Ads Top

Suhuf-u Subhan 11.Bölüm


İBRAHİM HALİL MUHAMMED EL EMİN


Böylece evveli ahiri zamanı mekânı gecesi gündüzü olmayan yarattıklarını yaratmadan

evvel bilen yarattıktan sonra da nasıl yaşayacağını bilen,yaşarken insanı her nefes gören

kalpte ki niyet Ruhundan insanı imtihan eden, sonsuz kudret Allah’ u Âlim’ in Nuru

Kur’an’ına nasıl semavi dersiniz? O Rahmanın vahyidir. Kur’an el Kelam Rabbim

Kürsüsünden vahi eder. Melek bulunduğu âlemden bizim âlemimize getirir ve Resullerine

bildirir. Allah (c c) bazı resullerine kürsüsünden insanlık adına emirlerini doğrudan

bildirmiştir. Hz. Musa (a. s.) ve Hz. İbrahim (a. s.) bildirdiği gibi.


Rahman Rahim olan, Gafur Rahim olan, İlminin Rahmetinin sonu olmayan, lütuf sahibi

Allah’ u İzzet’te sonsuz Hamt ve Şükür olsun ki insanlık adına bize verdiği Kırk yedi ilahi

müjde haberlerin sekiz hitabını Kerim Rabbimiz doğrudan haber verdi. Bu ilahi haberlerin

altısı gece namazı selam aralarında biri akşam namazına dururken biri ilkindi namazının

edasında oldu. Bu ilahi müjdelerin tamamın hikmeti Halik hür Rahman Rabbimizin küllü

iradesi ile Yaratılış kudret ve hikmetidir. 


Fakat belirtmek isterim ki, Allah’ u Azim den böyle bir vazife böyle bir müjde asla beklemiyordum.

Yalnız, insanlık adına Allah’ u Rahmana elli üç sene yaptığım duaların Rahman Rabbimizin

ilahi indinde kabul bulup bulmadığını düşünmeden de kendimi alamıyordum. İnsanlığın bu dümüş olduğu acı cehaleti içinde durmadan ağlıyordum.

İşte böyle bir hüzünlü gecede Allah’ u İzzet garip kuluna ilk müjdesini zatı kelamından

bildiriyordu. Gece saat iki üç arası idi biz Allah’ u Subhanı seccademiz üzerinden

dinliyorduk. Şükür sonsuz Âlim olan Allah’ u Rahmana İnmiyordu vahi oluyordu. Eğer

Rabbim dinletti ise kainat üstü bütün âlemler ve mahlukat Rabbimin ilahi müjdesini

dinlemiştir. İznillahi hür Rahman Allah’ım.


İşte bilinmelidir ki böylece Kitabımız Kur’an el Hâkim’ i Allah’ u Kerim vahi etmiştir. Sapık

dinlilerin kitapları ise inmiştir. Onların tanrısı cinlilerin babası İblis Şeytan nırradır. O semalar

da gezer nice sapık din ve mezhep arayan gafil sapkınlara kitap yazdırırdı. 


İyi bilin ki Sonsuz Kudret olan Allah’ u Kahhar bütün insanlığı o amansız şeytan nırra ve bütün onun cinlerden olan taraftar şeytanların şerrinden kurtarmıştır.


Şükür insanlığa nurunu müjde eden latif el lütuf Allah’ımıza. Rahmeti sonsuz  Rahmanım. Cin şeytanları hakkında kitabımızın ön sayfalarında mümkün olduğunca haber vermiştik. 

Yine de belirtmek isterim ki onun şerleri bizim anlayışımızın çok ilerisindedir.

Allah’ u Kudret yardım etmezse ne şerlerinden kurtulmak mümkün olur ne de onların

hallerine akıl ererdi. Şimdi burada onlar hakkında birkaç tevhit ilahisi yazalım İnşa Allah hür

Rahman.


Bu tevhit ilahilerimiz onlarla yapılan amansız mücadele ve akıl almaz şerlerinden sonra

onların bize nasıl düşman olduğunu anlatır manadadır. Yalnız bu ilahiler durup dururken

yazılan ve söylenen sözler değildir. Orada hem Allah hür Rahman’ın Rızası var hem de can

güvenliği öylesine saldırıyorlardı ki gece gündüz demeden hava ve karadan evin içinden

sözlü sataşıp hiçbir nefsin kabul edemeyeceği sözler de söylüyorlardı. Değil bizim

yeryüzünde hiçbir Müslümanın yaşamasına tahammülleri yok idi.


İşte gerek insan gerekte cin olsun imansızların inananlara nasıl bir düşman olduklarını nasıl

bir kin duyduklarını onlar ile yaptığım savaştan sonra anlayabildim. Hile ve şerlerine insanın

aklının yetmesi mümkün değildir. Allah’ u Azim’in İlim ve Kudret’ini gerçek bilmeyen din

ve mezhep arayan gafilleri onlar çok severler onlara semadan seslenerek kitap yazdırırlar

onları yönlendirmek iblis şeytan nırra ya hiç zor olmaz. Onun için derim ki Kitabımız Kur’an

el Kerim semavi değil rahmanidir.


Allah’ u Âlim diler zatı kelamı ile diler melaike el ikramın vasıtası ile resullerine ilahi

emirlerini insanlığın hayrına bildirir. Şükür İlminin Kudretinin sonu olmayan Allah’ u Âlim’e.


İnşa Allah’ u Rahman şimdi yazacağımız tevhit ilahileri bu hadiseyi anlatır manadadır.

Oturup düşünesiniz o anda Allah’ u Âlim’ in hikmetleri ortadadır. Yalnız inanmayanlar buna

da itiraz ederler. Onlar ister inansınlar ister inanmasınlar Allah insanlığın üstündeki vadettiği

nurunu tamamlayacaktır. Celil ve mütekebbir olan Rabbimiz, vadinde de sadıktır. Rabbime

sonsuz şükürler olsun.


Bismillahürrahmanurrahim

Gafur’un Kor u açtı yarayı

Bu beşer giydirdi bize karayı

Gelem huzuruna ağlayı, ağlayı

Cehennem kapıya dolmuş ya Rabbi


Giymesem karayı zamanı geçmiş

Canilerin ruhu tamuya uçmuş

Münafık zalimler kendinden geçmiş

Cehennemde feryat ederler Rabbim


Göremedi kainatta alemi

Düşünmedi cani haktan geleni

Zulüm yazmış bu caninin kalemi

Cehennemde eza çekerler Rabbim


Cahil okumadı nuru Kur’an ı

Bulamadı Azim olan Rahman ı

Düştü hevasına nefsi şeytani

Cehennemde ebet kalırlar Rabbim


Madde sana Hâkim oldu Gafil

Olunur mu Rabbim bu kadar cahil

Maddeyi görürsün manada alil

Bunlar cehenneme inanmaz Rabbim


Dünya için gece gündüz çalıştı

Yükseldi de şeytanlarla yarıştı

Bu beşere iblislerde alıştı

Bunlar cehennemi doldurmuş Rabbim


Bu bilemez şeytan olan iblisi

Çıkarda semadan gelir ya sesi

İnsan şeytanları onun ilerisi

Cehennemde feryat etsinler Rabbim


Yükselir semaya şerrini saçar

Bu ahmak insana tanrılık yapar

Bunlar Allah sanıp şeytana tapar

Cehalet şerrinden kurtarın Rabbim


Yükselir semaya seni azdırır

Ben tanrıyım diye kitap yazdırır

İncilleri Tevratları bozdurur

İnsanlar nırrayı tanımaz Rabbim


Öyle şerlidir ki insanlar bilmez

Nereden gelip gittiği de görülmez

Cahilin yanında bir nefes durmaz

Sapık âlimleri aldatır Rabbim


Yükselir semaya bilemez insan

Cinlerin babası iblisi şeytan

Din ve mezheplerle uğraşır her an

Ben tanrıyım diye sapıtır Rabbim


Bu iblisin işi dinler mezhepler

Bu gafil insanın yolunu keser

Allah’ın Kutbu beşere küser

Bunlar Kitabını okumaz Rabbim


Bilemedi nefsi ile şeytanı

Ağlattılar Rabbim dostun insanı

Gel de cehennemde Gafur u tanı

Gelir cehennemde tanırlar Rabbim


Bulamadı hak yolunu Rahmanı

Gelip baktım Rabbim geçmiş zamanı

Tükenir mi kara günün akşamı

Gelip cehennemde tüketsinler Rabbim


Yaratanı koydu maddeye taptı

Nefis denen kör ruh korunu yaktı

Bunu yaratandan ayrı bıraktı

Gelip cehennemde göreler Rabbim


Göremedi yaratanı bu alil

Onun için oldu arada zelil

Yaratanım der ya komutan Halil

Gelsinler oraya soralım Rabbim


Gafurunun kor u komutan kulun

Gafiller sanıyor bitirir ölüm

Ne bilsin cahiller cehennem halin

Gidip te görenler tanırlar Rabbim


Maddeyi kendine ilah eyledi

Unuttu Rahmanı yalan söyledi

Cehennemi kendine mülk eyledi

O sonsuz âlemde kalalar Rabbim


Derler bize deli akıl ne yapar

Koymuş yaratanı maddeye tapar

Yarın cehennemde yüz üstü yatar

Sürüne sürüne yürüsün Rabbim


Süründükçe dirsekleri delinir

Defteri boynunda suçu görünür

Cehennemde evi barkı kurulur

O sonsuz âlemde kalalar Rabbim


Evin barkın korumuzdan var olur

Orda hayat senin için zor olur

Nefis denen kör ruh sana yar olur

Orada ebedi kalalar Rabbim


O korun hikmetini bilemedin sen

Gafil gel yanıma okutayım ben

Nefsi envareye aldanmışın sen

Cehennemde ebedi kalalar Rabbim


Âdem den bu güne korun bilmedi

Hikmetini düşünüp felah bulmadı

Oraya vardı da geri gelmedi

Cehennemde feryat edeler Rabbim


Cehaleti götürdü bunu oraya

Neşter vurdu kalbimde ki yaraya

Dizi, dizi dizilip oradan oraya

Komutan kulunu beklerler Rabbim


Bismillahürrahmanurrahim

İleride yazacağımız tevhit ilahilerimiz nurumuz ve korumuz hakkında olacaktır. Yalnız Allah’

u Âlim’ in bu mübarek Nur unun ve Kor unun ilahi hikmet ve azametinden kendimi bir türlü

alamıyorum. Hem düşünüyorum hem söylüyorum söylediklerimin bir kısmını da kaleme

almak ihtiyacını duyuyorum. Çünkü Allah’ u Âlim ilahi müjde haberlerinde dört yerde yaz

emri verdi.


Bir müjdesinde ehli kutup’ umsun dedi. Şükür Âlim olan Allah’ u Subhana. Allah’ u Halik

yaratmaya irade buyurunca evvel var ettiği Nuru ve Koru idi. İkinci yaratılış feza boşluğuna

kâinat zırhını döşeyip âlemleri üzerine var etti. Bu insanın hesabını yapamayacağı Rabbimin

âlemlerinin dokuzunun âdemin adına yaratıldığını Âlim Rabbim bize gösterdi. Bu dokuz

âlemden yedisi Âdemin kendi adına var olmuştur.


Levhi mahfuzla Güneş, merkezinde ki diğer âlemlerde ziya verir. Levhi mahfuzda alemlerin

hesabını görür. Diğer üç âlem Ruhlar âlemidir. Bu dünyaya gelmezden evvelki Ruh âlemi

berzah dünyanın yakınında Allah’ u Halik’ın insanlık adına âdemden son insanı yaratana

kadar yaratacağı bütün insanların Ruhu bu âleme konulur. Rabbim Halik bu Ruhlara

sormuştur. Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Onlar da belağ dediler ve tasdik ettiler. Biz bu

zamana galü belağ deriz.


Allah’ u Halik İnsanı dünyaya getireceğinden beş ay evvel o Ruhu, ya ilahi kudreti ile ya da

Nur Kor karışımından yaratığı bir melekle ana rahmine ulaştırır. Bu nasıl olur demek. Allah’

u Âlim’ in ilim ve kudretini inkâr etmek demektir. Bunlar imansız materyalistlere benzer ya

da Hz İsa aleyhi selam Allah’ u ta alanın oğlu diyen sapık Hıristiyanlara benzer.


Bugün insanlık maddeye Hâkim oldum sanıyor. Hâlbuki madde ona hâkim olmuştur. İnsan

Allah’ u Halik’ın İlim ve Kudretini tanıyamamıştır. Çünkü tanımak istemiyorlar. Lakin onlar

Haşa Allah’ı İnsan seviyesine indirgeyip, aklı Kamil insanlara da hem gülünç oluyorlar, hem

hüzün veriyorlar. İsa aleyhi selam Allah’ u Azim’in kerimesi diyorlar. Hâlbuki o Allah’ u

Kudretin kelamıdır. Allah’ u Kudret ona var ol demiştir, oda var olmuştur.


Çünkü Allah’ u Âlim’in İlmi ve Kudreti gafil insanların anlayışının milyarlarca ilerisindedir.

Zaten bende bu insanların bu halinin akıl işi olduğuna inanmam, bunlar Allah’ u Halik’ı hafife

alıp sır yapıyorlar.


Gelelim İsa aleyhi selamın arza geri dönüşüne, eğer Allah’ u Kudret İrade buyurup

gönderecekse hiçbir millete değil dinim İslam’a Müslümanlara gelir. Allah’ u Kudretin adaleti

insanların saçma sapan kanunlarına benzemez himayesine aldığı Kur’an el Kerim’de hiçbir

kitabına benzemez.


Zaten Allah’ u Âlim Âdem aleyhi selamdan, İsa aleyhi selama kadar cümle kitaplarda

insanlığın hayrına olan ilahi emirleri kitabı Kur’an da bildirmiştir. Şükür Kerim Rabbimize

Âmin.


Gelelim İsa aleyhi selama, onun gıyabında Kur’an da ve sünnette bir hüküm yoksa semadadır,

yerdedir, Ruhtur, bedendir şeklinde hakkında bir yargıya varmak doğru olmaz. Onun diğer

insanlardan farkı İman Ruhudur. Eğer Rabbim diler bedeni ile başka âlemlere alır, diler

Ruhunu alır ve tekrar yaratır. Âlim Rabbimizin İlminin Kudretinin sonu yoktur. Şükür.


Yukarı da Ruhlar âlemlerinden bahsetmiştik, biri dünyaya gelmezden evvelki âlem Berzah bu

âlemin büyüklüğü dünyanın yarısı kadardır. Bir insana verilecek Ruhların hepsi bir arada

bazen ayrılıyorlar bazen birleşiyorlar. Birleştiklerinde insan görümünü alıyorlar ayrılınca Nur

danesi gibi zerreler halinde görünüyorlar. Ruhlarla ilgili üç âlemden ikisi de, Cennet ve

Cehennemin yakınında, Cennet âlemi CENNE NUR, Cehennem âlemi CEZA GÖR dür.


İşte insan dünya hayatını yaşayıp vefat edince Müslüman eğer kelime i şahadet getirebilirse

şehit olup cenne Nur denilen cennetin Ruh âlemine gidip orada cennet hayatı yaşıyor. Eğer

şahadet getiremiyorsa cehennemin Ruh âlemi, ceza Gör âlemine gidiyor ve günahını

derecesine göre ceza görüyor. İşte ilahi müjde haberinde Allah’ u İzzet’in ‘ Âlemlerin seyrini

yaptınız sizin aklınız o âlemlere erer.’ İlahi kelamının sırrı buydu. Ve dahi cennetin ve

cehennemin doluluk seviyesini Allah’ u Kudret’in izni ve ilmi Kudretiyle keşfederek

anlıyorum.


Allah’ u ta ala karanlığı çöken bir gecede kendim evde odamın içinde perdeleri kaldırdığında

gün ışığında seyreder gibi nice âlemlerin seyrini yaptırdığı gibi, o âlemlerde olan mahlûkatı

da gösteriyor. Sonsuz Kudret sahibi Âlim Rabbim iş bu âlemlerde olan beşeriyetin dünyaya

gelmezden evvel ki âlemlerde ki Ruhların halini belirten tevhit ilahilerimden birkaçını

bildirelim İnşa Allah


Bismillahürrahmanurrahim

Hak rızasını almış âlemler gezer

Allah’ın emri ile kalemi yazar

Beşer neşter vurmuş yarası azar

Bu insanı kendi ruhu yıkacak


Arzına sığmayıp arşına ağar

Zulüm pençelemiş arzından kaçar

Melekler semanın kapısını açar

Bilmem bu beşerin hali ne olacak


Cemalin hüsnü ile aşkım durmuyor

Güzel âlemleri gözüm görmüyor

Rabbim Kahretmeyle zulüm durmuyor

Duam Rahmanıma Hak kurtaracak


Ruhlar âlemine varacak yolum

Dedim yaratana gelmiştir kulun

Halik’ın hikmeti orada görün

Bu insanı kendi ruhu yakacak


Sen kendini bilseydin böyle olmazdı

O ruh seni bu zulmete koymazdı

Bu insanlık böyle berbat olmazdı

Duamız olmazsa insan batacak


Kapıya vurunca bir süre durdum

Yaratan Mevla’dan onları sordum

Nefsi görmemek için bir tekbir aldım

Bu beşeri işte bu ruh yakacak


Girdim içeriye ruhlar âlemi

Her biri bir türlü söyler kelamı

Rabbim dedi yazsın kudret kalemi

Şeytanları işte bu ruh yakacak


Nefes ruhunu gördüm deli esiyor

Bizi gördü yaratana küsüyor

O beşerden umudunu kesiyor

Kesilmiş umutlar hak kurtaracak


Akıl ruhunu gördüm gözleri yağmur

Yere düşer düşmez oluyor çamur

Dedi insan beni etmedi memur

Dolmuştur cehennem gör ne olacak


İradeyi gördüm çok mahzun durur

Manada beşerin halini görür

Ayrılmış rabbinden kime ruh verir

Bu insanı kendi koru yakacak


Hayâyı görünce gözlerim coştu

İki mahzun bir arada ağlaştı

Ne çare ki altmış dört bin yıl geçti

Gitmiş cehenneme hesap verecek


Hafızayı gördüm toplar kelamı

Verdi elimize kudret kalemi

Seyrettirdi akıl almaz âlemi

İlmi kudretini kul ne bilecek


Merhameti gördüm durmadan ağlar

Bize dar olmuştur arzın da dağlar

Zulüm gören Müslüman analar ağlar

Gaffar olan yaratan kurtaracak


Bismillahürrahmanurrahim

Azimsin kerimsin hikmetin sonsuz

Yaşamak olur mu Halik’ım sensiz

Sizi zikretmeyen imansız dinsiz

Nurumun Korumun Halik’ı Rahman


Rahmetinde sonsuz nimetinde sonsuz

Olur, mu Halik’ım Rahmanım sensiz

Sizi zikretmeyen nankörler dinsiz

Nurumun Korumun Halik’ı Rahman


Seyrettim bunları imanı yalan

Yarın kara yüzle huzura varan

Yoktur rabbim hikmetini bir bilen

Nurumun Korumun Halik’ı Rahman


Nurumuz ışıtır korumuz ısıtır

Türlü nimetini bunlara yedir

Şükretmezler Rabbim sebebi nedir

Nurumun Korumun Halik’ı Rahman


Korum olmasaydı nimet olmazdı

Tacı izzet başımıza konmazdı

Hikmetin sonsuzdur gafil bilmezdi

Nurumun Korumun Halik’ı Rahman


Nurundan korundan ruhlar var oldu

Gördüm âlimleri servete daldı

Rabbim müjdelerin garibe geldi

Rahmetin nimetin Halik’ı Subhan


Nurundan korundan nizamı kurdun

Bütün âlemlere ondan ruh verdin

Açtın kapıları kudretin gördüm

Hakikat ilminin kelamı Subhan


Nurun Rahmetindir korun kudretin

Rızanı alamaz gafil milletim

Kaldır rabbim üzerinden zilletin

Arındır günahtan Kerim Subhanım


Nurundan korundan ibret almazlar

İman edip hak yoluna gelmezler

Bunlar yaşıyorlar ecel bilmezler

Hayatın nebatın Halik’ı Subhan


Kâinat ilmindir âlemler kudret

Sizindir ya rahman bu sonsuz hikmet

Var oldu onlardan cehennem cennet

Nurumun korumun Halik’ı Subhan


Nurundan korundan nizam kurdunuz

Ya Rabbi onlara sual sordunuz

Ondan mahlûkata ruhlar verdiniz

Bütün Ruhların Halik’ı Subhan


Nurun Korun Âdem için var oldu

Bütün çiftler birbirine yar oldu

Hikmetin sırrını kuluna verdi

Küllü iradendir Allah’ u Subhan


Nurundan Korundan bütün Ruhlarım

Ayrıldı zatından ya Rahman varım

Hasretinden korum gibi yanarım

Nurumun korumun Halik’ı Subhan


Nur’um imanımdır Kor’umsa nefsim

İman edip nura olmuşuz teslim

Onun için Rabbim sizedir aşkım

Aşkım muhabbetim mabudum Subhan


Nur’un ilmi Rahimindir bilirim

Bekasın hayatsın Rabbim görürüm

Kudretin koru ile yanar dururum

Nur’umun Kor’umun Halik’ı Subhan


Nur’un Kor’un hasretimi artırır

Dolandırır kapınıza getirir

Cehennemi imdadına yetirir

İlmi İradeniz bilinmez Subhan


İlmi İradende Rahmetini gördüm

Türlü nimetini verirdin yerdim

Hamid’sin Mecid’sin Rahmanım derdim

Rahmansın Rahimsin Kerim Subhanım


Ömür biter Rabbim yerim boş koyma

Zulüm canisine hak fırsat verme

Vadettiğin Nur’unu beşere gönder

Adilsin Hâkimsin Kerim Subhanım


NE TEKNİK SEVERİM NE DE BİLİM

İnsan olurda tekniği sevmez mi? Elbette sever fakat biz tekniğin mana yüzüne bakarız, acaba

bu tekniği bulan o gücü, o sıhhati, o ruhu hiç düşündü mü? Eşyanın elementi kimin? İnsanı

teknik bulma konusunda azme bağlayan güç kimden geliyor? İşte bunlar insanlığın kendi

imkânı derecesine eşyanın zirvesine çıkıp, eşyaya sahip olduk derken eşya size sahip oldu.

Eşyanın ham maddesi kimin? Tekniği bilimi insana kazandıran akıl ve iradeyi insana kim

verdi?


Yüz yılın teknikleri en çok kimin işine yarıyor. Bunu Müslümanlar düşünmüyorlar. Tekniğin

gücü ile yanmayan İslam ülkesi kalmadı. Müslümanlarda tekniğin kulu olmuş, tekniğin sahibi

insana teslim olmuşlardır.


Küfür zirvededir Müslüman ağlar

Bize dar geliyor arzında dağlar

Zulümden arzında analar ağlar

Kurtaracaksın Gaffar Allah’ım


Sorarım dünya Müslümanlarına hangi Müslüman ülkenin anası ağlamıyor acaba o anası

ağlamayan bizim ülkemiz mi? Maalesef teknik bilim Müslümanlar için gözyaşı olmuştur.

İmansızlar için ise iyilik ve güzellik olmuştur. Artık bu güzellik nereye kadar gidecek yıkacak

mı? Yoksa Yapacak mı? Kerim Rabbimiz bilir.


İnşa Allah’ u Latif Rabbimiz insanlığın üzerinde nurunu tamamlayacağını haber veriyor.

Dilerim Rabbim bu süreci kolay eyler. Allah’ u Âlim Rabbimiz Âmin. İnsanlık düşmanları

zulüm canileri nankörlerin merhametine Rabbim bizi koymaz Âmin.


Bismillahürrahmanurrahim

Ne teknik severim ne de bilimi

Şaşırmış ya Rahman beşer yolunu

Sen sorma ben söyleyeyim halini

Senin akıbet in dünyada bitti


Teknikmiş bilimmiş zulüm getirdi

Yavruları kanı ile yatırdı

İnsanlığın sonunu da getirdi

Ebedi âlemi dünyada bitti


Okudu tekniği yazdı bilimi

Şaşırdı ya Rahman beşer yolunu

Cehaletten soracaklar halini

Senin geçmişin tamuya gitti


Okudu tekniği cehalet sardı

Maddenin rüzgârı dalımı kırdı

Bunlar kurtuluşu servette sandı

Ebedi âlemi dünya da bitti


Okudu tekniği şerri getirdi

İnsanlıkta gururunu yitirdi

Gördüm bunu cehenneme götürdü

Bunun akıbeti dünyada bitti


Okudu maddeyi manayı bilmez

Düşünüp hakkı da bir nefes almaz

Böyle yaşamayla kurtuluş olmaz

Ebedi âlemi tamuya gitti


Bilim teknik tıpta ömür arıyor

Senin cehaletin arzı sarıyor

Anan bacın yavrusu için ağlıyor

Senin insanlığın dünyada bitti


Nano tekniğiyle uzuv yapıyor

Ateşli bombalar canımı yakıyor

İnsanlık gaflette seyre bakıyor

Görünür ya rahman insanlık bitmiş


Zulüm tekniğe karışmış nasıl seven ben

Bunun cezasını göreceksin elbette sen

Bilmiyorsan sana haber verem ben

İmansızın işi dünyada bitti


Hayır, vermez imansızın bilimi

Dünyada Müslümana eder zülüm’ ü

Seni gözleyen elbet bilir halini

Canilerin işi dünyada bitti


Teknik bilim diye seni oyalar

Yaktı yıktı talan oldu yuvalar

Dostu yaratana eder dualar

Canilerin işi dünyada bitti


Ne fenni dermandır ne de bilimi

Cehalet kesmiştir hakkın yolunu

Sen sorma ben söylerim halini

Senin akıbet in dünyada bitti


Teknikte bilimde zirveye çıktı

Attı bombaları mazlumu yaktı

Yaratanın dostu duasını yaptı

Zalimlerin işi dünyada bitti


Tekniği zulmüyle yere geçecek

Yaradanım beşere ruh seçecek

Zalimler cehenneme göçecek

Senin duan bu âlemde yapıldı


Bismillahürrahmanurrahim

Bu kitabı yazmamızda ki ilahi hikmet, Allah’ u Âlim Rahmanın ilahi yaz emri idi. Bizim yazı

tahsilimizde yoktu. Âlim Rabbim yaz emri verince nasıl zahmet çektiğimi emri veren Âlim

Rahmanım bilir. Nedamet duymuyorum. Allah’ u Rahman Rabbimizin insanlığa nasıl hidayet

ve rahmet verdiğinden bahsetmek istiyorum.


Allah’ u Âlim insanlık adına bize bu müjde ilahi haberlerini verdirip yazmaya başlayınca,

başta ailem ve bütün komşularım senin verdiğin haberler insanlık tarihinde olmuş mudur

dediler. Bizde onlara işte oluyor biz yazarız sizin inanmanız veya inanmamanız size hiçbir

zarar vermez. Eğer siz dinimiz İslam, kitabımız Kur’an a, peygamberimiz ve rehberimiz

Muhammet Mustafa (s. a. v) Kaim bir iman sahibi iseniz hiçbir zarar görmezsiniz. Bizim bu

yazdıklarımızda Allah’ u İzzetin kitabı Kur’an el Kerimin hâkimiyetinden Azim olan Allah’ u

Âlim haber veriyor derim.


Buna Rağmen yine de insanların iki Ruhunun darbelendiğini görüyorum. İnşa Allah, Allah’ u

Âlim Müslümanların bu iki Ruhunu tedavi eder. Çünkü Müslümanlar mantıklarına dayalı bir

İslam yaşıyorlar. Bu durumdan Allah’ u Rahman muhafaza buyursun âmin.


İnsanlarda darbelenen iki Ruhtan biri Akıl diğeri imandır. Müslümanın İmanı zayıf olursa

kendinde bulunan diğer bütün Ruhlar işlev ve işleyişlerini kaybederek sönerler. Bu durumda

Müslüman maazallah imansızlara benzer. Onun için öncelikle Müslüman, İman Ruhunu

yüceltip sonra da bütün Ruhları kontrol altında tutmalıdır.


Bu Ruhları kitabımızın ön sayfasında açıklamıştık. Bunun yanında belirtelim ki bütün Ruhlar

iki Ruhtan birinin kontrolü altındadır. Bu iki Ruhun birincisi sultan olan Nurdan yaratılmış

İman, ikincisi Kordan yaratılan Nefistir.


Eğer İman nefsi teslim alırsa onu öldürmez terbiye eder ve bu dünya hayatında ona en güzel

bir ömür yaşatır. Allah’ u Rahmanın Rızasını kazanıp ebedi âlemde cennet denilen mekânda

ebedileşir.


İkinci Ruh Kordan yaratılmıştır. Komutan eğer iman edip insan muhafaza edemez ise o

komutan nefis onu yutar ve yok eder. Bu izah ettiğimiz İman Ruhu Müslümanlara mahsustur.

Müslüman olmayan insanın bu Ruhtan haberi yoktur.

Bir kısım insanda dinlerinin olduğundan bahseder fakat Allah’ u Âlim’ in nezdinde İslam’dan

gayrı din yoktur. Var diyende sapıtmıştır. Onlar sapıttıklarını ömürlerinin sonunda ecel

hadisesinde anlayacaklar, fakat o zaman kendilerine bir fayda sağlamayacaktır.


Ya Rab insanların imanlarını muhafaza eyle Âmin. Ya Rab inanmayanlara ilahi rahmetinle

iman nasip eyle onları bu görünen açık yanılgıdan kurtar, sonsuz kudret, sonsuz irade sahibi

Kerim Allah’ım.


Biz bu satırlar üzerinde yazıp çalışırken Rabbim Allah’ u İzzet tarafından öyle bir sual geldi

ki bütün yaşadığımız hadiselerin hikmeti soruluyordu. Biz dedik, Allah’ u Âlim’ in İradesi ve

yaratılış ilahi hikmetidir. Doğrusunu Allah’ u Âlim Rabbim bilir. İşte o anda verilen cevap;


Bismillahürrahmanurrahim ‘’Allah’ u Âlim’in zatınız için ayırdığı Gafur’unun Koru

beşeriyetin tümüne şamildir. İşte o Kor insanlığın nefsidir. Bu Ruh olmasa insanlık ta

olmaz bu Ruh ilahi yaratılış hikmeti ile dik başlı ve terbiye isteyen bu ruhun terbiyesi

için, Allah’ u Âlim nice kitap ve vahiy etti. İş bu kitaplara da doğru iman etmediler.

İnsanlık insan dışı amansız bir cehalet yaşaya yaşaya günümüze geldi öyle bir cehalet ki

bu nefsani yaşamayı ancak ve ancak Allah’ u ta alaya hakkı ile iman etmiş ve nefsini

terbiye etmiş insanlar anlaya bilir.’’


Günümüzde bu insanlar yok denecek kadar az zaten Allah’ u Âlim insanlığın en âlimlerinden

çok açık haber veriyor. İşte okuyalım.


Bismillahürrahmanurrahim‘’Ey Hamimim onlar Kur’an’ı bilmezler. Sadaka da

vermezler günah işlerler. Onlar Heykelleşmiş ADDABLARDIR. Sen onlara

aldırma(üzülme). Allah sizinle beraberdir.’’


Burada bildirilen heykelleşmiş adap ilahi kelamı eşyanın tümünü kapsar. Onlar serveti

severler bizden ayrılırlar buyuran Kainat üstü âlemlerin Rabbi Allah’ u Alimdir.


Allah’ u Halik’ın kudretinin Gafur’undan ayırdığı o Kordan yaratılan bu nefis, insanlığı

asrımızdan birkaç asır önce tahrip ederek günümüze getirdi. Allah’ u Âlim insanlığın amansız

cehaleti ile bizi bu Ruh hakkında mükemmel düşündürüp, bir ömür insanlığa bu kordan

yarattığı Ruhun ıslahı için dua ettirdikten sonra, dualarının kabulünü bildirip sonrada bu

kabulün sırrını soran sonsuz kudret sonsuz hikmet sahibi Allah’ u Âlim Rabbime sonsuz

Hamt ve sonsuz Şükür olsun. Rahmeti sonsuz Subhan el Kerim Allah’ım Âmin.


Allah’ u ta ala Âdem babamızdan bu güne İnsanlığın tamamının yaşam nizamını bütününü

peygamberlerin duasına göre yaşatır. Bütün peygamberin duaları kabuldür. Allah’ u Âlim

peygamberlerinin ara zamanlarında insanlardan seçip ayırdığı Salih kullarına bu duaları

yaptırır. Onlar kıyamete kadar Müslümanların arasından eksik olmaz İnşa Allah’ u âlemin

âmin.


Şükür Allah’ u İzzet Rabbimize insanlık için nurunu vadetti. Yalnız bu demek değildir ki

Allah’ u Âlim asrımızın insanından razıdır. Hayır, razı değildir. Eğer Allah’ u Celal tarafından

bir felaket gelir de insanlık zayi olursa, Allah’ u Âlimin rızasını alıp cennete gidecek insan

sayısı yüzde birdir. Gerisi ebedi çıkmamak üzere Cehenneme gidecektir.


Çünkü ne yaptığını bilmeyen insanlık günahını da bilememektedir. Bu cehalet inanmayanlar

değil inananları bile hüsrana düşürmüştür. Milyarlarca insanın yarısının dini yoktur. Yarısı da

yalan ve yanlış din peşindedir. Müslümanlarda akıl almaz mezheplere ayrılmış olup onlarda

ne yaptıklarını bilememektedir. Bu acizlik asrımızdan birkaç asır evvel başladığı için

günümüz Müslümanların az bir kesiminden gayrısının bu hüsrana aklı yetmiyor. Küfür de var

gücü ile hakka saldırmaktadır. Allah’ u Kudret her hayrı ve şerri görmekte ve bilmektedir.


Asrımız peygamber efendimizin asrından daha çok şerlidir. O gün yüz karası olan ana adayı

insanların, asrımızda insanlığın yüz karası olarak çeşitli sahnelerde, çarşı Pazar da, deniz göl

ve turistlik beldelerde ve dünyanın her yerinde haram uzuvlarını insanlık hayasızca seyrediyor

ve dahi Allah’ u Âlim’in nice günah kıldığı günahlar açıktan işleniyor. Bu günahların suç

mahiyetini de az bir insanın haricinde kimse bilmiyor. Allah’ u Rab bil Kahharın yapmayın

dediği günahlar böylesine açıktan yapıldığı zaman, bu günahın cezasını dünyada beklemelidir.

Size sizin büyük bir günahınızdan da haber vereyim Kadınların açık, Erkeklerin nispeten

giyinmesi şirktir yanlış anlaşılmasın erkeklerde soyunsun demiyoruz. Kadınları şehvetinizin

tuzağına düşürüp istediğiniz biçime soktunuz. Bu insanlığa sorarım. Bu hal üzere bu

beşeriyetin yaşayacağını mı sanıyorsunuz? Hayır. Sizin sandığınız gibi olmayacak Gaffar’ın

Buyurduğu gibi olacaktır.


Ey insan senin sorumluluktan kurtulman mümkün değil çünkü sen bile bile günahta ısrar

ediyorsun. Senin kuş kadar aklın yok mu? Düşünsene yaratan sonsuz Kudret insanlık üzerinde

böyle yanlış bir irade diler mi? Âdem’ den bugüne vahiy edilen kitaplar evvel verileni sonra

ki gelen tamamlar, bu hal üzere bütün önce ki kitaplar peygamberimize vahiy buyrulan

Kur’an el Kerimin de toplanmıştır. Bütün ibadetleri emredip ve naklettikten sonra içinde ismi

geçen yirmi sekiz peygamberin hayatını da Allah’ u Âlim insanlığa haber veriyor.


Allah’ u Âlimin böylesine mükemmel bir kelamı ortada iken Allah’ u Âlim’in kaldırdığı

suhuf ve kitaplar üzerinden din telakki edip, ondada ısrar edip insanlığı bu hale getirip ayrıca

bu hal üzere de yaşayacağını sanan insanlığın geçmişi de kötü bu günüde çok kötü işte ilahi

dörtlüklerimde demişimdir ki.


O günkü müşrikler yine orada

Bizim için zaman yoktur arada

Bu nesil gidip te yeni yarada

Nankör arzı üzerine yıkacak


Seyrettim bunları kalbim yaralı

Görsen geçmişini durman burada

Rabbim Gaffar sorar beşer sırada

Zalim azdı bekle neler olacak


Rabbim Celal e kimse karşı koyamaz

Beşer şaşmış yolunu da bulamaz

Rabbim Kudretini gafiller bilemez

Bu gafletin cezasını çekecek


Bir yanda cehalet bir yanda gaflet

Beşer etmiş şerri hepsi delalet

Ne beklen Allah’tan beşeri millet

Allah Kahhar bu günahını soracak


İşte cehaletin bugünkü hışmı budur. Sorarım asrımızın insanlığına o gün yüz karası diye

toprağa gömülen o ana adayı çocukların hepsi cennette, oysa bugün yüz akı diye bildiğiniz

analar insan neslini koruyamamış neredeyse bugünkü insanlığın tamamını Cehenneme

götürür. Ebedi Cehennemde kalırlar. Allah’ın nuru Cennetin sultanı cenabı peygamber(s. a.

v.) buyurmuştur ki ‘’ Cennet anaların ayağının altındadır.’’ Çok doğrudur eğer o ana o Ruha

sahipse bu analar günümüzde çok azdır. Onun için biz deriz ki Allah’ın Kudret’inden

Gafur’unun Koru Cehennemin komutanı olarak. Cehennem bugünkü beşerin Ana’larının

ayakları altındadır. İşte insanlığı bu hale getiren Ruhlarını tanıyamayan cahil insanlık, onun

için de Allah’ u Rahman’ın rızası için insanlığa şu ilahi dörtlüğü ile seslendim. Rahman

Rahim olan Allah’ın izni ile şükür Allah’ u İzzet e .


Kitabım var diye aldatmış seni

Allah onun için getirmiş beni

İnanma insanlık yok onun dini

Allah’a yönelip sormak çaredir


Böyle az akıllı yaşamaz insan

Aldatmıştır seni nefsinle şeytan

Yarın ecel gelir olursun pişman

Allah’ın hikmetini bilmek çaredir


Mümkün müdür beşer bu sırrı çözsün

Bırak gafilleri şeytan ile gezsin

Allah’ın nurunu cahil ne bilsin

Rabbim kapınızda kalmak çaredir


Gafurun Koru nefsimde yanar

Bu korun alevi şeytanlar, döner

Maddeyle getirdi bin türlü hüner

Mananın sırrını bilmek çaredir


İşte hal böyle devam ederken günümüz Müslümanları, dinler arası diyalog, medeniyetler arası

ittifak peşinde koşmaktadırlar. Ey Müslüman böylece İslam’ın nuru da sönmüş oluyor. Hiç

korkmaz mısın? Basar el Semi olan Allah’ u Gaffar’dan. Neden düşünmeden konuşursun bu

kelimelerin manasını bilmiyor musun? Yoksa Allah’ u Azim’in nurlu yolu olan İslam’ı

gölgelemek mi istiyorsun. Nedir o medeniyetler arası ittifak.


Ey Müslümanlar Eğer Allah’ u Kahhardan bu beşeriyete bir azap gelirse biliniz ki bu cezaya

çok tan beri çarptırılmadığınıza hamt ve şükür edin. Neden mi o medeniyetler sizi bu hale

getirdi hala siz kendinizi tanıyamıyorsunuz. Eğer Allah’ u Âlim sizi uyandırıp bu aklınızı

değiştirmezseniz o medeniyetlerine hayran olduğunuz dostlarınız, sizi medeniyet denizinde

boğacaklar.


Ey Müslümanlar yelkeninize ve dümeninize sahip olasınız ki batmayasınız. Çünkü iki asır

önce su almaya başlayan İslam gemisi büyük bir kaza geçirebilir. Kahhar olan Allah’ u (cc)

dan çok korkuyorum. Bu medeniyet bugünkü insanlıkta, ne İffet, ne Hayâ, ne Merhamet, ne

Şefkat, ne Hamt, ne Şükür, ne Kanaat, ne de İtaat bırakmıştır.


İnşa Allah bir ömür yaptığım dualarımı kabul eden hür Rahman nur Rahim olan Allah’ u Rauf

şimdi ki dualarımızı da Celal’inden kabul eder. Dersiniz ki o nasıl duadır. Allah’ u İzzet iki

bin yılının sonunda İnsanlık adına müjde haberlerinin üçüncü inzalin den sonra, Allah’ u

Gaffar (cc) Rabbimle bizim aramızda bir dua hadisesi geçti. Rabbim Kudret bu beşeri arzın

altına geçireceğini işaret buyurunca, ( 1421 üç zilhicce gecesi saat dört gece namazı kıyamın

da) Biz hemen Ya Allah’ u Rahman sabilerle Müslümanlar ne olacak. Allah’ u Kudretten

aldığım ilahi Kelam ‘’ Biz Müslümanları koruruz.’’


Allah’ u Kahhar Rabbimin bu kelamı azmi Allah’ u Kudret için hem basit hem kolay, fakat

bizim için çok korkutucu ve ürperticidir. O günden bu güne on iki seneyi geçti bu korkunun

stresini üzerimden hala atamıyorum. Bütün namazlarımın kıyamında Ayaküstü münacat

ediyorum Allah’ u Rahim Rauf Rabbimize. Dualarım şu hal üzere devam ediyor.


Ey bütün dualarımı kabul edip beşeriyetin üzerinde nurunu tamamlayan İzzet İkram sahibi

Allah’ım Kudretin de sonsuzdur, Ya Rab Merhametinde sonsuzdur. Allah’ım siz Rauf’sunuz

Rahim siniz. Rabbim bu gözü dönmüş servet düşkünü insanlık düşmanı zalim beşeriyetin

zamanını uzat. Müslümanların içinden çek al. Rabbim Müslümanları korkutma, Rabbim

sabileri de ilahi rahmetine alarak, gelen tevhit ordularımıza katarak, nurlu yolun İslam’ı,

Nurun İmanı onlara hidayet buyurarak vadettiğin Nurun KUR’AN el Hâkim inin Yürürlüğe

geçmesini bütün insanlığa mübarek hayırlı eyle Rabbim sen sonsuz Rahmet, sonsuz Kudret,

sonsuz Azamet sahibi Subhan el Kerim’sin Allah’ u Âlim Âmin. Şükür Allah’ u Azim’e.


Bismillahürrahmanurrahim Allah’ u Gaffar el Celal Rabbimiz bir kelamı ile bu arzın

üstünü altına getiririz ilahi sırrı ne idi?


Allah’ u Rahmanın halifeleri ile aralarında geçen hikmetli hadiseleri insanların anlaması

mümkün değildir. Allah’ u Âlim ile Kulu, dostunun da Allah’ u Azim arasında geçen hak ve

hikmet dolu hadiseleri insanlardan gizlemesi mümkün değilmiş anladık. Biz o gece dünyanın

her yerindeki küfrün şirk ve zulmet tini düşünürken iki ilahi müjde almıştım. Bir de gece

namazında oturuşta salavat dualarına bir türlü geçemedim.


Kırk rekât namaz kıldım fakat yine salavat dualarına geçemedim. Aynı gece de kalemle kıyas

yaptığımda Allah’ u Âlimin kalemde ki tecellisini görmüştüm. Diğer yandan Müslümanların

ibadete hakir bakışları, Allah’ u Alanın emirlerine muhalefet edercesine yalan, gıybet, haset,

yemin, sözünde durmama vb. gibi yazılmasını istemediğimiz tövbesi mümkün olmayan nice

günahlar. İşte o günlerde bu günahları düşünürken, birinci ilahi müjde inzal oluyordu. Nüzulü

yukarıda ki günahlardı.


Diyordum ki; Ey benim elli beş senedir yaptığım dualarımı dinleyen Semi Allah’ım. Küfre

tebliğ yok, Müslümana tembih yok. Rabbim nerede sizin Kur’an El Keriminizi okuyan

Âlimleriniz. Rabbim onlarda seni ihmal yaparlarsa, Hz Lut aleyhi selamın kavmine benzeyip

Helak olmaz mıyız? İşte o anda Allah’ u Suhanın kendi kelamından birinci müjdesi inzal

oluyordu.


Bismillahürrahmanurrahim‘’ Ey Hamimim. Onlar Kur’an ı bilmezler. Sadaka da

vermezler günah işlerler. Onlar Heykelleşmiş ADDABLARDIR. Siz onlar için

üzülmeyin. Allah sizinle beraberdir.’’


İkinci olarak belirtebilirim ki o günler iki bin yılının son ayı idi. Kendi köyümde idim bu

zamana kadar köyümde bir iki ay bile kalmamıştım. Çünkü hayvanlar küçükbaş olduğundan

köyümüzün kırk dakika yürüme mesafesinde güneyinde ağıl ve ahırlarım vardı. Orada

dururdum bir durum dolayısı ile hayvanları satmak zorunda kaldım ve sattıktan sonra köye

geldim.


İşte bu tarihte Allah’ u ta alanın tecellisi gözlerim ve kulaklarımdan başlayıp evvela insanların

İslam dışı üzere yaşadıklarını gördüm. Köyün orta yaşlı insanlarına bu hal nedir diye sordum.

Onlar anlamadılar, sonra köyün elli sene imamlığını yapan bir hafızı vardı bu hafız aynı

zamanda bir tarikat mürşidi idi ona dedim. Halinizden haberiniz var mı? Sukut edip cevap

vermedi. Ağır günahı olan iki hafızda camide kuran okuyup gamet ediyorlar, bazen de namaz

kıldırıyorlardı bu hal bize başka bir üzüntü veriyordu. İşte biz mürşit olan imama bir mektup

yazıp elimle eline vererek mektup u iyi oku ve şu iki hafızada camide Kur’an okutup ikame

yaptırma dedim. Ve kendimde bir hafta camiye devam ettim.


Bu imam hem hafız hem mürşit, köyün yarıdan fazlası dersli olup hatim çektiriyordu. Fakat

bizim dediklerimizi düzeltmek yerine o iki ağır günah yükümlüsü sözde hafızların birini

Kur’an okutmaya birini de müezzinliğe tayin etti. Ayrıca bizim aleyhimize köyde

konuşmayan kimse de kalmamıştı.


İşte o günlerin gizli tecellisi semi olan Allah’ u Âlim’ in kulaklarımı açtı insanlar nerede

aleyhimize konuşurlarsa biz onları evimizin odasında yanımızdaymış gibi dinliyoruz. Bunun

yanında dışarı çıktığımda da insanlarda değişik simalar görüyordum. Artık köyü terk edip

yüksek dağın başında ki yayla evine mecburi bir dönüş başlıyordu.

Sabah namazını edasından sonra hatunumu da yanıma alarak yola çıkmak üzere iken önce

meleğimin kokusu geldi sonra da sesi geldi, aptesliydim kıbleye yönelip besmeleyi okuyup

dinledim.


Bismillahürrahmanurrahim ‘’Ey Allah’ın dostu yanına bir defter bir kalem al. Kalemle

öğreten Allah’ın zatı Subhan dır. Allah sizi yalnız koymaz.’’


Yanıma defter kalem aldım fakat sırrı ilahiyi bir türlü anlamıyordum. Bir yandan şükrediyor

bir yandan istiğfar ediyor ve Ya Rabbim bu hal ne olabilir diye yayla yolunda hem yürüyor

hem düşünüyordum. Hadisenin şiddeti ile öyle bir hasta idim ki ayakta zor duruyordum.


Yolumuzun mesafesi bizim yürümemiz ile üç saat civarı idi yalnız biz hem dinleniyor hem

yürüyor hem de subaşında öğleyi eda edip, ilkindi vaktinde yayla evine ulaştık.


1421 bir zilhicce Cuma gecesi idi o gece kendi köyüm ile yaylamın yakınında ki o cahil köyü

kalemle amel ve itikat yönünden bir araştırma yaptım. Bin dedim kalem yazmadı. Yüz dedim

kalem yine yazmadı. On dedim bu cahil köye on derece bir hayır çıktı. Biz defteri kapatıp

Rabbimize yöneldik.


Ey Kıdem ve Beka olan Allah’ u Subhan el Azim. Sizin Subhaniyenize hiçbir var ulaşamaz.

Kalemle öğretmekte ancak sizin ilmi Kudretiniz le mümkün olur.


Burada bahsedilen kalem ikiye ayrılır, biri maddi diğeri manevi. Her ikisini de öğreten zatı

Subhan olan Allah’ u Azim’dir. Subhan esma ulviyetinin sonsuz ve yüceliğine insanın aklının

yetmesi mümkün olmaz. Yalnız bu iki kalemi de öğreten Kudret i İlmi Subhan Allah’ u

Rahmandır.


Şükür Allah’ u İzzet’e bu mübarek Akıl Ruhunu insana vermese idi düşünün kalem ile nasıl

öğrenilirdi. Bu Akıl Ruhu öyle bir Ruhtur ki maddeyi yazanların bu Ruhu anlaması mümkün

değildir. Çünkü onlarda bu akıl Ruhunu anlayabilen bir Ruh daha olmalı idi. Bu ikinci Ruh

âdem aleyhi selamdan bu güne az bir insanda var olmuştur. İnsanlık ne Ruhlarını ne de

kendini tanıyabilmiştir. Bura da az bir açıklama yapalım.

Allah’ u Âlim’ in kâinat ve âlemlerden evvel yaratma iradesi insandı. İnsanın yaşaması için de

âlemleri ve bir çokta çeşitli mahlûkat yaratacaktı. İşte gerek âlemler gerekse mahlûkat olsun

onların tamamı Ruhsuz olmazdı. İşte ilmi kudretinin sonu olmayan Subhan el Azim Rabbimiz

Nurundan bir Nur ayırdı, Kudretinden bir Kor ayırdı.


İşte o Nurdan insanoğluna hidayet yapacağı İman Ruhunu var etti. O Kor dan da İnsanı İnsan

yapan Nefis Ruhunu yarattı. Allah’ u Âlim o Nurdan Cennetini donatmış ve cennet

meleklerini o Nurdan yaratmıştır.


O Kordan da cehennemi donatıp cehennem meleklerini yaratmıştır. Cinlerin babası nırra ve

anaları ceniko da o Korun alevinden yaratılmıştır. Ondan sonra Nuru Kora katarak insanda

var olan birçok Ruhu da bu Nur ve Kor karışımından var etmiştir. Bütün alemler de bu Nur ve

Kor karışımından Ruhlandırılmıştır.


Kalemle öğreten Allah’ın Zatı Subhandır. Kalemi kullanan aklı yaratan Allah’ın İlmi

Subhandır. İşte bu Akıl Ruhu Nur ve Kor karışımından yaratılan Ruhların başı idi. Allah’ u

Âlim Nur ve Kor karışımından yaratılan Ruhlara nazar ederken Akıl Ruhunun üzerinde

Rabbimizin nazarı biraz daha fazla olmuş ve işte o günden bu güne bu Ruh ağlamaktadır.

Çünkü kendinden evvel yaratılmış iki Ruh daha vardır. Biri Nur dan var olmuş İman Ruh

sultan diğeri Kordan var olmuş Nefis, komutan.


İnsanın yaratılış hikmeti ilahiyesin de birçok Ruh vardır. İman Ruhu insanın kendini tanıması

ile başlar Müslüman çocuklarının ibadet zamanı da o yaşlardadır. Bu yaşta inanan Müslüman

insan İslami ibadet emirlerini hakkıyla yerine getirdiği gibi, Allah’ u Âlim’ in men ettiği

günahlardan şiddetle kaçmalıdır.


İşte Akıl burada büyük bir sorumluluk altına giriyor ve iki grup insanın üzerinde vazifeye

başlıyor. Bu iki grup insanında yaptığı günahı akıl Ruh biliyor. Bu iki gruptan önce

inananlardan bahsedelim.


İMAN RUH u Allah’ u Âlim’in en yüksek derecede ki tevhit nurundan yaratılmış olup bütün

Ruhların SULTANIDIR. Bu ruh Allah’ u Kudretin tasarrufundadır. İnananlara Allah’ u Âlim

birkaç derece verir. O iman sahibi insan bu defa aklın gayreti ile o mübarek İman ruhunu

derece, derece yükselterek, İman ettikleri peygamberlerinin iman derecesine ulaşarak

kurtuluşa erenlerden olurlar.


İşte kalemle öğreten Allah’ın Zatı Subhandır. Emri ilahiyesine boyun eğip gözyaşları

içerisinde ilahi subhaniyesine sığınıp defteri ve kalemi olan halifesine Allah’ u Kudret ne

yaptıracağını bilmez mi? İşte yaylamın yanında ki cahil köy için bin dedim kalem yazmadı.

Yüz dedim kalem yazmadı. On dedim kalem bu cahil köy için on rakamını yazdı.


Bunun yanında kendi köyümü araştırmasını ertesi günün gecesine bırakıp defteri kapatıp gece

namazına kıyam ettim. Bu defada tahiyyattan sonra da salavat dualarına geçemiyor, kema

salleyte ala ibrahime diyemiyor, dilim selavatı şerifeye kayıyordu her oturuşta en az on

salavat okuyor salli barik dualarına geçemiyordum. Oysa bu duaların anlamını bilen bir insan

olarak düşünüyor mutlaka geçmem gerekir diye çaba gösteriyordum. Gece yarısından fecri

sadık a kadar kırk rekât namaz eda ettim.


İşte zatı Subhan olan Allah’ u Âlim’in ilmide Subhandır. Rabbim dilimize tecelli ederken

kalemde ki tecellisini unutturup bize irade buyurduğu ibadeti yaptırıp salavatı şerif enin

akabinde, insanın haricinde bütün sema vatın, alemlerinde ki mahlukatına ve arzı alemde

yaşayan Müslüman cin taifesi, dahil bütün mahlukatı Allah’ u Halik Subhan el Azim

Rabbimizin

emri ile bizim dilimizin kayıp okuyamıyorum sandığımız salavatı şerif enin sonuna üç kelime

ekleyerek, İnsanların hayrına yarattığı alemlerin mahlukatı bir birine uyumlu bir nida üzere

salavatı şerefeyi okuyorlar. Bizde gözyaşları içinde zatı Subhan olan Allah’ u hür Rahmanın

mahlûkatının dilinden salavatı şerefeyi dinliyordum. Allah’ u Âlim’ e sonsuz hamt ve şükür

olsun. Subhan el Azim olan Allah’ u Kerim Rabbimize. Allah’ u Azim Rabbimizin

mahlûkatına açıktan okutup bize dinlettirdiği salavatı şerife,


Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Allahümme Salli Ala Seyidana Muhammed ün ve ala ali

Seyidina Muhammed ün. Ümmeti Muhammedin Selamet.’’


Kalemle öğreten zatı Subhan Allah’ımıza bundan kıyamete kadar gelip geçen son Müslümana

kadar bütün Müslümanların adına Allah’ u Rahman a sonsuz hamt ve şükür Kerim

Rabbimize.

Bu salavatı şerife Müslümanlar için kendilerine yaptıkları gizli bir dua imiş. İşte o gece bize

sırrı Subhan olan Allah’ u Âlim in ilahi hikmeti apaçık haber veriliyor. Şükür ilmi Subhan

Rabbimize.


Bu gecenin ikinci gecesi 1421 zilhicce 2 cumartesi gecesi idi kalemle kıyasa devam

ediyordum bu defa kendi köyüm üzerinde idi.


Bu yaşanan hadiseler insanın insandan bir şey istemesi gibi basit bir hal değildir. Allah’ u ta

alanın garip kulu bu geceyi yarıya kadar dua ibadet insanlık adına tövbe istiğfar ve özür

dileyerek maddi âlemden zatı Subhan Allah’ u Rahmana yönelip, Suhan el Alim Allah’ u

Azim deyip, Rabbimin haber verdiği mübarek kalemi seyretmeli İnşa Allah’ u Rahman.

Köyümü kıyasta bin dedim kalem hacı Nuh yazdı. Yüz dedim kalem hafız Ali yazdı. On

dedim kalem Molla Mehmet yazdı.


İşte dilimizde ki ilahi tecelli yat ve kalemimizde ki bizce görülen apaçık Hikmet ve ilahi

haberlerde ki akıl almaz müjdeler. Bize binlerce tevhit ilahilerini yazdıran kalemle öğreten

zatı Subhan İzzet Allah’ u Âlim Rabbimizdir. Sonsuz şükür.


Yukarıdaki kalem ile kıyasta bildirilen üç insan Müslümanların itikatta ki iman ve amel

gücünü gösteriyor. Bizde bir cahil köy ile bir ibadet erbabı köyü kıyas yapmıştık. Buna göre

ondan yüze Müslümanların ameli, yüzden bine müminin grubunu ameli, binden yukarısı

Enbiyanın iman gücüdür. Burada yine azda olsa bir açıklama yapalım inşa Allah.


İmanı Kamil Salih Müslümanlar Peygamberlerinin iman ve amel derecesine ulaşabilirler

çünkü kalemle gösterilen bin rakamı peygamberlerin adına konulmuş rakamı temsil

etmekteydi. Kalem ile öğreten Zatı Subhan Allah’ u Âlim e Kıyamete kadar bitmez tükenmez

Hamt ve Şükür. Kudret Allah’ımıza âmin. Merhameti sonsuz Allah’ımız. Kalemle öğreten

Allah’ın Zatı Subhan dır. Kalemi kullanan Aklı yaratan Allah’ u Alim’in ilmi Subhan dır.


Kalemimiz de görülen bu iki hafıza gelince. Biz iblis şeytan nırra cin ve onun taraftarları

bütün imansız cinliler ile savaş halinde iken bizimle görüşmek isteyen birçok hafız oldu fakat

biz ancak kalemimiz de gördüğümüz o iki kardeşin yanımıza girip çıkmasına az bir zaman

müsaade ettik, çünkü iblislerle zorlu ve amansız bir mücadele içindeydim ve hafızlara da bu

savaştan haber vermedim. Bu imansız nırra ve taraftarlarının bizimle savaşa başlamalarında ki

ilahi hikmet yine zatı Subhan olan, Kalemle öğreten Allah’ u Azim ü şanın Kalemle bize

verdiği emir ile başladı.


Bismillahürrahmanurrahim‘’ Ey Hamimim Kalk duasını yaptığın beşeriyetin hayat

takvimini çiz.’’


Buyuran zatı Subhan Allah’ u Rahmandır. İşte biz sonsuz Hamt ve Şükür ederek ve

kalemimizi alarak masamın üzerinde kıbleye doğru duran defterimin üzerine vardım. Bu ilahi

emir doğrultusunda beşeriyetin geçmişini, bu gününü, geleceğini düşünerek bin beş yüz yıl

yazmak istedim. Kalemi satırın üstünden kaldırınca dört bin üç yüz sene yazdığını gördüm.

Fakat ikinci bir defa daha bin beş yüz yazmaya zorladım, kalem yine dört bin üç yüz sene

yazdı. Bu durum karşısında sarsıldım, şiddetli bir korku ve kalemi ikinci defa zorlamanın

verdiği utanç içerisinde tövbe ve istiğfar edip dört rekât namaz kılıp, derin bir teessür içinde

tefekkürle meşgulken ilahi müjde imdadıma yetişti.


Bismillahürrahmanurrahim‘’ Ey hamimim o takvimden istediğin kadarını

Müslümanlar için ayır.’’


Hemen seccademin üzerinden defterimin üzerine varıp E uz u besmele ile dört bin yıl ayırıp

dört rekât namaza kıyam ettim lakin tekbir ile düşüp bayıldım. Daha önce belirtiğim gibi

Allah’ u kudretten vahi almak deftere yazmak gibi kolay olmuyor. Bu durum karşısında Hamt

ve Şükrüm yetmiyordu. Onun için bedeni dünyada bırakarak Kalemle öğreten zatı Subhan a

dönmek gerekiyordu. İşte bizim o an ki halimiz o anlardan biri idi. Sonsuz Şükür Allah’ u

Kudret’e âmin.


Rahmeti sonsuz Allah’ım kalemle yazdırıp öğretirken kalemi ilahi emrine alarak, bize

kalemde ki kudretini gösteren Allah’ u Alim’in İlmi Subhan dır. İşte bizi binlerce tevhit

ilahisine muhtaç eden bu müjde ilahi haberleri ile Allah’ u Âlim’in nice yer ve zaman da ki

Akıl yetmez tecellileridir. Kıyamete kadar bütün Müslümanların Hamt’ i Şükrü size olsun

Kerim Allah’ım, Hakim Allah’ım tarafımızdan kabul buyur Allah’ım amin.


Kalem parmağında emrinde yazar

İman durmaz kalpte arşını gezer

Günahkâr dünyada fitneler dizer

Korkum sizden Celil Cebbar Allah’ım


Kalem parmağımda zalimi yazar

Zalim şer yolunda mazlumu ezer

Akıllıyım diye divane gezer

Korkum sizden Celil Cebbar Allah’ım


Tecelli gözümde siması kaymış

Bu zavallı nefsin elinde kalmış

Kendisi yaşıyor ruhları ölmüş

Korkum sizden Kahhar Gaffar Allah’ım


Kalemim gösterir şaşmıştır yolu

Yediden yetmişe maddenin kulu

Ya Rabbi soramam ne bunun hali

Korkum sizden Cebir Cebbar Allah’ım


İradesi kaymış hayası gitmiş

Yaşadığı bir gün bin günah etmiş

Bu zavallı zaten dünyada bitmiş

Korkum sizden Kahhar Gaffar Allah’ım


Bismillahürrahmanurrahim

Nedir sizin bu kadar Allah’ u ta aladan korkunuz derseniz. Bizim Allah’ u Ta ala dan

korkumuzu insanların bilmesi mümkün değildir. Ayrıca dualarımızı da bilmesi mümkün

değildir. Çünkü burada Allah’ u Kudretin bir yaratış hikmeti ve iradesi vardır. İşte bu ilahi

sırrı ve hikmeti ile bizim korkumuz ve duamız beşeriyetin korku ve dualarından ayrılıyor.


Duamız ve korkumuz Allah’ u Azim’i şanın, indi ilahiyesin de kıyamete kadar geçerli ve

sabittir. Bizim Allah’ u âlime nasıl bir iman ettiğimizi de insanların anlaması mümkün

değildir. Çünkü bu zamana kadar öğretilerde dediler ki Nur Âdem (a. s) verildi ve Hava ya

nakil oldu. Şit (as) verildi, peygamberleri dolandı ve Muhammet (s. a. v.) son buldu. Hayır,

Allah’ u Âlim, Âdem aleyhi selamdan son insana kadar isteyen her insana Rabbim İzzetin

nuru hazırdır ve isteyene verir. İşte biz buna Âlimin Lütuf ve hidayeti deriz. İşte bundan sonra

sorumluluk o iman nurunu Allah’ u Âlim den alan insana kalıyor, bu insan bu iman nurunu

derece, derece yükselterek o iman ettiği peygamberine ulaşması inşa Allah’ u Rahman o

kadar zor değildir. Önce yaratıp seveni bilmek lazım, sonra da o sevgiyi kaybetmekten

korkmak lazım. İşte o korku öyle bir korkudur ki bu korkunun yanında ecel korkusu bir hiçtir.

Sevilmiş sevgilinin kaybı.


Ey Rahman, Rahim, Cemil, Cemal Allah’ım sevginden zere dahi vermek istemiyorum.

İstersen komutanı olduğum cehenneminde ebedi kalayım. Rabbim sizin sevginizle sizin

Rızanızın olmadığı cennet bizim nemize yarar.


Sizin bitmek tükenmek bilmeyen Gafur’unun Kor’u damarlarımda kaynayan kanımın durması

ile sevenin sevgilisine kavuşmasıyla bile mümkün olmaz. Çünkü seven sevdiğinden ayrılmaz

ve onun için derim, bizim için mühim olan cennet ve cehennem değildir. Allah’ u Rahmanın

Sevgisi ve bu Sevginin kaybolma korkusudur. Bu korku Allah’ u ta alayı seven her

Müslümanda var olmadıkça o insanın gerçek Müslüman olması mümkün değildir. Çünkü

sevmeyen korkmaz ve korkmayan kurtulamaz, kurtulamayan ise bir gün ne ola biz bu dünya

ya gelmese idik diyeceklerdir. Peki, bu insanlar kimlerdir. Elbette inkâr edenlerdir. Biz bu

inkârcı zalimlerin seyrini yaptığımızda beş yaşımızda idik. Bu inkârcı nankörleri Allah’ u

Azim bize öyle bir seyrettirdi ki bu seyri yetmiş yıldır daha da artarak seyretmekteyiz. Ve dua

ya başladığım tarih de o zamandı bin dokuz yüz kırk neden o yaşta duaya başladınız diyecek

olursanız? Anlatalım.


Allah’ u ta alaya isyan eden inkârcı zalimlerin isyanından, önce utandım sonra öfke Ruhum

kabardı onlara kin tuttum. Çünkü gizli günahlar bile açıktan yapılır hale gelmiş artık insanlık

için ortada hiçbir günah yok dercesine sözde Müslüman iman ve hayâdan muaf yaşam

sürmekte. İşte benim elimde olan, ağlamak ve Allah’ u Kudrete dua etmekten başka yol

yoktu. Edeceğim duayı çok açık yönlü düşündüm. Çünkü bu insanlık duaya çok muhtaçtı.

İnsan İslam’dan tamamen ayrılmıştı. İnsanlığın önce Aklına, İmanına, İradesine, Hayâsına

ihtiyacı vardı. Allah’ u ta aladan yardım diledim. Çünkü insanda bu ruhlar olmazsa insan

değil İslam’ı kendini bile tanıyamaz.


İnsanda dua edilecek varlıklar ruhlardır. Beden ancak Ruhun emrinde günah ya da hayır işler.

Allah’ u Âlim’ in seçilmiş kullarının vazifesi işte insanların Ruhlarını gözleyip dualarını

Allah’ u Rahmana ona göre yönlendirmesi Allah’ u Âlim’in seçilmiş kulu için farzdır.

İnsanlık eğer hayra delalet ediyorsa o Allah dostun da insanlara karşı derin bir muhabbet

vardır. Onlar için yine gözünün yaşı kurumadan Allah’ u Rahim’e durmadan ve dinlenmeden

dua eder ve onların üzerine yakıcı bir güneşin doğmasını bile istemez o Allah dostunun

insanlara olan muhabbetini insanın yazması mümkün değildir.


Onun için eğer Rabbim Allah’ u Halik bize sorsa Ey kulum biz bir çocuk getirdik, dünyanın

karşılığına çocuğumu olursun yoksa dünyamı diyeceğim. Biz deriz ki Ya Allah’ u Azim o

çocuk eğer sizi zikredecekse biz dünyayı ne yapalım ki. İşte Allah’ u Halik’ın seçilmiş

kulunun insanlara karşı sevgi ve merhameti.


Biz Allah’ u Rauf’a ya Rab sonsuz sevgi sizindir. Cüzi sevgi bizimdir. Öyle ise bizim

sevgimizi sizden başka kimse bilmiyor. Ya Rabbi sevgiler sizin sonsuz sevginize ulaşsın Ya

Rab lütuf, hidayet ve kurtuluşta ancak sizin rahmetinizle mümkün olur.

Ya Rab inanları inanmayanların musallatından koru. Ya rab onlara Nurun İmanı nasip eyle.

Ya Rab onlara savaş cüreti verme. Ya Rab bu savaş insanlığın arasına kin ve nefret götürür.

Ya Rab Kitabın Kur’an el Azim i okumayı bunlara nasip ve müyesser buyur. Ya Rab

inananlara verdiğin imkânı inanmayanlara da ver. Ya Rab sizin için imkân olmayan hiçbir

imkânsızlık yoktur. Ya Rab siz Kudreti İlmi sonsuz Halik hür Rahman nur Rahim siniz Küllü

şeyin Kadir Kerim Allah’ u Azim Rabbim.


İşte bu sonsuz dualarım Altmış beş yaşına kadar bir nefes boş solumadan Allah’ u Azim

Rabbim İzzet’e dua yaparak bin dört yüz yirmi bir zilhicce ayının dördüncü gecesi saat ikiye

geldiğinde, Allah’ u Kudretin nezdinde dualarımın nasıl kabul bulup bulmadığını düşünürken,

Allah’ u Rahman’ın yardımı ile Ruhuma bir huzur ve sevinç geldi. Dışarıya açık havaya çıkıp

kuzeyde dağın burcuna çıkarken kulunun dualarını nefes nefese bilen Rabbi Allah’ u Semi el

Basar hür Rahman nur Rahim Kudret el Azim. İçimizden şöyle sesleniyorduk.

Ya Rab biz bu yüce dağların sinesine yavru iken atılmış bir garibiz. Ya Rabbim biz kendimizi

de tanıyamıyoruz nedir bizi bu asi insanlıkla sizin aranızda yakan. Ya Rab ne korkum duruyor

nede hayâm salıyor. Yoksa bu zalim hayâsızların günahını daim biz çekeceğiz. Allah’ım

deyip burcun üzerine yaklaştım. İşte kalemle öğreten zatı Subhan Allah’ u Rahman Rabbimiz

İzzeti ikramı sonsuz Kerim Rabbime dualarıma verdiği ilahi müjdesi;


Bismillahürrahmanurrahim‘’Ey hamimim bütün dualarını kabul ettik. Beşeriyetin

üzerinde ki nurumuzu bir damla kan akmadan tamamlayacağız.’’


Şükür Rauf Rahim olan Allah’ u Azim Rabbimize, Rahmeti sonsuz, Merhameti sonsuz, Fazlı

sonsuz, Affı sonsuz acaba bu iyilikler kimlere yoksa bizi dağlarda yetmiş yıl bir ömür

ağlatanlara mı? Hayır, hak adamı hakkın dışında kimseye bir zerre hak veremez çünkü Allah’

u Azim kitabı keriminde zere hayrın mükâfatı zerre şerrin mücazatı sorulacak buyuruyor.

Evet, öyledir çünkü Allah’ u Azim in bir ismi haktır, bir ismi Hâkimdir. Şu halde Allah’ u

Âlim in seçip ayırdığı seçkin kulları ile insanlar arasında ki fark nedir. O Allah’ u Âlim’in

Yardımı ile yolunu kaybetmiş haksızlara siz yolunuzu kaybetmişsiniz deyip onları hakkın

yoluna çağırmaktır.


Fakat asrımızda bu bizim için mümkünsüzdü. Çünkü Allah’ u Azim kıyamete kadar

beşeriyetin bütün dünya ve ahiretine cevap verecek Kur’an el Azim’in milyonlarca insanın

elinde idi fakat yine de insanlık küfür yolunda idi. Şu halde Allah’ u Âlim’ in seçilmiş kulu ne

yapmalı idi? Onun Niyet Ruhuna Allah’ u Âlim neyi irade buyurur ise kulu ancak onu yapar

ve şerre delalet edenler için ancak Allah’ u Rahman’a yalvarır. Ya Rab bunları Rahmetinle

dinin İslam’a çek der. Zaten de bütün dualarım hep bu yönlü idi. Çünkü insanın insan için

dileyeceği en büyük hakta budur. İnşa Allah hür Rahman bizde insanlık için Rabbim Kudret

ten hep bunu istedik. Şükür Allah’ u Rahman’a, şükrü mümkün olmayan nice müjde ilahi

haberleriyle bütün insanlığı kurtaracağını haber verdi.


Aynı zaman da İnsanlığın dünyada ve ahirette nasıl haşır olacağını da haber verdi. Ve dahi

bizim ebedi âlem cehennem kayada nasıl bir vazife yapıp, onların cehennem mekânın da nasıl

bir hal ve zamansız bitmeyen tükenmeyen kara gün hayatları üzerinde, Allah’ u Âlim geniş

bir talimle mükemmel bir haber veren Allah’ u Kahhar’ a sonsuz hamt ve şükür ederim.

İnsanlığın zerreden küreye hiçbir hakkının hayır ve şerrin zayi olmayacağına Allah’ u Âlim in

adına inanırım.


Yalnız günahını bilip tövbe edenler eğer Rabbimiz kabul ederse, fakat unutmayalım ki tövbesi

mümkün olmayan günahlar çoktur. Böyle günahlar cehennemi icap ettirir. Çoğu Müslümanım

diyen günah yükümlüleri ebedi cehennemde kalırlar. Çünkü bunlar günahlarının türünü

bilmezler ve tövbesi kabul olmayacak günah işlerler. Yine de biz tövbe ettik derler. Ecel

tecelli edip cehennemde yerini görünce o zaman yanıldığını anlayacak yalnız artık kurtuluş

imkânı da kalmayacaktır. Allah’ u Gafur onun yerini cehennemde hazırlamıştır. Çünkü o

haktır hakları zayi etmez. İnsanların da Allah’ u Âlim’e verecekleri sayılması mümkün

olmayan nice HAKKULLAH denen mübarek hakları vardır.


İşte bu insanlığın günahlarını bize yavru iken gösterip, bize bir ömür insanlık için dua

ettirerek ömrün sonunda insanlık adına aklın kavrayamayacağı nice müjdeler veren Allah’ u

Alim Kitabı Kur’an el Keriminin Hakimiyet asırlarının başladığını haber verdiği gibi gelen

tevhit ordusunun bir benzerini bu insanlık Adem aleyhi selamdan bu güne görmemiştir. Şükür

ümmi kuluna kalemle öğreten Allah’ u Suhan el Kudrete.


Ya Rab gelen o tevhit ordumuzun elindeki nuru Kur’an ı onlara hâkim eyle. Ya Rab

önümüzde ki dört bin üç yüz yılda, onların ayaklarını nurlu yolun İslam’dan kaydırma. Ya

Rab onların sinesine koyduğun nurun imanı Kudretinle hıfzı muhafaza buyur. Ya Rab onların

içinde değil münafıklara, fitne ve fasık’a dahi yer verme.


Rabbim Âdem babamdan bu güne Melek el İkramından gizlediğin insanlığın perdelerini açıp

onları bize gösterdiğin gibi bizim tevhit ordumuzu da onlara göster ya Rabbim. Allah’ım

Rabbim siz Rauf Rahim siniz Ya Rab arzından çıkacak, semadan inecek bütün afatı

felaketlerinden sizin kudretinize rahmetinize sığınırız Allah’ım. Halim Kerim Allah’ u Azim

âmin. Rahmeti sonsuz Rahim Rabbimiz Şükür.


Evet, dua dedik. Dua ettik. Dua yazdık. Dua insanın yaratanına yakarışıdır. Günümüz

beşeriyetinden zaman zaman duyuyoruz ne yazık ki dua da neymiş gibi boş sözler. Biz deriz

ki zaten siz hiçbir şey değilsiniz. Ey İmansızlar sizin o sözleriniz ancak sizin içindir.


Siz o yalanlarınızı ancak ecel anına kadar söylersiniz ondan sonra hakikat başlar ve yalancılar

cezalarını ebedi olarak ceza âleminde çekeceklerdir. Allah’ u Âlim in emrettiği bütün

ibadetleri birbirine kaynaştırıp Rabbimize kabul ettiren duadır. Beşeriyete hayat verip Allah’

u ta alanın Rahmetini ve bereketini yeryüzüne indiren duadır. Eğer insanlığın dua etmesi

durursa o gün insanlığın hayat nizamı da durur. Ve İnsanlık son bulur.


Allah’ u Kudret el Azim inananların duası ile imansızlara da hayat ve rızık verir. İman edenler

Allah’ u Rahmana Hamt ve şükürleri ile Allah’ u Azim me dua ve şükür ederler ve sıhhatin ve

nimetin şükrünü eda ederler.


O, dua da neymiş diyen yalancı imansız nankörler, nefes, nefes sıhhatin lokma, lokma

nimetin hesabını cehennemde vereceklerdir. Kâfire mahkeme i Kübra yoktur. Ona hesap

cehennemde sorulur. Ve böylece duanın da mahiyeti kendilerince öğrenilmiş olur. Rabbim

Hak tarafından. O zaman inkârcı zalimler hakkı tanırlar fakat zaman bitmiştir. Vahdet

köprüsü geçilmiştir. Geri dönmeye de izin yoktur.


Gafiller hakkı kaybetmiş şerri kazanmıştır. Artık sıra hak sahiplerinin haklarını almaya

gelmiştir. Ve bu verilecek haklarda saymakla bitmeyecektir. Artık gerisini zalimler orada

yaşayarak görsünler. Bize düşen haber vermektir. Allah’ u Azim İnsanlığı duanın üstünde

durdurur.


Bismillahürrahmanurrahim

Kaybolan yolunu duam buldurur

Rabbim cehaleti ondan kaldırır

İnsanlığın geleceğini güldürür

Dua m yaratana kula ne deyim

Durman İnsanlık için dua ederim


Sapıtan beşeri bize gösteren

Bunlar sapıttılar dua et diyen

Şükrü imkânsız müjdeler veren

Dua m yaratana kula ne deyim

Hamid sin Mecid sin Rahmanım derim


İnsanlık sapıtmış gösteren subhan

Duam Rahmanıma kurtulsun insan

Eğer kurtulmaz ise yanarız her an

Dua m Halik’ıma Kula ne deyim

Rauf sun Rahim sin ya Rahman derim


Yaratan kulunu emrine alan

Seyret insanlığı ey kulum diyen

Bir ömür yakarıp huzur da kalan

Duam Halik’ıma Kula ne deyim

Âlim sin Hâkim sin ya Kerim derim


Azimsin Kerimsin Hikmetin göreyim

Bir ömür yaşayıp huzurda kalayım

Alıp müjdeleri İzzetin göreyim

Dua m Halik’ıma kula ne deyim

Adilsin Latifsin ya Kerim derim


Kul dua ya muhtaç hak nasip eyler

Halik’ın dostu Rahmana söyler

Aziz Rabbim duamızı kabul eyler

Dua m Rabbime Kula ne deyim

Hayyum sun Kayyum sun Allah’ım derim


Ömür yaklaşıyor Rabbim göçü bağlarım

Gece gündüz insanlık için ağlarım

Haktan müjde alır size yollarım

Dua m Allah’ıma Kul için söylerim

Bir nefes durmadan dua eylerim


Rabbim dua için yaratmış bizi

Seyrettim ya Rahman silinmiş izi

İnsanlığa geçmez bir zerre sözü

Görürsün kulların Allah’ım derim

Kadir sin Zatına dua ederim

İmanla müşerref ya Rabbim derim


Silinmiş izi de kaybolmuş yolu

Sorduğumda derler Allah’ın Kulu

Hepsi servet için olmuşlar deli

Rabbim sen bilirsin dua ederim

İnsana Hidayet ya kerim derim


Kaybolan yolunu zaten aramaz

Sönmüş İman nuru kolay parlamaz

Rabbim bu hal üzere yolun bulamaz

Duam yaratana insanlık derim

İslam ı Hidayet Allah’ım derim


Dedim yaratanım halim ne olacak

Servet delisi ile yanar mı ocak

Kanaat vermezsen helak olacak

Allah’ım bunlara kanaat derim

Zatı Kudretine dua ederim


Kanaat bir ruh dur bunlar bilemez

Verilen nimete şükür kılamaz

Onun için hayatta felah bulamaz

Duam bunlar için hakka söylerim

Ver yesinler Rabbim Rahmanım derim


Eğer yoksul isen sabır ruhun bul

Yönel yaratana beş vakit kıl

İşte kapı budur istediğin al

Duam Rahmanıma sizi söyledim

Sizin için bir ömür dua eyledim

Haktan müjde alıp size söyledim


Yoksulu gözlemek insana borçtur

Ömür servet denen bir anlık iştir

Bunu terk eden için en büyük suçtur

Duam Rahmanıma Kul için söylerim

Yoksula Garibe dua eylerim


Yaptığım duayı insan görecek

Beşer değişecek dünya duracak

Rabbim bir daneye yetmiş verecek

Duam Rabbim Rezzak a, Kul için söylerim

Akıl fikir yetmeyen dua eylerim


Yaptığım duayı hiç akıl almaz

Rabbim halim dedi kuluna salmaz

Böyle bir kulu da dünyaya gelmez

Duam Rahmanıma İnsanlık derim

Durmaz gece gündüz dua ederim

Dualardan evvel suçu gösterdi


Seyret günahları hamimim dedi

Kudret kalemini elime verdi

Duam yaratana insanlık derim

Günahın azabını burada görün

Gafursun Kahharsın Halik’ım derim


Bismillahürrahmanurrahim

Allah’ u Azim Rabbimizin ilahi müjde haberlerini bir kitap haline getir emri ilahiyesinin

yedinci yılını üç ay geçerek İnşa Allah hür Rahman tamamlamaktayım. Yalnız yazı

tahsilimizin olmaması ve yazmak için de düzenli bir ortama sahip değildim. Çünkü hayvan

otlatmakla mecbur bir halimiz vardı. Onun için sol ayağımın üzerine oturarak sağ dizimin

üzerinde Allah’ u Subhan el Alim in insanlık adına verdiği müjde mahiyetinde ki ilahi

haberleri yine Allah’ u Azim in emri ile inşa Allah’ u Kerim tamamlamak üzereyim, Şükür

Allah’ u Rahman a.


İş bu hal üzere yazımın düzgün ve güzel olmaması bizi istemese de fevkalade üzüyor. Çünkü

basılırken okuma halini düşünüyor insan, inşa Allah yazdıran Rabbim okutur da Allah’ u

Âlim kitabı yaz emri verirken iki emir daha vermişti.


Hacca gel, Arafat da vakfe yap ve dönüşte Ankara Kocatepe camiinde altı Muharrem de duha

namazını eda et. Allah’ Azim in bize verdiği emri ilahileri Rabbimizin yardımı ile yerine

getirip İnşa Allah dolaşık ve karmaşık ta olsa kitabımızı tamamladık. Kalemle öğreten zatı

subhan olan Allah’ u Kudrete sonsuz şükür ve Hamt olsun. Âmin.


İnşa Allah’ u Azim bu iki mekâna Allah’ u Âlim bizi niçin davet etmişti, bunu insanların

bilmesi mümkün olmaz.


Arafata gel emri çünkü orada benim bir duam vardı. O dua bundan bin dört yüz otuz sene

evvel Allah’ın Nuru cennetin sultanı, nuru Kur’an’ın rehberi Muhammed (sav) in veda

hutbesi idi. O Müslümanlar tarafından ihlal edilmişti işte orada onu Allah’ u İzzet’ten gene

Müslümanlar için geri istedim. Eğer sadece bu hadiseyi yazmak ister isek kitaplara sığacağını

sanmıyoruz.


Anakara Kocatepe camiinde bir duamda orada vardı. Allah’ u Âlim in Kitabı Kur’an el Azim

dünyada bir tek insan kalmadan insanlığın tamamına Hâkim oluyor. Onun için bu hâkimiyet

müjdesini veren okuduğunuz kitabın ülkemizden basılmasını istemiştim.

Savaşsız bir insanlık. Allah’ım İnsanlığa mübarek ve mükerrem eyle İşte altı gün o oruç tutup

muharremin altısında Kocatepe camisinde salatı duha yı eda edip Allah’ u İzzet’ten Kitabım

Suhuf-u Subhan ın ülkemde basılması için yakarışta bulundum.


Şükür bizim bir ömür bütün dualarımızı kabul edip insanlığı nuruyla ve rahmeti ile ebedi

kurtuluşa götüren Allah’ u Kudret el Subhan el Azim Rabbimize, kıyamete kadar gelip

meleklerin gıpta edeceği o mübarek neslim insanlığın bütün Hamt i Şükrü sizin üzerinize

olsun. Allah’ u Azim Âdem babamdan bu güne cennete giden insan kadar insan önümüzde ki

kırk üç asırda cennete gidecektir.

Hamt ve Şükür Rabbime.

Blogger tarafından desteklenmektedir.