Ads Top

Hakikat Pınarından 1.Bölüm


HAKİKAT PINARINDAN GÖNÜL DAMLALARI

FİHİ BİSMİLLAH HÜR RAHMAN NUR RAHİM


15/09/2023


Eller yahşi biz yaman.

Eller buğday biz saman ……(A.Yesevi)


Gönül tahtımı açtım.

Aşkın badesinden içtim.

Ben bende ki bene kaçtım.

Koklar koklar arar beni… (Hür kul )


Demiş ki bir arif kul;

Bugünün insanın en bilmediği şey kendisidir.

İnsanlık inanamama devrinin ne acıdır ki tam kemalindedir.


Ne ararsan illa kendinde ara

Hakikat gayretsiz olur mu gönül

Sırlar aşikâr oldu benden de bana

Aşk ile yoğrulan ölür mü gönül (Hür Kul )


Akıl hastalığı nerede ise bugün yok gibidir.

Hakikatten mahrum ve hudutlu olan akıl ancak nefsin arzularına boyun eğmiş ve kişi

nefsinin esiri olmuştur. ( Nefis bir ruhtur sende ki ise ondan derece olarak aldığın pay )


Bir nevi bugünün akıl hastalarından deliler bile kaçarak kendilerini gizlemişlerdir.

İnsanı ‘’ insan’’ insan yapar. Asrımızda dünyayı arayan çok ahireti arayan ise çok az hakkı

arayan ise insanı utandıracak kadar az dan da kaldı.

Peki nerede kaldı hakikat onu da sen söyle...


Görünmeyen tarafın damlalarından yudumlamaya başladık bakalım neler süzülecek.


Hiç unutma ki

ALLAH insanın RUH u ile meşguldür.

Cesedi ile değil.


Vücudunu temiz tut, bak dikkat bedeni demedik çünkü bu söze RUH dâhildir.

Vücut cem olmuş tamam olmuş halindir.


İnsan da var olanı ortaya çıkarmak;

Güzel niyet, temiz bir kalp, ihlas ve edep ile yapılan ve daim böyle yaşamayı kendisine şiar

edinerek tüm mahlûkatı kapsayıcı olan tertemiz ve hiç bir beklentisi olmayan güzellikler ile

olur. İstersen adına ibadet de ister isen zikir de……

Kim bilir hakiki anlamda bir tebessüm öyle bir gönle dokunur ki ne var ise ortaya birden

çıkıverir…..


İşte böyle güzel ve ecir dolu yaşam insanı değiştirmez de ancak içinde var olan NUR u ortaya

çıkarır.

Sen içini süsledikçe sende olan o gizli manevi güzel kokular ortaya çıktığı gibi senden başka

ne kadar ehil var ise o kokuları alırlar ve ne gariptir ki sana pervane gibi çekilmekten

kendilerini alamazlar.

Cenabı peygamber Hz Fatma ya kendisini görmeye gelip evde bulamadığında sırf annesine

söz verdiğinden dolayı geri dönen için ‘’Yemen ellerinden RAHMAN ın kokusu geliyor ‘’

buyurmuştur. Kim dersin tabi ki Haktan direk alışın sırrı Hz Veysel.


Vücut bir mabettir.

Gönül Allah a ucu ulaşan ilahi bir merdivendir.

Ayna seni gösterir amma hakiki anlamda bulabilir isen kamil insana bakarsan hakkı

gösterir...Bu kemal atı makamda mevkide tarikatta arama bulamazsın……


İnsan, ilahi ne kadar esma var ise onların birleşmesinden zuhur etmiş yaratılmıştır…

Unutma kadın güzel endam üzere tek nefisten yaratılmıştır.

‘’nefsin vâhidetin’’

Kadın Allah u ta alanın HAYY tezgâhıdır.

İnsanlığı onunla dokur…..


BEN İNSANIN SIRRIYIM İNSAN BENİM SIRRIM………( K.H)

Cenabı ALLAH, Celal sıfatının tecellisini arzu etmez.

Bundan dolayı (ZUL İNTİKAM ) sıfatı kanuni umdeler halinde zuhur etmiştir.

Cemiyet içindeki ahlak, adalet ve doğruluk hasletlerinden ayrılan kulların cezalarını tayin

ederek yine kulları vasıtasıyla ve bir cemiyet nizamı halinde suçlulara tatbik ettirir.

Bu kanunları harfiyen tetkik eden kullar, her türlü beladan masun olarak hayatlarına devam

ederler.

İşte o zaman Cemal sıfatının mazhar olarak, iyi insan, kâmil kul mertebesinde güzel, helal

rızıklarla mezkûr olurlar.


Nefislerine de zulmetmezler ve nefsin hakkını hakkı ile verirler hazından da men

ederler.


Ahlak, adalet, doğruluk ve şefkat prensipleri haricindeki hareketler ilahi gayrete dokunur ise

Celal sıfatı tecelli yatı görünür.

İş te RIZA Celal sıfatını harekete geçirmeden, Cemal sıfatına şükürle bağlanıp sabır kanatları

ile Resulün Ravzasını süsleyen temiz semalarda salat ü selam cıvıltıları getirerek İlliyene

doğru uçup gitmek.

İşte buna HUZUR derler.

Emri ilahiyi bihakkın yerine getirmeden, Allah tan bir şey istememekte HAYA dır…. İşte bu

sözü çok düşünmek lazımdır……


Rahmetellil âlemin olarak gönderilen resul, Allah’ın Rahim esmasının pınarının hazinesinin

musluğu gibidir.

İstese de istemese de o rahmet pınarından herkesin yararlanması imkân dâhilindedir.

Esmalar, kulda ki tecellilerine göre tezahür eder.

Hangi esma daha ziyade tecelli ediyor ise o kul o şekilde insan olur.


Gönül kabı genişledikçe esma tecellilerinin çeşit çeşit güzelliklerini ve tecelli idraklerini insan

kendinde seyretmeye başlar.

Can almaya mahsus ölüm meleği ( Mümit ) esmasının tecellilerini yerine getirir.

Haşa esma doğrudan doğruya tecelli etse idi canlı hiçbir mahluk kalmazdı…..


Tutarım seni ölüm bir gün tutarım

Kudret âlemine çıkar caka satarım

Rabbimden ayrılmaz bir yol tutarım

Emaneti sahibine veririz biz

(Hür Kul )


Kelamı ilahi Resule Cebrail kanalı ile nazil olmuştur.

Eğer doğrudan doğruya olsa idi, Kainat buna tahammül edemezdi çünkü burası mekan olarak

arzı ala insan da eşrefi mahlukat ……

Rahim esmasına mazhariyetine nail olma için; Kulun RAHİM VE ŞEFİK olması lazımdır.

Hayvanlara ve nebatlara dahi Rahim ve Şefik olmayana bu esmanın yardım ve iltifatı yoktur.

Rahim ve Şefik olan kimse Hak olan sırrı hakkıyla bilen ve yaşayandır.


Allah kapısına ancak bu sıfatla yanaşılır…..

Çiçeği vazoya koyup güzelliği seyir ve kokusunun alınacağına, dalın da ALLAH ı zikir

halinde bulunurken seyir ve kokusunu duymak arasında çok büyük fark vardır.


Gül ile birlikte neyin kokusunu alıp neyi seyrediyorsun devranı dışardan seyretmek ile

halkaya girip birlikte devretmek arasında binlerce fersah binlerce yıl arası kadar fark

vardır…..


Dalından ayrılan veya topraktan sökülen ilahi halkadan koparılmıştır.

Halkadan koparılan nesne artık zincir değildir.

Basit bir parçadır o kadar.

Parçada bir şey aranmaz asıl olan ‘’ KÜL ‘’ dür.

Ne var ise onda iş vardır. Dikkat

Ben, Sen, O, Biz, Siz, Onlar hepsi ortadan kalkmıştır yoktur.

İşte (Ben, O, Biz, Siz, Onlar ) yoktur. ( O ) vardır.

(O ) işle iş yapan ibadet eden için artık düzme çatma mekân mevki yer cihet mefhumları YOK

tur.

Bu sayılanlar İşte (Ben, O, Biz, Siz, Onlar ) formülünden ayrılamayanlarda, bu işe akıl

erdiremeyenlerde vardır.


Yalnızlık

Vücut bulur utanır şiarından

Aştı gönül gülleri hasret kokar efkârından. (Hür Kul )


HAYY’ ı MÜMİT yapmak isteyen onun ismi ile bunu yapmalıdır.

Aksi halde haram küfür şirktir cezasının affı yoktur. Yani bu sonsuz demek değildir cezası ne

ise illa ki bu cezayı çekecektir demektir. Peki, nedir bunlar…


Maddi, Manevi ve Uhrevi ceza.


İlahi bir hikmet ki, ateş her şeyin hakikatini ortaya koyan bir nimettir.

AMBER ateşe kararında verilince güzel kokusu ortaya çıkar değil mi?


Hastalık derecesinde ilahi hikmetleri anlamaya çalışmak lazımdır.

Ne hasta olan doktora gider nede doktor sağlamım diyenin ayağına gider.


Rahim ve Şefik esması ile ahlaklanmayı hastalık derecesinde kendine mal etmek lazımdır.

O vakit doktorda koşar dermanda koşar ayığına gelir.

Her perde Rahim ve Şefik esması ile açılır.

Her makama bu haslet ile çıkılır.

Huzurdan maksat divan değildir.


HUZUR CEMALDE ERİMEK DEMEKTİR.

Huzur rahatlık değildir.

Bir büyüğün önünde OLMAK demekte değildir.

Huzurun RUHANİ manası ERİMEKTİR.

O şeye karışıp erimek.

O şeye karışıp ortadan kaybolmaktır.


Sütte şeker erir. Huzur teessüs eder.

Fakat huzur sütün müdür yoksa şekerin midir?

Kim kimin içinde erir ise eriyen işte Huzura kavuşmuş olur.

İşte bu insan için mertebe makam yoktur artık o kendisi bir makamdır.

Suyun içinde eriyenin makamı olur mu artık o da bir SU dur.


Su AZİZ dir.

Eriyeni de aziz eder.

CEMAL de eriyen

CEMALİ olur.

Hz Veysel için o cennete girmez neden derler çünkü kendisi bir cennet olmuştur da ondan

diye.


BİR GÜL’ÜN

Hayret makamını geçtim

Bin acayip sırrın aştım

Aşkın badesinden içtim

SARILDI gönlüme bir GÜL’ÜN eyvallah


Hiçlik mekanın da hiçtim

Nasip deryasından taştım

Zaman perdesinden geçtim

TAKILDI gönlüme bir GÜL’ÜN eyvallah


Manalar şaşkın halimden

Amber kokusu kendinden

Şükrün dökülür dilimden

KIVRILDI gönlüme bir GÜL’ÜN eyvallah


Kudret nişanı verdiler

Yoluma imkan serdiler

Dostu dost ile koydular

AÇILDI gönlüme bir GÜL’ÜN eyvallah


Titrer vücut ikramından

Umut şaşkın ihsanından

Sukut benim ikrarımdan

KURULDU gönlüme bir GÜL’ÜN eyvallah.


Hür kulum selamım sundum

Aşkım ile kavil kıldım

Hu diye devran döndüm

BAĞLANDI gönlüme bir GÜL’ÜN eyvallah


Hür Kul


Bütün kabiliyet ve hünerlerinizi gösterin denirse insan tarif edemez.

Dikkat et bu mıntıkada Ayetten, Hadisten, Helalden, Rızıktan bahsetmek geriye gitmek

demektir.

AMAN DİKKAT sukut et yeter.

Zahiri ameller daima gönüllerin batıni hallerine bağlıdır.

Bu konuda şek ve şüpheye düşmek kalbin basiretine sataşmak ve içinde ki sırrın nurunu

söndürmektir.

İnsan tatmin mertebesine gelinceye kadar ….

Akıl ihtilaf ve kavga halindedir.


İnsanı mutmaine mertebesine çıkaran temiz ahlaktır.

Bu süreç ise insanı yıpratır.

Fakat vücudun yani cem olmuş halinin yıpranmasından dolayı tasa etme bilirsin ki çiçek

dökülmeyince ağaçlar meyve vermezler.

Kulun ALLAH a karşı olan şükrünü ifa etmemesi ve bunda da ısrar etmesi EDEP dışı bir iş

olur ki işte buna GÜNAH derler.

Mümin kul için günah vicdanını rahatsız eden her şeydir.

Hakikat ortaya çıktığında hakiki kul utancından ne yapacağını şaşırır kendi cezasını kendi

vermek için mahzun ve mahcubiyeti hiç eksik olmaz bu ise o kulda hak sevgisinden gelir

utanma olarak tecelli eder.


Günahın cezasını Cenabı hak kulun kendisine bırakmıştır.

Günahı inkâr ve ret hududuna girer ise o kişi neuzibillah küfre gider.

Günahı tövbe ile temizlemek lazımdır.

Kapılar açıktır….

Küfrü ise ancak tecdit-i iman temizleyebilir.


Ya Rabbi! Buluğa erdiğim andan bu ana gelinceye kadar, İslam düşmanlarına ve bidat ehline

aldanarak, edindiğim yanlış, bozuk itikatlarıma ve bidat, fısk olan söylediklerime,

dinlediklerime, gördüklerime ve işlediklerime pişman oldum, bir daha böyle yanlışları

yapmamaya azim, cem ve kast eyledim. Resullerin evveli Âdem aleyhi selam ve ahiri bizim

Resulümüz Muhammed aleyhi selamdır. Bu iki Resule ve ikisi arasında gelip geçmiş ve ilahi

kudretinle dinin İslam’a tabi olarak gelecek olacakların hepsine iman ettim. Hepsi haktır.

Bildirdikleri kuranın kapsama alanı içinde doğrudur.


SEVAP: Sokakta elbise ile gezmek edeptir bu cemiyet kaidesidir. Ceketi düğmeli gezmek ise

bir hassadır. İşte bu hal sevaptır.

Daima bu hal içinde bulunmak ecre kavuşmak demektir.,


Daim her vakitte elbise ütületen ve namaza öyle duran Mustafa Kazıman amca misali ecir de

ihsanı getirmiş ihsan da hak adamı olarak sağlıklı bir uzun ömür yaşam getirmiştir,,,,,,

Evet, işte Rabbin her yerde hazır ve nazır olduğunu bilmek ve Allah’ı her yerde görür gibi

hareket eden bir adamın ahlak ve karakteri.

Tamara tamara paraları verdik kumara diye bir oyun havası çalarken içerde büyük insan var

diye sesini kısıyorlar o ise, aç oğlum sesini aç bak sana ne güzel söylüyor tam / ara tam/ ara

ararsan tam ara yalancıktan arama diyor diyen mübarek insan misali. ( Nereye bakarsalar

baksınlar hakkı görürler neyi işitirseler işitsinler hakkı işitirler )

ECİR ise bu haller senin olsun sakın senden ayrılmasın öyle kal öyle yaşa ve yaşat demektir.

ALLAH‘ ın Af ve mağfireti diğer nimetler gibi fazlından ve keremindendir.

Rıza-i ilahi amelin kendisine değil de, Ruhi muhasebede ki olan hulus i kalbe karşı tecelli

eder.

Yani bu iş baha işi değil de bahane işidir.

O yüzden yeryüzünde bahane ararlar bulduklarında kişiyi ötelere çekerler.


Sen sen ol doğruluktan ayrılma unutma ki suyun bir karış altında veya denizin binlerce metre

derinliğinde boğulmak arasında fark yoktur.

Fazilet hastalıkta olsa da ona daim razı ol bu iş ta ölüm ötesi ebet işidir devam eder de eder.


Bilerek veya bilmeyerek hiçbir hayvana, hatta hiçbir nebata fenalık etmeyen insan

gerçekten çok büyük insandır.


Terbiye ve iyi ahlak sahibi olan adam ne halde bulunursa bulunsun yine insandır.

Fakat eğer bundan mahrum ise bu geçici dünyada her şey olsa bile yine insan olamaz.


Allah ı hisseden akıl değil kalptir. İşte imanın insana öğrettiği şey budur.


Şunu unutma ki bu kâinatın bir yaratanı bir Halikı vardır.

O’nun üç büyük vasfı vardır.

Halk eder.

İdame ettirir.

Yok eder.


Her şey izah edilemez.

His edilir.

Bu his dimağı okşar geçer işte bu okşamayı idrak edip onunla inşirah duymadadır iş.


Hakiki bilgi hak erenlerinin gönlünden gelendir.

Kitaplarda yazmaz.

Niye yazmaz bir düşün.

Kemale ermiş hakiki iman sahibi insanın gönlünden dökülen güzel niyete bürünmüş dualarda

bir nevi ismi azamdır.


Mideyi boş bırakmak, hikmet ve manevi hazinelerin kilididir….

Nefsin gıdası yeme içme ve zevktir.

Eline beline diline sahip ol.

Batın gönül pınarları açlık ve oruç bereketi ile fışkırır.


Dinin muallimlerine enbiya derler.

Bunlar Allah ı ispata değil ilahi kelimeleri ilana ve izaha gelmişlerdir.

İnsan Allah’a varlığı hakkında ki delil ve ispatların sayısını artırmakla değil RUHUNDA ki

ihtirasların sayısını azaltmakla, bir iman ve itikat sahibi olmaya çalışmakla yaklaşır.


Allah ‘ı hisseden hudutlu akıl değil gönül mekânı olan kalptir. İşte imanın insana

öğrettiği şeyde budur.


Şefkat ve merhamet sahibi insanlar Allah’ın sevgili kullarıdır.

İman sahibine eziyet etmek Kâbe’yi defaten yıkmaktan günahtır.


Zahit Dünya ile ahiret.

Korku sahibi cennet ile cehennem,

İrfan sahibi, yaratılan ile yaratıcı arasındadır ki bu halde bulunan insanın haline ne

insan ne cin ne de cümle mahlûk içinde bir tanesi akıl erdiremez.


Hakkın yanında kendi kıymet ve makamını arama, hakkın senin yanında kıymetini ara o

zaman kendinin ne olduğunu anlarsın.

Hakka yakın olanlara HAKK kul farkına varmadan onun matlubu içinde tecelli eder.

Mümin insan vücut bulmuş haliyle Allah’ın esma tecellilerinin göründüğü bir aynadır.

İnsanda Hak güçleri ile gizlenmiştir.

Sen onunla aranda perde yaptığın maddi manevi ne kadar ihtirasın varsa kaldır. O zaman

kendi kendini Mansur gibi seyreyle.


Allah’ın hoşnudiyetini celp edecek sevgi, güzel niyet amel ve harekette bulunmak kainat

ahengine uymaktır ki bu da Allah u Teâlâ’yı zikirdir.


Mansur a sormuşlar hem ben hakkım diyorsun hem de neredeyse tüm gecede namaz

kılıyorsun hiç söylediğinle yaptığın birbirini tutuyor mu bu nasıl iştir demişler.

Mansur cevaben ; Birbirimizin kadrini yine biz biliriz demiştir……Selam olsun hesapsızca

bizden de ona…..

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmakta derman buldu bu gönlüm

Yandı bu gönlüm yandı bu gölüm

HU diye diye yandı bu gönlüm ( Aziz M. Hüdai )


RAB HER YERDE HAZIR VE NAZIRDIR.

HER ŞEY İSE ALLAH ‘TA HAZIR NAZIRDIR.


Kainatta her şey Ondandır.

Fakat hiç bir şey o değildir………………………..

Tevhit sırrının en ince noktası işte anlaşılması güç bu hikmet bu laftır….


İlminde en muhteşemi BİLMİYORUM noktasına ulaşmaktır………………


İnsanda tecelli eden Esmaların kudretlerin, Allah’ın bir tezahürü görünüşü olduğunu anladığı

dakikada Mansur ‘’ Enel Hak’’ dedi.

Anlayan oldu da sukut etti. Mansur katledildi hem de hiç olmamış gibi işkence ile canlı canlı

derisini dahi yüzdüler fakat o ‘’ Bana aştığın sırları bunlara da açsaydın bunlar böyle

yapmazdı diye mırıldandı ve hepsini af ettim dedi.

Fakat hak zerre hakkı zayi etmez. Allah affetti mi ???

Blogger tarafından desteklenmektedir.