif kul yan ama tüme hiçbir göz görmesin hiçbir kulak duymasın Allah tan başka
sır ortağın olmasın.
Her şeyi zırlayarak yüz asarak bunalarak kanaat siz değil her şeyden sıyrılarak
güvenerek teslim olarak ondan iste.
Hiç kimseye emretme kendi işini gücün yettiğince kendin yap.
Su bile isteme.
Kalk kendin al.
İşte bu lakırtılar yine Allah tan istemedir unutma.
Sana güç ve kuvvet verdi aslında ondan istiyorsun yalnız O’na dayanıp ona güveniyorsun
demektir.
Hak olarak insanın kendine güvenmesi ALLAH a güvenmesi demektir.
MİSKİN OLUP ŞİRKE GİRME
ALLAH NE LÜTFETTİ İSE SEN O SUN.
Her şeyin bir kanunu her işin bir oluş muradı var insan bunları bilecektir ilimle fenle fakat sen
kendinin kanununu bilmiyorsun.
Ne demiş şair ne ararsan var insan da değil mi?
Ne kadar küçülür isen o kadar büyürsün.
Ne istersin demişler HİÇ cevabı gelince çok şey istersin demişler.
An içinden an çıkar.
Ondan da yine an çıkar.
Yakın uzak olur uzak yakın olur gün için den gün çıkar an içinden an………
Rabbini bilen nefsini hakkı ile bilir.
Nefsini bilen de RAB bini……
ZUL İNTİKAM
HALIK el ÂLİM Yarattığı maddi manevi kanunların intizam disiplin ve adil bir şekilde
işlemesini ARZU buyurmuş MURAT etmiştir.
Eğer maddi manevi bir hadisenin tahammül hududu aşıldı mı evvelce mevcut olan kanun
icabı hemen tecelli eder.
Haksız bir hadisede bize göre söylüyorum maddi olsun manevi olsun yarattığı şeyin yani o
kanun intikamını hemen alır.
Burada acıma mevzubahis değildir bu o kanunun değişmez adil olmasından dolayı böyledir.
İşte bundan dolayı ZÜL İNTİKAMDIR.
SERİUL HİSAB işte kanun hududuna gelindiğinde o kanun icabı hemen tecelli eder.
Ateş ile barut bir araya gelmez gelirse de kanun hemen devreye girer.
Hesap çabuk görülür.
‘’SİZİN YARDIMCINIZ ALLAH tır ‘’ buyuruluyor da niçin yardımcınız yalnız benim
denmiyor DİKKAT o zaman kime karşı hitabı ortaya çıkar olmaz öyle. UNUTMA HERŞEY
ALLAH TA HAZIR VE NAZIR…
Bir nevi bu ‘’ Ben sizi yarattım.
Akıl irade verdim.
Nefis vererek serbest bıraktım.
Bu serbestîyet sırasında kâinattaki kanunlar ki maddi ve manevi bunlar SÜNNETULLAH tır.
Bunlardan tevakki ve kaçmanız için sebep ve hudutlar koydum.
Bunlar benim kanunlarımdır.
Onlarda sizin yardımcınızdır demektir.
Bundan dolayı yegâne yardımcınız onları koyan ALLAH tır demektir.
Mutlak hakikat ALLAH tır.
Her şeyin HALIK ı odur. Fakat her şey O değildir.
DÜNYA hayatının sırattan ince suallerle dolu imtihanı ilahi olduğunu hiç hatırdan
çıkarmayınız.
AZAP: Manası eziyet değildir.
Azap gökyüzünden indirilmez.
Azabı icap ettiren sebepler yeryüzünde bir araya gelir.
Dünyevi uhrevi maddi ve manevi ruhi ve cesedi azapların sebebini HAKKI Ta ala kuruluşta
halk etmiştir.
İyiliklerin fenalıkların ıstırap ve dertlerin sebeplerini de halk etmiştir.
Bütün iyilikler ve güzellikler insanda mevcuttur.
Bunların ortaya çıkması içinde sebep ve kaideler halk etmiştir.
Bu sebepleri insan kendi akıl ve iradesi ile bir araya getirirse iyilikler hayırlar güzellikler
kendiliğinden tecelli eder.
Şer sebeplerini bir araya getirirse şerler ve azaplar husul bulur…..
Kullar iyiliklere gitsinler diye ilahi emirler gönderilmiştir.
Bu emirlerin hiç birinde aksaklık bulamazsın.
Hakkın emirlerini yapmayanlar ibadetleri yerine getirmeyenler bunları terk ettiler diye azaba
duçar olmazlar.
ALLAH’ ın ne kula ne de ibadete ihtiyacı yoktur kulun O’na ihtiyacı vardır.
Ne yaparsa insan kendine yapar demişler maalesef bugün insan heykelleşmiş abdap olmuş
kendi elleriyle kazandıklarına yapıp ettiklerine evlatları dâhil kendileri tapmaktadır.
DÜNYAVİ AZAP: Maddi manevi, ruhi ve cesedidir.
Maddi ve cesedi azabı ruhumuz duyar ıstırabının acısını O çeker.
Zekât yok iflas var zengin malı mülkü itibarı makamı mevkii statüsü yok olur maddi bir azaba
yuvarlanmıştır.
Fakat ne gariptir bu acı yine RUHA yüklenmiştir.
İşte bilip yapmadığı veya bilmeyerek yaptığı hataların, sebeplerin bir araya toplanması bu
AZABI husule getirmiştir.
Evet, dünyada ruh bunu yüklenir ya kaldırabilir ya da cesedi terk eder.
Cesedi azap ta birçok dikkatsizlikler hastalık sebeplerini bir araya toplar ve ceset hastalanır.
Onun acısını yine RUH yüklenir.
Bütün hastalıklarda bir ihtarı RAHMANİ gizlidir.
Bilerek veya bilmeyerek yaptığı hataların temizlenmesi için bu hastalık bir nevi vücudunu
İSTİĞFAR ettir.
Öyle ise pirim bir insana sıhhat sağlık temenni ve duasında bulunmak, fena sebeplerin bir
araya gelip bunu doğurmaması için HAK kın o kimseyi doğru yoldan ayrılmaması için
ALLAH tan yardım dilemektir.
UHREVİ AZAP: İman ve tasdik ettiğimiz cehennem azabıdır. Hakka sığınırız o kadar.
Sevdiğin bir yakınını kaybedersen her ne kadar ölümün bir çözülme olduğunu bilsen de
ayrı düşmenin acısı ile için yanmaya başlar.
İşte bu yanma UHREVİ azabın belki milyonda bir nebzesidir.
Bu yanma niyedir nedir derece idrake göre değişir.
Hakkın emirlerini hafife almak la insan kendi azabını kendi yazar.
RABBİNE DÖN kurtul.
HERŞEYİ PARLAKLIĞI KARANLIKTA GÖRÜNÜR…..
İslam da hiçlik ve yokluk mefhumu diye bir şey yoktur.
HERŞEY VARDIR.
Kainatın kusursuz düzeninden hareket ederek ALLAH a ulaşmaya çalış….
Kendi kendine uzaklık yaratma.
Derya da içine düşmüş bir damla misali kimi ararsın.
Birlikte değimlisin?
Her şey bir aynadır.
Nereye baksan kendini görürsün.
Bu sözü de unutma NEFSİN ne olduğunu bilmeden NEFSİNİN ne olduğunu bilemezsin.
HAKİKİ KUL ÖLMEZ.
Ölüm nefsin ruhu cesedi serbest bırakmasıdır.
ALLAH ın dışında değilsiniz ki onu göresiniz….
Siz aklınızla kendi kendinizi dışarı attınız..
Sonra akılla ne arıyorsunuz acaba……..
Mekânda iken la mekâna dalmaya NAMAZ derler.
Namaz duadır dua namazdır.
Gözümün nuru namaz buyurdu cenabı resul
O göz hakka bakar.
O nurun ala nur demektir.
Hak ı hak ile görür………
Cennetten hak ile hakikati görmeye hak kazanmak gerekir…………………
İNSAN la mekanı içine almış bir mekandır………..
Ben kulumla görür kulumla işitirim……
Allah’ ın kudretleri güçleri tahammül edeceği miktarda kula verilmiştir. Gönül bahçeni
genişlet içini ve düşüncelerini temizle yükünü at, at ki ilahi hikmet ile dolsun……..
O kudret ve güçleri HAK a ne kadar ünsiyet peyda edebilirsen cenabı hak o güçleri yine senin
taşıyabileceğin miktarda sana bahşeder……..
Zaman mesafe kalkar duyarsın görürsün mekânları dürersin daha niceleri olur ki ve hiç güçlük
çekmezsin damla denize karıştı damlanın dalgası ne ye yarar denizin dalgasının güç ve kudret
bir damlada olur.
İNNEMEL MÜMİNUN: İmanda kemale ermişler. Allah a yakınlığı taklit değil tahkik ve
irfanına erişen SIDDIK lar demektir.
MÜMİNİN : Resul e ilahi vahiy hak üzere getirene tamamıyla bağlı ve onda eriyerek Allah’ın
TEVHİD ine yanaşanlar……
VE İLA RABBİKE FARGAB: ve ondan sonra yaklaş yani Allah ın insana bahşettiği RAB
kuvvetlerine yanaşmak ve o kuvvetleri o zaman kullanarak hünerlerine sahip olmak imkânı
mevcut olur.
RAB: Allah ın esma ve güçleri ile kâinatta her şeyde tecellisi (RAB) tır.
İLAH: işte bu tecellinin yekûnu İLAH tır.
ALLAH demek değildir.
Bunları yaratan tezahür ettiren O dur.
Ancak bunların yekûnu HAYY VE KAYYUM olan İLAH ALLAH tır.
Bütün bu tezahürat doğrudur.
Değişmez.
Hatadan aridir.
Yani HAK tır.
YA RABBİ: Ey tecelli eden ALLAH ın kudretleri, onun membaı, insanda tecelli eden kudret,
o kudretle onun membaıma çevriliyorum demektir.
YA HAK: Bende tecelli eden kudret HAK tır. Onu tasdik ederim. Ona iman ederim. O Allah’
ın bende tecelli eden kudretidir.
İnsan da tecelli eden ilahi kudretler RAB tır Bunların ALLAH ın kudreti olduğunu bilmek ve
tasdik etmek HAK tır.
O da hakkın tecelli kudretidir.
Bu kudret ref oldu mu canlılık ortadan kalkar.
Yani insan FARİ dir demektir.
EL HAK: Esma-i hünsadır. Bütün esmalar ALLAH ismi celiline sıfat olur.
YA İLAHİ: Kudret ve güçleri ile her şeyde tecelli eden ( İLAH ) bütün bu kudretler güçler
sendedir. O güçler ile bana yardım et ki o güçlerden bana da verdin. Bir nevi bana izin ver
demektir.
YA RAB : Kainatta canlı cansız, görünür görünmez her şeyde esmaları ile tecelli eden bu
Esmalarda ki tecellilere sığınıyorum…..demektir. (euzuları unutma)
YA ALLAH: Bu doğrudan doğruya zatı EHADİYETE hitaptır. Ki kâinatta hiç bir şey
yoktur. Bende yoğum. Yalnız Sen varsın. Sende eriyorum. Sen bilirsin. Takdirin ne ise o olur
demektir…….
HAK ı nerede arıyorsun demişler bir meczup kisveli arife demiş ki ; HAK NE YERDEDİR
NE GÖKTEDİR NE SENDEDİR NE BENDE HEPSİNİN İÇİNDEDİR…………………..
ALLAH hatıra gelen her şeyden münezzehtir.
Gönlünde düşüncende akılda ona şekil verilemez
ALLAH ı idrakten aciz olduğunu beşer hissettiği dakikada onu idrak etmiştir. ALLAH ı
bulamayacağını anladığı anda insan ALLAH ı bulmuştur.
İçi Müslüman dışı değil buna KORKAK denir.
Dışı Müslüman içi değil buna MÜNAFIK derler.
Sözleri Müslüman fiili değil buna da FASIK yani küfre yakın derler.
NEYİ SEVELİM YA RESULALAH dediler
Namazı Namazı Namazı
KİMİ SEVELİM YA RESULLULLAH dediler
Ananı Ananı Ananı buyurmuşlardır niçin dersin üç kez tekrar
Allah için benim için kendin için
Üç şey sevdirildi sevdim demedi yani bir nevi zorla sevdirildi
- Kadın
- Güzel koku
- Gözümün nuru namaz
Kokuda kadın kokusu unutma kadının hakkın yanında ki kıymetinin küllüsünü idrak etsen
divane olman içten bile değildir.
Onun yaradılışı NEFSİ VAHİDETİN den dir.
Toprak değil hamuru dikkat et.
RUH ALLAH IN EMİR CÜMLESİNDENDİR
ALLAH TAN GELMİŞTİR ALLAH A DÖNECEKTİR.
DUA: Hakiki dua kabul olunur. Buna şüphe edilmez. Dua hakkın sende bulunan kudretleriyle
hakka dönmek hakka iltica etmektir. Duanda edebi gözet sakın ola ki haddi aşmayasın
HAK’ ın emirlerini yapmak Nehiylerinden kaçınmak. İbadet, zikir insanı DEĞİŞTİRMEZ
İNSAN DA GİZLİ VE HAKKA YANAŞMAK KAPILARINI BULMAĞA O KİMSEYİ
HAZIRLAR…
Farz demek işte buna yanaşmak için bu gerekir demektir.
SIRREL yakın gönül kilidi açılmış zahir ummanı ile batın ummanı bir birine karıştıran bir
huduttur. CENNET BİLE HAKİKİ KULA PERDE OLUR unutma.
Cesedinle dünyada ruhun ile sana senden yakın olan ALLAH ile ol……….
DÜNYA BİR ANDAN İBARETTİR cenabı resul sözü
Aslında ne zaman ne mekân ne müddet vardır. Yokluk bile yoktur. Yalnız Hâk ta ala vardır.
UZAYAN AN…………….????
Ruh için zaman mekân mevzubahis değildir.
Cesette olduğu için vakitle mukayyettir.
VAKİT: Her zamanın bir vakti vardır.
İÇİNDE Kİ ŞER NE VARSA AT: İnsan vücut mekanizmasının RUH hesabına hakkın
istediği şekilde işlemesinin tarifnamesidir.
Cesedin RUH u kandırmaması ve Ruh unda cesedi fena kullanmamasını temin eder…….
ŞÜKÜR ruhlara daha cesede inmeden öğretilmiştir.
Ruhlar âleminde bu şükür zerreler birleşerek insan şeklinde tezahür eder gül misali açılır
kapanır dağılır birleşir.
HAMD ise sonradan öğretilmiştir. Resulü Ekrem onun için gönderilmiştir. ŞÜKÜR ile
nimetlere kavuşulur HAMD ile azaplardan korunulur.
Sabah vakti şükür vakti akşam vakti hamt vaktidir bu vakit hürmetine o vakitlere özel dikkat
çekilmiştir.
Kimin için tabi ki yine senin için………
ESSELATİ VES SELAMU YA RESULULLAH
Bu salavat efendimizin resullüğüne İslam’ın hürmetidir. Borcudur. Resulün hakkını kaza
etmektir bize her şeyi öğrettiği için bu hakkı kaza ediyoruz borcumuzu ödüyoruz ahdimize
vefa gösteriyoruz demektir. Allah ın duası ve rahmeti senin üzerine olsun demek bir nevi
resulde eridiğin için bu salat aslında insanın kendisine yaptığı bir duadır da.
ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMED
Salli; dua et emridir. Ala; ona dua edin Muhammed e demektir.
ALLAHÜMME SALLİ ALA ALİ MUHAMMED
Ya ilahi Muhammedin kendine mağfiret et al kelimesi Arapçada kendisi demektir. Ali İsa ali
Musa masanın ve isanın kendisi demek ali Muhammed ise ehli beyti demektir.
ES SELATÜ VES SELAMÜ ALEYKE YA HABİBULLAH
Resullüğüne salavattır vaciptir. Selam ve dua sevgilinin üzerine olsun demektir.
ESELATÜ VES SELAMÜ ALEYKE YA SEYDEL EVVELİNE VEL AHİRİN
Nebiliğine salavattır.
Farzdır ayetle sabittir.
Yani peygamberliğine inanmak ve tasdik etmektir.
İSLAM da küfür HAKİKATİ ÖRTMEK ve PERDELEMEKTİR.
İşte bu işleri beş duyu ile veya kendi tasavvurları ile anlamağa çalıştığı zaman insan açık veya
gizli putperest durumuna düşer.
‘’İnsan da zahir olduğum kadar hiçbir şeyde zuhur etmedim ‘’ Kutsi hadis ile hak bildirdi
O halde ALLAH’ ın cilvesinden korkmalıdır………..
ALLAH tan ayrılmayan insanın fotoğrafını kudret makinası çekmiştir.
Arşın penceresi kalbin gönül kısmındadır.
VAHİDDE EHAD i bul.
KALP VAR, RUH VAR, SIR VAR, IHVA VAR bu insanda.
Bütün kainat hakkın güç ve kudretlerinin görünüşüdür ‘’ kainat camdan bir döşektir âlemler
üzerinde dolanır kainat sonsuzdur âlemlerinde hesabı yapılamaz’’
Tüm bu güçler HAK kın görünüşüdür……
İnsan aradığının aslını iç âleminde görebilir.
Her tohumda bir orman gizlidir.
Tüm ormanın aslıda bir tohumdur.
NEFİS denilen insana bitişiktir. Bir nevi CAN dır diyebiliriz bu RUHA gölgesinden insana
daha yakındır.
İnsanın içinde insanın kendisidir adeta yani bir şeyin zatı aynı fakat o değil. Aynada insan
kendini görür fakat o görünen değildir ama görünüşte tıpkısının aynısıdır.
ALLAH ile kulun ademiyeti arasında en büyük perde NEFİS tir.
İşte haramlar yasaklar bu perdeyi kaldırmak için kula yapılan bahşedişlerdir.
Şeytan ruha musallat olmaz. Nefse musallat olur.
NEFS İLE RUHU AYIRANLARA şeytan yanaşamaz.
NEYİKİ ALLLAH zannediyorsun o zannettiğin şey ALLAH a perdedir.
ALLAH her şeyi takdir eder cebir etmez bütün sır bu noktadadır.
Allah ın bu takdiri Kaza ve kader ile bildirilir.
Kaza ve kader olmaz ise insan hiçbir şeye muktedir olamaz.
Müspet ve menfi kutuplar birleşmeden ZİYA olamaz.
Selam ve selametle
Allah (c.c) izni ile mana da bizzat gelip o günkü halime himmet eden ve manevi evlatlığa
kabul ederek bize müjde veren Münir Derman hocamdan esinlenerek hazırlanmıştır. Allah
ondan her daim ebede kadar razı olsun.
Cengiz Şimşek
Hür kul.

