Ads Top

Suhuf-u Subhan 3.Bölüm


BİRİNCİ KİTAP

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

İBRAHİM HALİL MUHAMMED EL EMİN

Bu bölüm ilahi müjdelerin sebebini ve hikmetini kısmen açıklayacaktır.


İki zilhicce 1421 Bu gece Rabbim zatı kelamında ki ismimizi bildiriyor.


Bismüllahürrahmanurrahim.’’ Ya İbrahim Halil Muhammed el Emin. Biz seni iki

mübarek anadan dünya ya getirdik. Sen İbrahim Halil in torunu. Ehli Kutup umsun.

Sakın kimseyi incitme.’’ İlahi kelamı bildiriliyordu.


Beş zilhicce 1421 Gecesi


Bismillahürrahmanurrahim.’’ Ey Halilim bütün dualarını kabul ettik. Beşeriyetin

üstünde ki nurumuzu bir damla kan akmadan tamamlayacağız.’’


Bu ilahi haberlere mana verebilmiştim. Sadece tamamlanacak olan bu NUR un manası

yazmakla bitmez. Bu NUR un üzerinde elli yıllık bir duam vardır. Hem de bu elli seneyi üç

yüz elli günün gecesini bir ömür uykusuz gözyaşı dua ve ibadetler ile tamamladık. Bu

söylediklerimizi ancak hal ehli olanlar kabul eder. Oysa beşeriyetin itiraz kapısı her an açık

olup hayır bu olamaz diye itiraz ederler.


Ey beşeriyet bilesiniz ki biz bu kitabı insanları aldatmak için değil Allah’ u ta alanın

İnsanlık adına verdiği başta Müslümanlar olmak üzere insanlığın tamamına şamil,

Hamt ve Şükrü mümkünsüz müjdeleri anlatmak için emri ilahi ile kaleme aldık.


Âlim’ u Hâkim olan Rabbimin burada işaret ettiği NUR elinizde bulunan, ebediyete kadar

ilahi koruma altında bulunan Kur’an’ı Hâkimdir. Bu NUR un nasıl tamamlanacağını başta

Müslüman âlimler olmak üzere bütün insanlık akıl birliği yaparak fikir üretseler anlamaları

mümkün olmaz. Eğer elli yıldır nefes nefese milletim insan kitabım Kur’an’ın hâkimiyeti

üzerindeki dualarımın kabul olduğunu bildiren Allah’ u Azim’ in izni olmazsa?


Allah’ u Azim İradeyi Kadimi ile Bilicidir.

Kudreti Kadimi ile Gücü Yeticidir.

Allah’ u Azim Kelamı Kadimi ile Haber Vericidir.


Dualarımız da biz Allah’ u ta aladan insanlık adına ne istediğimizi biliriz. Yalnız

bilemediğimiz, hayal bile edemediğimiz ve Hamt ve Şükrüne takat getiremeyeceğimiz.


Günah işlemeyen tertemiz bir nesil gelir. Bu mübarek nesle akılların alamayacağı bir

hayat nizamı ikram edilir. Savaş yasak ve dünyanın dört bin yılı Müslümanların kontrolünde

ve İnsanlık tek bir ülkeden yönetilir. Ülkelerin asayişi o ülkeden sağlanır. İsteyen ülkeler

birleşir. Ekonomisi zayıf ülkeler desteklenir. Devlet yönetenler adalet üzere ve devlet

tarafından yetiştirilir ve seçim ile de hükümet olunur. Memuriyet her dalda devam eder.

Onların hayat nizamlarına bunların akılları yetmez. Bunun yanın da bildirilen bu NUR Allah’

u ta alanın izni ile elinizde ki Kur’an-ı hâkimdir. Tüm insanlığa hâkim olacaktır.


Kur’an-ı Hâkimin dilini bilen bir Âlimi Rabbim gönderecek ve on üçer asır arayla

açıklanıp kırk asırda tamamlanacaktır. Bu kitabın ilk sahibi Âlemlere Rahmet olarak

gönderilen Allah’ u ta alanın Nuru cennetin sultanı Muhammed (s a v) İlahi hikmet gereği bu

kitabın dörtte birini açıklamıştır. Allah’ u ta alanın izni ile gelen Âlimler tarafından tamamı

açıklanacaktır. İlerde gelecek yavrularıma Kur’an dilinden öğretilecek her milletin evladı

kendi dilinde tercüme edecektir. Her aile de bir müçtehit Âlim bulunacaktır.

Onlar Allah’a isyan etmezler ve Allah(cc) beşeriyetin üzerindeki nurunu tamamlar. İnsanlık

içine düştüğü bu zulümden İnşa Allah kurtulur.


Bismüllahürrahmanurrahim

Rabim’ in dualarımızı böyle hamt ve Şükrü mümkünsüz hal üzere kabulünde elbette ki Aziz’

il Rahmanın bunda yaradılış iradesi vardır. Allah’ u Azim’in yaratılış hikmeti, Apaçık Zül

Kudret haber verdi. Elli yıldır yanan vücut. Ağlayan Göz. Zikreden Kalp. Çağrışan Dil.

Allah’ım neslim İnsanlık. Ya Rab senden korkuyorum ve utanıyorum.


Allah’ım bunların bu hali bizi bunlardan ayırıyor. Rabbim bunlara, Nurun Kur’an-ı, Nurun

İmanı, Nimetin Ruhu Aklı, Nimetin Ruhu İradeyi, Nimetin Ruhu Hayâyı, Nimetin Ruhu

mübarek nefesi. Sen bu NANKÖRLERE nasip ve müyesser eyle. Allah’ım dualarımı kabul

buyur senden utanıyorum ve çok korkuyorum.


Allah’ım Biz Müslümanlar acze düştük kendi evladımız elimizden çıktı. Umutlar tükendi.

Yalnız senin Rahman nur Rahim ilahi Esma ül Hüsna n dilimizin ucunda kaldı. Böylesine bir

kara günde senin kapından başka açık kapı kalmadı YA RAB.

2000 yılı

Allah’ u ta ala yarattığı her varlığın evvelini ve ahirini bilir. Ve sevdiği kullarına bildirir.

Kapılar açılıp Âlemler seyri yapılırken bayılıp düştüm. Gördüğümüz akıl ermez Hikmetin

kudreti. O günlerimizde bir yandan ilahi müjde haberleri. Bir yandan şeytan cinlilerle savaş.

Bir yandan Allah u ta alanın aklın kavrayamadığı Melekleri ve bu Melekler ile geçmişte ki

sağ peygamberlerin şeytanlarla savaşımızda bize yardım etmeleri. Diğer yandan ailemim beni

deli sanıp üzüntüleri, ailem bu üzüntüsünde o an için haklıydı. Rabbim bize Afgan’ın ve

Irak’ın Amerika tarafından yakılacağını bildirdi. Yalnız oralara gidemedim. Gitmek istedim

ve birçok uğraş sergilememe rağmen ailem pasaport alma bahanesi ile beni Ankara numune

hastanesi Ruh hastalıkları bölümüne yatırdılar. Ve biz artık ruh hastası da olduk ve bir de

disper dal isimli bir ilaç yazdılar ömür boyu kullanmak üzere. Biz bu ilacı manevi yönden

almayıp bu zaman içerisinde Rabbimle olan münacatımıza devam ediyorduk. Önce Afgan

sonra Irak yanıyor ve tüm dünya milletleri başta Müslümanlar olmak üzere seyrediyor.


Bakalım ne kadar bu zulmü seyredersiniz biz Allah’ u ta alanın izni ile sizi de geleceğinizi de

biliriz. Siz Amerika’yı Avrupa’yı bilirsiniz. Siz Âdemin topraktan yaratıldığını bilirsiniz.

Fakat Âdemin toprağının ve bütün âlemlerin neden yaratıldığını bilemezsiniz. Ve Kur’an-ı

okuyup ta düşünmezsiniz ve kâinat üzerinde hüküm yürütürsünüz. Ardından da zalimlerin

teknolojilerini büyütür. Olmadık Hayaller ile zalimleri yüceltir de yüceltirsiniz. Sorarım size

kâinat nedir? Ve kâinatı kim keşif yapmıştır? Kutsal Kitabımızın ilk sahibi Muhammed (sav)

kâinatta âlemlerin miraçta seyrini yapmıştır. Kâinatta insanlığın yararına bir âlem olsaydı

İnsanlığa Rabbim haber verirdi. ( zamanı geldiğinde Rabbim hikmeti ile bildirir.) Âdem den

bu güne İnsanlığın ihtiyacını gören bu mübarek dünya İnsanlık için şurada 4300 yıl mı aciz

kalacaktır.


Onların zalimlikleri ve yapay araç ve gereçleri ile ( Rabbim den bir sultan güç olmaksızın)

Âlemler keşif yapılamaz. Onlar İnsanlığa katliam yapmayı çok iyi bilirler.


Miladi 2000 sonu beş Zilhicce. O gece Rabbim sema vatın kapılarını açınca birçok melek

bizimle yarı semadaydı. Allah’ u ta alanın Âlemleri ne de bizim aklımız yetmedi ve vücudum

tahammül edemedi düşüp bayıldım. O hal üzere üç yıl kaldım. Çünkü rabbimin ilahi

müjdeleri devam ediyordu. Üç’ üncü yılın bahar mayısında bir dağın yükseğinden baharı

seyredip Dünyanın güzelliğini sema vatın âlemleri üzerinde bir değerlendirme yaptım. Yine

aklım yetmiyordu. Ve ağlamaya başladım. Allah’ u ta ala dostlarının ağlamasını istemez ara

ara teselli eder. Biz bu ağlamaklı hal üzere iken ilahi Kelamı müjdeleniyordu.


Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Kainat camdan bir döşektir. Âlemleri üzerinde

yürütürüz. Bazı âlemlerin seyrini yaparsın. Kâinat sonsuzdur.’’


İş bu ilahi müjdeden sonra Allah’ u Kadir’ il Kudretin yardımı ve izni ile manen ve ruhen

meleğim eşliğinde. Bize lazım olan bazı âlemler keşif yaptırıldı.


Bismillahürrahmanurrahim

Geceler karanlık ya ismi Kerim

Uyur uyanırım Halikım derim

Her nefeste ben Rızanı dilerim

Uyur Uyanırım Ya Rahim derim


Geceler uzundur uyku tutmuyor

Senin hikmetine aklım yetmiyor

Kudretin korudur yanar tütmüyor

Yatarım uyku yok Allah’ım derim.


Gece yarı oldu hikmetin bitmez

İzzet ikramına şükrümde yetmez

Korum alevlendi yanarda bitmez

Sonsuz Kudretsin Halik’ım derim


Geceler gariptir bir hüzün çöker

Beşerin zulmü Korunu yakar

Ruhum iman kâinata set çeker

Geçemeyiz öteye ya Rahman deriz.


Âlemleri görev üzere gezdiren

Korumuzdan enerjiyi süzdüren

Yaz deyip te ümmisine yazdıran

Kurtar insanlığı ya Rahman derim


Gelsin yavrularım arzı âleme

Dur desinler zulmü yazan kaleme

Dönsün Dünya Cennet denen âleme

Rahmetin için geldim Ya Rahman derim


Müslüman Âlimler iman tazele

Dünya benzer on beşinde güzele

Zalim zulmü sen bu arzı gez hele

Gafurdur Zül Celal kurtarır derim.


Nurumuz ısıtır Korumuz Yakar

Zalimler yer mazlumlar bakar

Yakındır bu zulmün üstüne çöker

Kurtar bu beşeri Ya Rabbim derim


Sen bilmezsin zalim çırağı

Yarın yetmez ahu zarı ferağı

Cehennemdir zalimlerin durağı

Görüşürüz orada Ya Gafur derim


Bismillahürrahmanurrahim

Levhi kalem, cehennem kapısına kadar dolmuş. Cennetin üçten azı dolmuş, beşten çoğu boş.

Ve bazı âlemler dünyadan daha güzel ve coğrafi yapıları güzel ve narin. Her âlem başka bir

renkte ve çoğunda akıl almaz mahlûkat yaşıyor. Onlar da yaşadıkları âlemlerin renginde.

Elbiseleri, yaradılış halleri, güzellikleri, tarif edilemez bakışları, mahzun ve çok güzel. İki

cisim üzere yaratılmış, biri Nurdan, diğeri Nur ve Kor Karışımı. Cennette görev alacaklar

nurdan yaratılanlardır. Cehennemde görev alacaklar nur ve kor karışımıdır.


Allah’ ül Aziz’ ül Halik’ın o kadar çok mahlûku ve âlemleri vardır ki insan aklının

ötesindedir. Onlar Allah’ u alaya günah etmezler ancak Allah’ u alayı nasıl zikretme emri

aldılar ise öyle zikrederler ve Âdemoğlunun günah edeninden çok makbuldürler. Onlar kendi

yaratılış gayelerini bilirler.


İnsan ise çok günah işler on bir insanın onu günah sorumlusudur. Onda beşi Allah’ u ta alayı

inkâr ediyor. Derler ki Peygamberler masumdur, yani günah işlemez. Ben de derim ki

peygamberler mahcuptur. Gözlerinin yaşı kurumaz. Hayatı boyunca insanlığa duadan başka

bir şey yapmaz bu mahcubiyeti onunla gezer eğer Rabbi onu teselli etmezse onun hali

haraptır. Çünkü herkes Âlim o ise ümmidir. Allah’ u ta aladan aldığı haberleri, söyleyince

yalandan başka bir şey konuşmazsınız der inanmazlar.


Ehli Kutup’ unu Rabbi teselli eder ve müjdeler.


Bismillahürrahmannurrahim.’’ Sizi zerre üzen ebedi cehennemdedir.’’

Bu teselli meleğim ERHAMURİKRAM tarafından bildirilir.


Biz bir mühlet düşündükten sonra kalkıp namaz kılıp yaradan mabuduma elimi açar boynumu

büker. Ve ey kara günün Rabbi onlar senin ilahi hikmetini bilmezler Allah’ım benim

gözümün yaşına bakıp onları sorumlu tutma diye dua ettik. Çünkü ellerinde Allah’ u ta alanın

kitabı, gözleri önünde Âlemler ve mahlûkatı vücutlarında sayması mümkün olmayan uzuvlar

ve bu vücutların da onlarca ruh bunları tanıyamayan insan Allah’ u alanın dostunu nereden

tanıyacak?


İnsanı insan değil, insanı Ruh dinler. Zamanımızda insanlığın bu ruhu sönmüştür. Bu Ruhu

söndüren ise ikinci bir ruhtur. İnsanlık bu ruhu yaratıldığı bu güne kadar tanıyamamıştır. Ve

tanımakta istemez. Onun için isyan ve zülüm içindedir. Bu iki Ruhu hakkıyla tanımak için,

Müslümanların insanlığa hakkıyla dua etmesi lazımdır. İşte Müslümanlar bu iki Ruhun

pençesine düşüp gafil kalmışlardır. Allah’ u ta alanın Kitabına da pek bir ehem niyet verilmez

olmuştur. Biz Altmış yıldır dünyanın her tarafında ki Müslüman âlimleri yakinen takip ettik.

Bu kitap hafife alınınca Allah’ u ta alaya giden yolu insanlık nereden bulacak ve bu insanlığın

geleceğini kim kurtaracak. Dünyanın her yerinde inananlar, horlanıp zulüm görüyor. İnsan

hakları evrensel beyannamesi Müslümanın kitabına uygunmuş, madem öyle bunu hangi güç

idare edecek. Bu adı geçen beyannameyi kim hazırladı. Pe ki bu insanlığın bugünkü hali ne?


Ey Müslüman İslam âlimleri biz bu beşerin beyannamesine kanmayız. Müslümanın kanununu

Allah u ta ala hazırlamış ve insanlığı hizmetine sunmuş ve insanlığı da bu kitabı oku demiş.

Bir de okurken E uzu Besmeleyi ferman buyurmuş. Her namazın kıyam tekbirinden sonra

subhaneke duası devamında E uzu besmele okuruz. Sorarım bütün Müslümanlara bu şeytan

korkusu nedir. Eğer korktuğunuz şeytan cinlilerin babası şeytan nırra cin ise, o kadar

korkmaya lüzum yoktur. O bizim Korumuzun yalın alevinden yaratıldı. Eğer korktuğunuz

şeytan nefsiniz ise o zaman korktukça korkun ki o Nefis bizim korumuzdur ve yetmiş şeytan

gücündedir. Ve bu nefis inanmayanları esir etmiştir.


Sorarım Müslümanlara bu halinizle nasıl bir gelecek beklersiniz. Eğer gerçekten Müslüman

isen iman NUR dur kurtulmuşsundur. Geleceğinde Küllü Şeyin Kadir olan, Aziz’ il Kerim,

Rahman ur Rahim, Allah’ u Âlim, Alim’ ül Hakim olan Rabbimin izni ile bir daha kıyamete

kadar hiçbir imansızın sultasına girmeden kurtulacaktır. İnşa Allah sonsuz Hamt Şükür

Rabbime. Rabbim bu günü gösterecek ve insanlıkta görecek İnşa Allah.


O zaman bizi bugün ağlatanlar ağlayacak o alama onların hiçbir işine yaramayacak çünkü

ağlama zamanı geçeli yüzlerce yıl olmuş ve Rabbim bütün dünya Müslümanlarını

cezalandırmış.


Onların ceza süresi yaklaşmış ve bizi dünya ya getirmiş, onların insanlığı ne hale getirdiğini

bize seyrettirip, Bizi ağlatıp kurtuluşun ilahi kudretinde ve iradesinde olduğunu sezdirmiştir.

Yaratılışımız ilahi hükmünce bize dua yaptırmış. Dualarımız kabul olup, insanlığın kurtuluş

müjdesini vermiş. Ve bizi ilahi bir sınavdan geçirip bunların hatalarını yaz demiş. Hem de

Âdem babadan bu güne.


Bismillahürrahmanurrahim.

Bu arzı âdem şanına veren

Yaratılmış âdem lütfunu gören

Kudret il Halik’ım Rahmanım diyen

Yükselir semana iner arzına


Marifet ilmiyle mabudun bulur

Hakikat ilmiyle müşerref olur

Mana âlemini dolanır durur

Yükselir semana iner arzına


Bunun aklı imanına karışmış

Yükselmişte meleklerle yarışmış

Geçmiş melekleri hakka kavuşmuş

Yükselir yükselir iner arzına


Öyle bir hayâ ki arzın tartar

Utanıyorum ya Rabbi beşeri kurtar

Bunların ettiği ciğerimi yırtar

Yükselir semana iner arzına


İradesi nefsini esir almış

Külli Şeyin Kadirsin hak yol varmış

İnsanlığın kurtuluşunu dilermiş

Yükselir semana iner arzına


Ceddinin izinden geliyor sana

Utanıyorum Rabbim lütuf insana

Bunlar günah eder dokunur bana

Yükselir arşına gelir kapına


Latifsin lütfuna akıl mı erer

Zulmün vahşetini hangi göz görür

Rahmanı kulunu teselli eder

Ağlaya ağlaya gelir kapına


Kudretinden kopan koru kim bildi

Alimim sandı da kibrine daldı

Gördüm bunun işi Rabbime kaldı

Utana sıkıla geldim kapına


Maddeyi okurda maddeyi yazar

Serveti görünce azarda azar

Hayatta kalmak için düşmanla gezer

Yaram çok derindir geldim kapına


Dünkü düşmanıyla dost olmak ister

Aklına gelen ne hayrola işler

Ya Rabbi bunlara hikmetini göster

Yaralarım acır geldim kapına


Dünya ya geleli hayatı çile

Hakkı inkâr eder hep bile bile

Yazam bu halini getirem dile

Yarelerim sızlar geldim kapına


Bunlar için bir ömür bitirdim.

Aklımdan geçeni sana getirdim.

Deli derler Rabbim dağda oturdum.

Yaram çok derindir geldim kapına


Bunlar kurtulsunlar ömür ne imiş

Duamızla günahları erimiş

Küfür ehli cehenneme yürümüş

Bunlar orda ne ola geldim kapına


Onların ne olacağını bildiren

Beşerden cehaleti kaldıran

Vakit gelir imansızı öldüren

Bunlar orada ne ola geldim kapına


Ne geri dönüş ne de kurtuluş

Dersin Ya AZİM onlarla buluş

Cehennem kor undan gezmeye alış

Bunlar orada ne ola geldim kapına


1421 -6- Zilhicce –Miladi 2000 Her kelimemiz de Allah’ u ta alanın kapısının namaz

olduğunu söyleriz. Gece namazının selamından sonra Rabbim bize katından haberi müjdeledi.


Bismillahürrahmanurrahim ’’ Ey Hamimim. Kalk duasını yaptığın. Beşerin hayat

takvimini çiz.’’


Ve hemen bir besmele çekip masanın kuzeyine geçip yönümü kıbleye çevirdim. Ve daha

evvelki sahifelerimizde bahsettiğimiz üzere, Kalem elimden kayarak bin beş yüz yıl yerine

dört bin üç yüz yıl yazdı.


Yine evvel ki sahifeler de bildirdiğimiz üzere takdiri ilahi Kudret’ il kalem ile yazdırılmış

olan beşeriyetin 4300 yıllık hayat takviminden 4000 yılını alınan ilahi müjde ile Müslümanlar

için ayırınca kılmak istediğim dört rekâtlı namazı yine kılamamıştım. Kıyam tekbiri ile

birlikte düşüp bayılışımın sebebi el Aziz el Kerim olan Rabbime Hamt ve Şükrüm ne

seviyede diye can ve serden geçmem idi. Gecenin üç ile dört arası idi uyanınca kılamadığım

bu namazı Allah’ u Kerime sonsuz Hamt ve Şükür olsun eda edebilmiştim.


Bundan dört bin yıl süresi içerisinde gelecek yavrularım. İnşa Allah, Allah’ u ta alayı hamt ve

şükürleri ile razı edeceklerdir.


Ey Mübarek ve Münevver, geleceğim, milletim ve neslim İNSAN. Kalemimizden dökülen

kelimelere dikkat et. Âdem den bu güne insanlığın geleceğini peygamberleri ve ( Allah ü ta

alanın katından ilim verdiği, hikmetinin ve ihsanının tecelli ettiği sevdiği ve mahlûkatına da

sevdirdiği nice isimsiz kullarının ) duaları belirler. Allah’ u ta ala ne yaptığını bilir.


Eğer Âlemlere rahmet için getirilen Allah’ın nuru cennetin sultanı Muhammed (sav) duaları

olmasa idi insanlığın halinin ne olacağını bu insanların bilmesi de mümkün değildir. Onun

duaları ve o duada ki incelik ile hikmetleri ancak dışından değil içinden bakanlar anlar. Bunun

yanında çok az anlayıp da amel ve itikatla sınırlarlar ve şahsi mesele haline dönüştürürler.

Değil İnsanlığa Müslümanlara bile dua etmekten aciz kalırlar. Allah’ u ta alayı cennet sevinci

ve cehennem korkusu için tanır ve Müslümanlığı nefsanileştirir. İnsanlığın bu haliyle mevcut

âlem işleyişinde bunların duaları makbuldür demek doğru olmaz.


Miladi bin yedi yüz yılına gelindiğinde Müslüman gücü durakladı. Küfür sultasını öylesine

planladı ki, Cinlilerin babası şeytanla işbirliğine gittiler ve Hannas ile Vennas ikilisi

Müslümanın zayıf olan nurunu söndürdüler.


Ey mübarek ve münevver yavrularım Küfrün zulmü kader değil katliamdır. Bu durum hem

madde de hem manada çok mühimdir. Seni ve ebedi yetini de yok etmek istiyorlar. Bizi iyi

oku. Seni yaratan Kudret’ il Kadir olan ALLAH (cc) a yönel ve Rabbimin Güç ve Kuvvetine

sığın korkma senin duan yapıldı. Kurtuluş haberin alındı. Unutma ki sen mevta olup gidersen

cennettesin. Kalırsan dünyanın tapusu senin için alınmıştır. Hem de Rabbimin katında öyle bir

ihsan ki Allah’ın izni ile din savaşları olmayacaktır. Biz bu küfür ordularının savaşla yola

gelmeyeceğini bildiğimiz için Allah’ u ta alaya yakarışlarımızı ona göre yaptık. Onlar nankör

olup insanlık düşmanıdırlar. Anlaşma yaparlar amma sözlerini asla tutmazlar ve kandırmanın

zirvesinde yaşarlar. vs.


Onların bu halleri aşikâr ortada iken, yaratan Mevla’mıza yönelmekten başka çare

kalmadığını Rabbim bana on iki yaşım da sezdirdi. Ve bizi kendine yöneltti. Elli yıl gibi bir

süre ilahi huzurunda alı koydu ve iki binin sonunda Elli yıllık duamın kabulünü bildirdi.


Bismillahürrahmanurrahim‘’Ey Halilim bütün dualarını kabul ettik. Beşeriyetin

üstünde ki nurumuzu, bir damla kan akmadan tamamlayacağız. ‘’


Tamamlanacak Nur, İman, İslam, Kur’an. Bir damla kan, savaş olmadan tamamlanacak

olmasını ifade etmektedir. Din savaşı olmayacak fakat sömürü savaşı olacaktır. İşte o zaman

Küfür Karşısında, Gafur’ ur Kahharı bulacaktır. Ve küfür cehenneme inecek Müslümanda

cennete çıkacaktır. Geride yani bu mübarek dünyamız da kalan insandan tertemiz bir nesil

gelecektir. Bu yeni nesil dört bin yıl Allah’ u ta alaya günah işlemeden bu mübarek dünya da

tam bir İman ve İslam üzere tüm insanlar dost ve kardeşçe korkusuz yaşayacaktır.

Yavrularıma mübarek olsun âmin. İbrahim Halil Muhammed el Emin.


Bismillahürrahmanurrahim

Mübarek dünyanın sonu göründü

Siyah halka beyazlara büründü

Zalim şeytan sürüm, sürüm süründü

Rabbim insanlığa mübarek eyle


Gelecek yavrular hep ela gözlü

Güler kaderleri hepsi gül yüzlü

Tatlıdır dilleri hep Allah sözlü

Rabbim insanlığa mübarek eyle


Sema da melekler arzında onlar

Aradan çekilsin yalancı dinler

Geçmişinin Ruhu sizleri dinler

Rabbim insanlığa mübarek eyle


Geçmişi bildirir gelirler gördük

Rabbimin izni ile murada erdik

Cettim İbrahim e biz selam verdik

Allah‘ım insanlığa mübarek eyle


Oraya varınca ceddimi gördük

Hikmetin sırrına biraz geç erdik

Emir yaratandan başımız eğdik

Rabbim insanlığa mübarek eyle


Oradan yürüdü bir çift Halil’in

Onu götürüyor Rabbim delilin

Emir senden Mevlam böyle kavilin

Rabbim insanlığa mübarek eyle


Yolumuz uzanır cennet sultanı

Cettim Muhammed tir şefaat kani

Allah dostlarına eder ihsanı

Rabbim insanlığa hayırlı eyle


Azimsin subhanım şanın yücedir

Ay karanlık göz görmeyen gecedir

Geliyor üç dostun bu hal nicedir.

Rabbim insanlığa hayırlı eyle


Yollar aydınlanır nuru çok vurur

Gördüm hep Enbiya bizimle yürür

Evliya kardeşler selama durur

Allah’ım insanlığa mübarek eyle


Bilmiyordum bu yolculuk nereye

İzzetinden ikram girdi araya

Görev verilmiş ciğer pareye

Allah’ım insanlığa hidayet eyle


Yürüdük uzandı bir âleme yol

Levhi mahfuzmuş yaratanı bil

Cettin İbrahim den görevini al

Rabbim insanlığa hidayet eyle


Ya latif ül lütuf hidayet sizden

Dönemem ya Rahman verdiğim sözden

Geliyor yavrular kabul et bizden

Allah’ım insanlığa hidayet eyle


Sen kadirsin nihayetsiz subhansın

Yavrular her nefes zikredip ansın

Bahane getiren atan utansın

Rabbim insanlığa hidayet eyle


Bunlar utanmazlar hakkı bilmiyor

Bir birini yiyor karnı doymuyor.

Asırlar geçiyor yola gelmiyor.

Rabbim siz bunlara hidayet eylen


Yavru iken bunların zulmünü gördüm

Uykusuz bir ömrü bunlara verdim

Çıkıp huzuruna insanlık derdim

Mevla’m siz bunlara hidayet edin


Kudret il kadirsin sırrın kim bilir

Kitabını okumayan yola mı gelir

Bunlar ölüyorlar dönmek mi olur

Rabbim siz bunlara hidayet eylen


Rabbim İman nurun Lütfun himmeti

Bunlar bilmez nefis denen illeti

Yolunu yitirmiş İslam milleti

Huzurdayım Rahmanım eyle rahmeti


Kuran ilmim yoktur bir meal versem

Hadis ilmim yoktur resulüm desem

Elimdeki kalem kudretin desem

İnanmazlar Rabbim hidayet eyle


Bismillahürrahmanurrahim

Allah’ u ta aladan başkasını dost edinmeyen dostuna, Allah’ u ta alanın izzetin den ikramı

olan 2000 yılından başlamak üzere 4300 yıl daha hayat takviminin çizdirilmesi, 4000 yılını

muradı ilahi gereği Müslümanlara ayırtması ve kalemimize tecelli edip bize dört bin yıllık

insanlık geleceğini göstermesi konusuna, insanların inanması biraz zordur.


Allah’ u Azim’i şan İradeyi kadimi dileyicidir. İlmi Kadimi ile bilicidir. Allah’ u ta ala, Azim,

Kadir, ve Kudret tir. Rabbini bilen insan herkesten evvel Rabbine yönelir. Fakat bu hal

insanlarda nerdeyse kalmamıştır. Dünya milletleri arasında ki ilişkiler, Allah rızası üzerine

kurulmuş değildir. Dünyanın her yerinde önce Müslümanlar birbirlerine düşürülüp her türlü

iftira silahları ile Müslümanlara saldırılmaktadır. Ardından bir de terörist damgası

vurulmaktadır.


Onların insanlık tarihi boyunca insanlığa akılları ermedi. Çünkü onlar Allah’ u ta alayı

tanımadılar. Sadece ve sadece kendilerine yazık ettiler. Onlar için hazırlanan cehennem

kapısına kadar dolmuştur. Fakat onların bu arzı mübarekten yine de irtibatları kesilecektir.


Bizde görev icabı onlara siz o dünya âlemin de Allah için ne yaptınız diye soracağız. Onların

hikmet ve kudret sahibi rabbimizden haberleri yoktur. Orada ki cehennem ehline hitaben biz

size Rabbimizin hikmetinden az bir haber verelim.


Sizin cehennem de komutanlığınızı yapacak insanın okuyup yazması yoktur. Bir günde her

hangi bir hocadan öğrenim görmemiştir. Allah’ u Âlimin ve Hâkimin bu Hikmeti size

cehennemde komutan olamaya yeter de artar. Allah (cc) adına bakalım orada bize ne cevap

vereceksiniz. Rabbimin bizi tahsilsiz bırakmasının hikmeti budur.


Allah u ta alaya tam bir iman eden insan insanlardan bir şey beklemez. İnsanlara da dua eder

Rabbi de ihtiyaç duyduğu anda yardım edilmek üzere kullarını ona gönderir.


Hayat takviminde ki son üç yüz yıl yani 41 -42- 43 üncü asırlar kıyamet asırlarıdır. Kırk

birinci asırda insanlar fitnelere saparlar. Kırk ikinci asır fasıklar asrıdır. Bu asır da Müslüman

sayısı dörtte birdir. İnsan sayısı da evvel ki asırların yarısı kadardır. Kırk üçüncü asır münafık

asrıdır. Bu asırda Müslüman bulunmaz eğer var ise de onların mevt olması için emri ilahi

gereği beklenir. Onlar ahret yurduna göçünce kıyamet kopar. Bu münafıklar Allah’ u ta alaya

bile bile şirk eden insanların soyundan gelenlerdir. Bunlar önümüzdeki dört binyıllık zamanda

Müslümanlara kendilerini sezdirmezler. 3500 den sonra Müslümanlar onları azar azar

sezerler. Fakat onlar isteseler de insanlığı bugünkü haline getiremezler. Onlar münafıktırlar

ama savaş ve zina yapmazlar. Cehennemde ebedi de kalmazlar.


Allah’ u ta ala âlimdir. Hâkimdir. Külli Şey’ in Kadirdir. Bunun hikmetinden azda olsa

Müslüman yavrularımla paylaşayım. İnsanlık Allah’ u ta alanın kitabına eğilmeyince neyin

haram neyin helal, insanın insanlığa nasıl faydası olur bilemez ve ibadet görevini de yapamaz.

Allah (cc) izni ile din ve iman üzerinde gerçek âlimlerimizin mükemmel kitapları tozlu rafları

süslemektedir. İnşa Allah gönülleri süsleyeceklerdir.


Bunun yanın da dinimiz, kitabımız, peygamberimiz ve ibadetimiz üzerinde bu yıllarda

Müslümanlarla alay eder hale geldiler. Bunlar ne yaptıklarının farkındalar. Yalnız benim

anlayamadığım, bunların hallerini seyreden gerçek âlimler neyin hesabını yapıyorlar? Allah’ u

Âlem in nurunun beşeriyetinin üstünde tamamlanması, küfrün zulmünün çöküşü ile başlar. Bu

zulmün çöküşü Allah’ u Kudret’ il Kadir tarafından olacaktır.


Başka türlü mümkün değildir. Bu küfrün vahşetini hakkıyla bilen insan günümüzde çok azdır.

İslam’a o kadar ince saldırıda bulunmuşlardır ki gerçeği tamamen kapatmışlar Hem

Müslümanların ne kadar mukaddesi yeti varsa küfür ve hakaret etmişler, hem de inanılmaz

akıl oyunları ile Müslümanları kandırmışlardır. Âlimler aciz kalmışlar hatta ileri giderek

günahkâr olmuşlar hatta içlerinden çıkan biri, Muhammedin hanımları mayo ile namaz kıldı

bile demiştir, sonra da Fıkıh kitapları böyle yazıyor diyerek yalan tohumunu ekmiştir.


Unutmayın ki Muhammedin Hanımları mayo ile namaz kılmayı bırakın tuvalete dahi

oturmazlar. Ey günahkâr insan senin okuduğun fıkıh kitabını senin gibi şeytanlar yazmıştır.

Unutma ki Senin iftira ettiğin gibi Hak kitabımız Kur’an haşa köhneleşmiş değildir. 5750 yıl

İnsanlığa Allah’ u ta alanın nurunu, rahmetini ve bereketini tamamlayıp, kıyamete kadar

götürecektir. Ey münafık insan Allah’ın kitabı köhneleşmez. Senin beynin gübreleşmiştir.

Peygamber hanımları temizdirler ve nur nesli doğururlar. Siz ne cüretle bu kadar vicdansız

oluyorsunuz hakaretlerinizi buralara yazmaktan ben utanıyorum gerisini gelecek yavrular iyi

düşünsün.


Müslümanlar kitaplarını hakkıyla anlamamışlar ve münafıkların ellerine teslim etmişlerdir.

Onlar bu acizliklerini inkâr edip, birde utanmadan bize saldırırlar. Nitekim de öyle olmuştur.

Köyüm dört ilçenin arasında kırk’ a yakın köyün merkezinde bulunmaktadır. Köyde ona

yakın hafızı bir kuran kursu var üç tarikat üzerinden hatim eder tespih çekerler sanki cennet

onlardan başkası için değildir.


Bana eziyet edilip minareden ezan okutmadıkların da Aralık ayının son gününde şiddetli

soğuk altında vazifeyi eda edip dağın üzerinden indikten sonra, onlara Müslümanlıkla

bağdaşmayan hallerinin sebebini sorunca bize karşı şiddetli bir cephe aldılar. Dağların çobanı

gelmiş bize ahkâm kesiyor diye alay ettiler.


12.12.1999

Biz rabbimizin huzurunda erir iken Müslüman hoca ve hafızların halini Rabbim ilk olarak

bana şöyle bildiriyordu. Sonsuz hamt sahibi.


Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Müjdeyi İbrahim’ e ve Musa Hamimim. Siz onlara

aldırmayın onlar Kur’an bilmezler. Sadaka da vermezler. Günah işlerler. Onlar

heykelleşmiş Addablardır. Siz onlara aldırmayın. Allah sizinle beraberdir.’’


Sabah olduğunda üzüntüm çoktu ve Allah’ u ta alanın ne demek istediğini de

anlayamamıştım.


Ayakta iken sağ tarafımdan şimşek çakar gibi bir parlama oldu meleğimin ilk tecellisinde

aldığım koku yine güzelliği ile beni sarıyordu. Kıbleye dönüp gelen emre hazır oldum.


Bismillahürrahmanurrahim ‘’Yanına bir kalem bir defter al. Kalemle öğreten Allah’ u

Alim sizinle beraberdir.’’


Yola çıkınca ‘’ Heykelleşmiş addablar ‘’ manasını düşünür oldum. Öyle hastaydım ki ayakta

durmakta zorluk çekiyordum. Yolu bir saat ilerlemiştim ve saat 11 geliyordu meleğimin

gelmesini ruhumda tatlı bir gariplik ile anlıyor sonra kokusunu duyuyordum. Kıbleye döndüm

ve gelen emri bekledim.


Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Allah’ u Rab bil Âlemin İbrahim Halile ve Musa Kerime

vahiy ettiği gibi. Suhuf ları ile yanınızda olduğunu size bildirip. Sizi üzenlerin halini

haber vermek için bizi gönderdi. Onlar nefislerini korurlar. Allah’ın emirlerini hafife

alırlar. Sadaka da vermezler. Günah ederler. Serveti çok severler. Elleriyle Kazandıklarına taparlar ( kendi elleri ile yapıp ettiklerine yine kendileri taparlar ) onlar sizi tanımaz Allah sizinle beraberdir. Siz üzülmeyin ’’


Altı zilhicce 1421 Köye döndüğümüz gece Rabbim dünyanın hayat takvimini yazdırıyordu.

Bu gecenin saat dördün de Namazın oturuşunda Allah’ u Azim’ in üç görevli meleği sağımda

solumda ve başımın üzerine gelip bizi çevrelediler. Bu hal karşısında vücudum pek fazla

görev yapamıyordu. Sağımda duran melek oku emri verdi ne okuyayım dedim. İsmi azam

duasını oku. Okuyamam onu bilmiyorum dedim. Ve sağımda duran melek okudu. Sonra

soldaki de okudu. Başımın hizasında duran melek te okudu. Sağımda duran melek öğrendin

mi dedi. Rabbime şükür dedim. Ve oku dedi okudum.


Allah’ın rahmeti üzerinize olsun dediler ve bizde Allah’ım senin Rahmetin bütün insanlığın

üzerine olsun dedim. Ve başta hava annem olmak üzere, Hacer Annem, Hz. Sara, Hz. Asiye,

Hz. Meryem, Hz. Âmine, Hz. Hatice, Hz. Ayşe. Ve bütün Müslüman annelerinin seyide si

Anam Fatıma’ tül Zehra’dan gelerek, bütün Müslüman Annelere tam temennilerimi dua

ederek sunuyorum. Rabbimin müjdesi ile bildirdiği ‘ İki mübarek Anne den dünyaya getirdik

‘ kelamı burada apaçık tecelli ediyordu. O iki mübarek anne biri babaannem mekânı cennet

HALİSE hatun diğeri beni dünyaya getiren annem GÜL ENDAM hatun.


Bu ana bize yedi yaşında iken meleklerin Rabbimin emri ile bize okuttukları ismi Azam

duasını annem bize okutup ezberletmişti. Yalnız ismi azam duası olduğunu meleklerden

öğrenmiş oldum. Tekrar Rabbimin ilahi hikmetlerini düşünürsek ki, İlahi hikmeti bu duayı

bize açıkladı. Annelerin bu duayı yavruya öğretip Elli yedi sene okuyup Rabbine hamt etmesi.

Şeytanlarla savaşta bu dua mecburdur. O gün bu hikmetler üzerinde düşündüm.


Akşama doğru bir ara Meleğim gelerek beş sureyi celili okuyup

Euzubilahimineşşeytanırracimi Tam tespih yapmamı söyledi. Ve şu hal üzere tarif etti;

Bismillahürrahmanurrahim

Yedi euzu bir besmele ile bir Fatiha, üçer euzu birer besmele ile üç ihlas, üçer euzu birer

besmele ile Felak ve Nas sureleri, yedi euzu bir besmele ile Ayet el kürsü, ve tespihe

başlanır. Tespih şöyle yapılır. Euzübillahimineşşeytanirracim. Otuz üç tespihten sonra

bir besmele ile Fatiha ı şeriften devam edilir. Yukarıda ki şekli ile üç teşbih yapılır. Yani

100 e uzu tamamlanmış olur. Yedi sureyi kerimeyi otuz üçer teşbih arası üç defa

tekrarlarız. Böylece e uzu tam tespih yapmış oluruz.


Yedi zilhicceyi sekize bağlayan gece 1421 Ana kitapta belirtiğimiz üzere şeytan ve avenesinin

akıl almaz saldırılarına E uzu tespihi ve öğretilen ismi azam duasını okuyarak Rabbimin izni

ile karşı koyuyordum. Ve aldığım ilahi emir gereği sabah ezanlarını okumaya devam

ediyordum. Bu arada iblis ile yaşadığım bir mülakatı anlatmak istiyorum.


Ezan okumaya müteakip ikinci gece iblis evin giriş balkonundan bana seslendi. Sen ne yaptın

dedi. Bende ne demek istersin iblis dedim. Söyledi, Sen dünya ya geleli hep insanlık dedin

kimsenin hakkını yemedin, şimdi sana ne oldu da böyle haksızlık yaparsın.


Dünyanın 4000 yılını hep Müslümanlar için aldın. Yahudilere Hıristiyanlara hiç yer vermedin.

Hiç olmazsa onlar için 2000 yıl ayırmalısın dedi.


Biz de İblis altmış beş bin yıldır insanlık üzerinde yaptığın tahribat az mı geldi. Utanmadan

karşıma çıkıyorsun biz senden hiç hoşlanmayız. Fazla yaklaşma dedim. Sesi kesildi fakat eve

kadar çıkmasına çok üzüldüm ve birazda öfkelenip üzerime bir hançer aldım. Onların

cisimleştiğinde saldırmak niyetim vardı fakat düşündüm saldırı bize yasak gibi geldi. Hemen

toparlanıp E uzu’ u tespih e başladım. Yarı tespih te yine geldi.


Beni gönderdiler dedi. Senin için diyorlar ki, o hoşgörülü merhametli bir zattır, o bize hayat

takviminden hiç olmazsa 1000 yıl verir diyorlar. Ne olursun bize acı dedi. Biz senin ava nen

ne kadar dedik. O da İnsanlardan olanlar hariç sekiz milyarın üzerinde dedi. Ve ekledi, iki

sabahtır bir büyük hata yaptın. (Sabah okunan ezandan bahis var ) onlardan birçoğu imha

oldu dedi. Biz de biz hata yapmayız. Allah’ u Âlemin Hâkim ne emir verir ise onu yaparız. Ve

onun emirlerinin dışına çıkmamak için ondan yardım isteriz. Allah’ u ta alaya Kulluk

yapanları çok severiz. Yapmayanlar için Allah’ u ta alaya dua ederiz. Onlara iman nasip eyle

deriz. Haydi, şimdi git senin avenen iman etsin ve 4300 yılın hepsini yaşasınlar. Sende bir

daha karşıma çıkma nefret duyuyorum dedim.


Okuduğum Ezanı Muhammedi yenin onları imha ettiğini anladım. Ve o sabah yine okudum.

O gün de çok düşündüm. Etrafımda ailem dahi her kes ezanı okutmamak için çaba

gösteriyordu. Hatta oğlum iki yiğit arkadaşı ile bizi engellemeye başladı. Ve yolumu kesip

bizi camiye sokmadılar dördüncü sabah ezanı engel görüyordu, artık istemesem de deli

unvanını kabulleniyordum. Ey benim ve bütün âlemlerin Rabbi şahit ol deyip, şeytan için

belime aldığım hançeri elime alıp, yavrularım Allah emreder İbrahim İsmail i keser dedim ve

hançeri kaldırdım. Bu halimizden utanarak dağıldılar ve Allah’ u Rab’ il Âlemin dostunun

ezan tekbirlerini de dinledi. Lakin köyün bey namaz Han nasları. Deli ezanı dinlemiş oldular.

O günü de büyük bir teessür içinde geçirdim.


Sabah namazından gelince yatağımın üstünde bir mektup buldum. Bu mektup şöyle

yazıyordu. Sen kurtulacağını mı sanıyorsun bu dünyanın hesabını senden soracağız.

Mektubun hemen cevabını yazdım.


Bu dünyanın günahını benim Rabbim sizden soracaktır. Bu mektup gayb tan gelen

mektupların evveli idi, gelen mektupları cevaplayıp aldığım noktaya yazdıklarımı

bırakıyordum. Ve mektup gidiyordu. Bu gecenin saat üçünde İblis üçüncü gelişini

gerçekleştirdi. Ve konuşmaya başladı,


Sen bu kadar akıllı ve merhametli insan, cinlerinde varlığına inanıp onlara en çok saygı duyan

bir âdem nasıl olurda böyle katılaşır. Biz helak oluyoruz sen hiç merhamet etmiyorsun eğer

beş yüzyıl zaman bize vermez isen bizi öldürecekler. Bunca peygamberler bile bizi bu hale

getirmedi bu duruma sen nasıl tahammül edeceksin dedi.


Bunun üzerine ben, dedim bire iblis sen yalan konuşursun biz senin ömrünü kıyamete kadar

olduğunu biliriz. Sen ateşten yaratıldın nasıl öldürülürsün seni binlerce yıldır kimse

öldüremedi ki şimdi öldürsünler. Eğer öldüreceklerse bile insanlar yakalayamaz, cinlilerde

öldürmezler. Sen çok yalancı bir mahlûksun dedim.


Bunun üzerine iblis, biz yalan söylemiyoruz sen inanmıyorsun benim yanımda avenemin üçte

biri kaldı bunun sebebi de sensin. Benim ve avenemin kurtuluşu senin bize hayat takviminden

vereceğin 500 yıla bağlıdır dedi. Hemen sordum. İstediğinizi vermez isem sana ne gibi bir

recim uygularlar biz küfür erbabının azabına bile tahammül edemeyiz. Dedim.

Şöyle dedi, Biz cinlilerin varlığı üç ırk üzeredir. Bir Sara cin. İki Kem Cin. Üç idare olan

zayıf bünyeliler. Bu âlem işleyiş düzenimizde devlet idaresi, sara cinlerdendir. Memuriyet

kem cinlerdedir. Kalanı ise idare olunanlardandır. Bize uygulanacak ceza ise senin zuhurun

küfrü eritir bu erimenin başında önce biz cinliler vardır. Avenemin bir kısmı öldü. Ve çoğu

iman etti. Ayrıca saralar ve kemler senin savaş menzilinden çıkıp insanlarla işbirliğine gidip

bize cephe aldılar ve ya beş yüzyıl alırsın ya da seni öldürürüz dediler. Eğer kabul etmez isen

buradan dönüşümüzde hemen yakalanacağız. Dedi.


Dedim ki sen yine bir yalan söyledin. Yalan söylemiyorum sen bana inanmıyorsun dedi. Ben

tekrar öyle ise nasıl öldürülürsün dedim.


İblis, beni benden güçlü taraftarlarım yakalar. Ben yakalanınca iki buçuk yaşında bir domuz

olurum, beni işbirliği yaptığım insanlara verirler onlarda boynuma takılan halatla beni

bağlarlar ve başıma balyoz vurarak beni öldürürler. Eğer ben onların elinden kurtulursam seni

bir gün dahi yaşatmam diyerek tehdit etti ve dahi sen bu beş yüz yılı vermek zorundasın dedi.

Bizde ona hitaben, bire iblis biz seni iyi biliriz sen âdeme o gün bu gündür düşmansın. Biz

seni Âdeme düşman diye değil, Kâinatta Âlemlerin Halikına asi oldun diye sevmeyiz ve

Allah’a isyan edenlerin karşısında canımızı hiçe sayarız. Bırak sizin gibi cin şeytanlarını

hakkın karşısında bizi insan şeytanları bile bir dakika engelleyemedi. Küfrü mineşşeytan

nırracin.


Biz Müslümanlar önce şahadet ederiz. Allah’ u Rahmanın emirlerini tutar yaşarız ve mevt

oluruz. İkinci şahadetimizi yapar. Şehit oluruz. Bire iblis bizi ölümle tehdit edecek cüreti, sen

küfründen alıp cehennemi göze alırsın. Bizim Rabbimizin rızasını kazanıp mabuduma

dönmekten mi korktuğumuzu sanırsın. Bire iblis haydi git sen bizi bilemezsin biz sizi

rabbimizin yardımı ile biliriz. Senin başına balyozu vurup benim üzerime salacaklar ve

seninle çetin bir mücadele başlayacak senden biz zere korkmayız. Senden korkmanın

şerrinden Allah’ u ta aladan hayâ ederim. Biz Rahman olan Rabbimize verdiğimiz sözü

biliriz. Sen iblis, gafil cin ve insanlarla uğraşmayı bilirsin. Benim Rabbim bütün bir ömür

yaptığım dualarımı kabul etti. İnsanlığı düşmanlarının şerrinden zulmünden kurtaracağını bize

bildirdi. Biz de Halik olan Rahmana orada verdiğimiz sözü biliriz. Haydi, nırra cin seninle

Allah’ u alanın Rızası ve aşkına savaşmaya hazırım dedim.


Sabah beşinci ezanı okuyup namazı eda edip eve geldim. Yine gayb tan bir kaç mektup

gelmişti bu mektupların bazıları şeytan işbirlikçileri insanlardan geliyordu. Mektuplarda çok

kötü karalama ve tenkitler olduğu gibi, Güzel tebriklerde vardı. Tebrik eden kardeşlerden biri

Güney Hindistan Hafız Mehmet diye az bir adres vermiş ve hitaben şöyle yazmış. Allah adına

senin hayranınım seni tebrik eder insanlığa mübarek olsun derim deyip ekliyor ve soruyor.

Sen kendini tanıyor musun?


Ey mübarek insan senin beynin dünyanın bilgisayarını yapan insanın beyninin bin katı. Allah’

u hikmet bu beyni taşıyan vücudu ve simayı bize göstermez mi diyordu.

Bu iman yüklü kardeşim hakkında biraz düşündüm. Ve mektubunu cevapladım. Ey Allah’ın

kitabının aşınası biz ne istedik te rabbim vermedi sen sabah namazının hemen ardından iki

rekat ekle ve felek ve nas surelerini oku gün doğunca da aynanın karşısına geçip bak bizi

kendi simanızda görürsünüz. Allah sevenlerini sever. Emirlerini gözet.


4 Muharrem Cuma 1427 Şeytan denilen iblisin şerlerini tam beş yıldır düşünüyor ve

birçoğuna aklım yetmiyordu. Gölgede kalan şeyleri bilmem için Allah’ u Alim den gelecek

bilgileri bekliyordum. Sabah ezanı meselesinde şikâyet edilerek götürüldüğüm karakolda ki

komutan ile mülakatımdan söz etmek isteriz. Komutan bize sana deli diyorlar haberin var mı

dediğin de, bizde bunlar dünyada yaşayan insanlığın sayısını yapamıyorlar on bir milyarda bir

akıllıya deli demekten başka bir şey demezler. Üç yüz yıldır gemilerin kaptanı noksan akıllıdır.

Ne yaptıklarını hakkıyla bilemezler. bu gemiler yakında bir kayaya çarpar ve onlar o zaman deliyi ararlar, deli de mevt olup Rabbine kavuşmuştur. 

Yalnız bu geminin enkazından kurtulan insanlar bir daha asla böyle kattanların gemisine

binmeyecektir. Dedim. Biz sözümüzü bitirdiğimizde komutan etkilendi. Dedim ki

yavrucuğum üzülme biz bu ezanı Muhammediyi bir yüce dağın üstünden de okuruz. Dedim.

Bu arada şeytanla mücadelemiz şiddetli bir şekilde zahiren batin’ en devam ediyordu.


Euzubillahimineşşeytanırracin Bismillahürrahmanurrahim iblis iyice yanımıza kadar

sokulmuştu bu kadar sokulmasından dolayı üzüntü içindeyken, İblis konuşmaya başladı ve

dedi sen Kutup sun ama sana kimse inanmaz, sen az bir zaman kutupluk yapacaksın ve senin

tahsilin yok dedi.


Bunun üzerine cevaben, Biz birilerini kandıracak değiliz. Rabbime şükürler olsun Allah’ u ta

ala insanlığa yaptığımız dualarımızı kabul etti. Ömrüm mühim değil dedim. İblis tekrar

hitaben ya besmeleyi yaz dersem ne yaparsın. Yazarım dedim. Haydi, yaz dedi ve yazdım.

İblis tekrar yazamadın dedi. İkinci defa yazdım gene yazamadım. Üçüncü defa yazdım yine

yazamadım. Ve hiddetlenerek önce kalemi büktüm kıramadım. Yanan sobaya kalemi atmak

isterken, Birinci semadan kuvvetli bir ses ‘’ Oğlum Hamza kalemi bırak Allahümme Salli

ala Muhammed de’’ Hemen toparlandım ve iblisin oyununa düşmekten Muradı ilahi gereği

kurtuldum. Ve La ilahe illallah ve Allahümme salli ala Muhammed diye tekrarlayıp

düşündüm.


İblis bizi yanıltmış da eğitim yaptırıyordu. Fakat kalem yazmıyordu elbette ki kalem haklıydı

şeytan emriyle Bismillah bile yazılmazdı. Ve bizim o an bir besmele çekip şeytanı kovmamız

lazımdı. Fakat hikmetlerle dolu bu durumda Rabbim ayrıca birinci semadan gelen ve

peygamberi olan birini bize hocalık yaptırıyordu. Ve iblis kahroluyordu. Üçüncü ise

Allahümme salli ala Muhammed. Bu salavatın devamını dört yıl sonra açıklayacak olan

Rabbim Ali’ ül Âlim, Âlim’ ül Hâkim, Hâkim’ ül Küllü şey’ in Kadirdir.


Şeytanın oğullarıma kadar saldırı hazırlığında olması ve bizim Rabbimizin yardımı ile bu

durumu atlatmamız sonrasında, oğullarımı yanıma getirip onlara sığır hayvanlarının içinden

en iyisini kesip eve et getirmeden fakirlere dağıtın dedim. Onlarda işaret buyurduğun gibi

yaptık dediler. Onlar bu haberi bize akşam getirdi. Yani Kurban bayramı akşamı idi Akşam

namazı eda ettikten sonra, Allah’ım biz senin İlim ve Hikmetini, Hikmetinle Kudretini, buluğ

çağında değil mübarek annemizin kucağında doğumumuzla öğrendik. Bir yaşında besmeleyi

şerife, iki yaşında kelimeyi şahadet, üç yaşında salavatı şerife, dört yaşında namazda

okunacak süreyi celileri, beş yaşında namazın şartlarını, altı yaşında kılınış talimini yaptırıp,

yedi yaşında bir sabah namazından sonra benim işitebileceğim kadar sesle bir dua yaptı ve

dedi ki,


‘’Ey âlemleri bizim sebebimizle yaratan Allah’ım ve çeşitli nimetlerle donatan Rabbim bizi

bu âleme servet toplamak için değil. Seni zikredip seni tasdik için var ettin. Allah’ım bu

yavruma ve bütün insanlığın yavrularına hidayet buyur. Emri bil marufunla mübarek eyle.

Neyhin anil münkerinden uzak tut. Rabbim bu insanları güçlü bir imanla Kitabın Kur’an dan

ayırma.


Rehberimiz Muhammed aleyhi selamın nurlu yolu İslam üzere bizi daim kıl dedi ve bizde

âmin dedik. Annemin bu duayı bize ve insanlığın yavrusuna yapmasından yetmiş sene sonra,

Rabbim o anneyi bir de gayın annesini katarak hakları hak sahibine veren Allah’ u ta ala şöyle

buyuruyordu.


Bismillahürrahmanurrahim.’’ Ya İbrahim Halil Muhammed el Emin. Biz seni iki

mübarek anadan dünyaya getirdik. Sen İbrahim Halil’in torunu ehli Kutup umsun.

Sakın kimseyi incitme.


Ey İslam dininin Müslüman âlemi bizi dinleyin bu arzı kâfire bırakın ve seyredin, bu dünya

nimetlerini bin dört yüz yıldır nasıl yediklerini bizim Rabbimiz onlardan nasıl soracak. Değil

insanlık kâinat döşeğinin üzerinde dönüp duran âlemler de bütün mahlûkat seyredecek adil

olan Allah’ u alanın hesabı onların hesabına benzemez.


Bayram sabahına gelip sabah namazı, bayram namazı, kuşluk namazı, kurban namazı, öğle

namazı yanıma pek insan gelmiyordu insanlarla görüşecek durumda değildim. Namaz sonrası

melek Erhamur İkram gelerek


Bismillahürrahmanurrahim ‘’ Bu iki insanın kıyamete kadar Müslümanın içinde

nesillerinin Kur’an-ül Hâkime nasıl bir hizmette bulunacaklarını anlattıktan sonra,

bütün Müslümanların kurbanlarını onların tarafından kabul edip ecrini Müslümanlara

mübarek eyliyor müjdesini verdi.’’


Üçüncü gece saat iki sırası namaz arası duadaydım. İblisin işaret ettiği bölgeden dünyanın her

tarafını mahşeri bir çığlık kaplıyordu. Bu an cinlilerin şeytana uyguladıkları recim anı yani

başına balyoz vurdukları dakikalardı. Bu anı inanan ve inanmayan insanlardan bilenler de

vardı. Bunlar bize çeşitli gaybi mektuplar yazıyorlar cevaplarını alınca bir daha

yazmıyorlardı.

Blogger tarafından desteklenmektedir.